Kayıtlar

Sevdiğin Kadar ...

Sevdiğin Kadar Bir sabah erkendi. Ev henüz uyanmamıştı. Perdelerin arasından sızan ışık, odanın ortasına düşmüş; her şeyi olduğu gibi gösteriyordu. Ne eksik, ne fazla… Çaydanlığın altı kısık ateşteydi. İlk fokurtuyu bekliyordum. Hayat da bazen böyledir; sesini yükseltmeden gelir, fark edersen… Aynaya baktım. Yüzümdeki çizgileri saymadım bu kez. Ne kadar yaşadığımı değil, ne kadar sevdiğimi düşündüm. Takvim yaşımı söylüyordu ama kalbim başka bir yerden konuşuyordu. Meğer insan, aynada gördüğü kadar değil; gözlerinin uzağı gördüğü kadar gençmiş. Birini hatırladım. Uzun zamandır aramadığım, ama içimde hep yaşayan bir yüzü… Hasret, ay ışığı gibiydi; sessiz ama aydınlatıcı. O an anladım: Sevdiğine ne kadar özlem duyuyorsan, ona o kadar yakınsın aslında. Mesafe, haritada değil; kalpte ölçülüyormuş. Çay hazır olduğunda fincanı elime aldım. Sıcaktı. Güneş gibi… Isındım. İnsan da böyledir; ısıtıldığı kadar sıcak, anlaşıldığı kadar güçlü. Kendini yalnız hissettiğinde yalnız, güçlü hissettiği...

Sen mutluysan yeter

### SEN MUTLUYSAN, BU HERKESE YETER Hayatın bir yerinde şunu öğreniyorsun: Herkesi memnun etmeye çalışırsan, en sonunda kendini mutsuz ediyorsun. Çünkü ne yaparsan yap, birilerinin mutlaka söyleyecek bir sözü oluyor. “Bunu niye yaptın?” “Böyle giyinilir mi?” “Bu yaşta böyle şey yapılır mı?” “İnsan biraz kendini düşünür.” “Millet ne der?” Bırak desinler. Senin hayatını onlar yaşamıyor. Senin geceleri ne düşündüğünü, neye üzüldüğünü, neyin seni mutlu ettiğini onlar bilmiyor. O yüzden artık biraz da kendin için yaşa. Canın dans etmek istiyorsa dans et. Kimse bakmıyorsa bile et. Hatta herkes bakıyorsa daha çok et. Çünkü hayat, başkalarının alkışını bekleyerek geçirilecek kadar uzun değil. Bir gün çıkıp gitmek istiyorsan git. Nereye? Fark etmez. Bazen insan bir yere gitmez. Kendisinden uzaklaştığı yere geri döner. Biri “Nereye gidiyorsun?” diye sorarsa: **“Kendime gidiyorum.”** de. Yeter. Çok beğendiğin bir şey varsa al. “Ne gerek var?” diyen olur. “Bu kadar para...

Parmak uçlarımdaki hayat

PARMAK UÇLARIMDAKİ HAYAT Kendimi ne zaman işe yaramaz, ne zaman aciz hissetsem… O tanıdık duygu gelip içime çöreklendiğinde, eski bir dostun yıllar önce söyledikleri düşer aklıma. Ve yüzümde, kendiliğinden kocaman bir gülümseme belirir. Bana bir gün, tam da en dibe vurduğumu sandığım anda şöyle demişti: “Ne zaman kendini aciz ve işe yaramaz hissedersen, parmak uçlarına bak.” O kadar üzgündüm ki… Sesim bile bana yabancıydı. Kısık bir sesle sadece şunu sorabilmiştim: “Neden?” “Çünkü,” demişti, “o parmak izlerinden bu yeryüzünde başka hiç kimsede yok. Sen özelsin. İnanmazsan, parmaklarının ucuna bak.” O an bir şey oldu. Sanki içimde bir yer yeniden nefes aldı. Evet, ben özeldim. Aslında herkes özeldi… Ama beni o günden sonra ayıran şey, kendi özel olduğumun farkına varmış olmamdı. Hâlâ karamsarlığa düştüğümde, umutsuzlukla boğuştuğum anlarda o dostu hatırlarım. Parmak uçlarıma bakarım. Ve kendi kendime fısıldarım: “Sen özelsin… Bunların hepsini atlatırsın.” Yine bir gün, önemli bir...

Krizde Bireysel Olarak Yapılması Gerekenler

İşte dikkat edilmesi gereken 41 ALTIN kural... ALTIN KURAL; ALTIN KİMDEYSE, KURALI O BELİRLER... Bu sözün sahibi; Robert T. KİYOSAKİ - Ekonomist ve Yazar. "ZENGİN BABA YOKSUL BABA" Kitabının yazarı...) Eminiz ki; bir çok dostumuz 41 ALTIN KURAL'a uymakta zorlanabilecek veya uygularken tepki de gösterebilir... Ancak, en azından YIL BAŞINA kadar tedbirli olunmasını samimiyetle öneriyor ve tavsiye ediyoruz... 1- Miktarı ne kadar olursa olsun bankadaki nakit paranızı likit fon ya da kısa vadeli mevduatta değerlendirin. 2- Kredi kartıyla zorunlu kalmadıkça alışveriş yapmayın. Özellikle de uzun vadeli taksitli kampanyalara katılmak için acele etmeyin. 3- İnternet, telefon gibi sabit giderlerinizi minimuma indirecek çözümler üretin. Yakında abone kapma yarışına girecek telefon şirketlerinin kampanyalarını yakından takip edin. 4- Çok zorunlu olmadıkça dayanıklı tüketim malzemelerini yenilemeyin, evinizle ilgili tadilat yapmayın. 5- Kredi kartınızın asgari miktarını bile ödeyemiyo...

Kriz ve Bir Gece

Resim
Kriz ve Bir Gece Krizle ilk yüzleştiğim günü hâlâ net hatırlıyorum. Saatin kaç olduğu önemli değildi; çünkü zaman durmuştu. Masada dosyalar, duvarda yarım kalmış hayaller, içimde ise “Şimdi ne olacak?” sorusu… Telefon susmuyordu ama cevap verecek gücüm yoktu. Herkes bir şey söylüyordu: “Biraz bekle”, “Şimdi risk alma”, “Ortada dur”, “Zaman kazanalım”. O gece şunu fark ettim: Kriz, bekleyeni affetmiyor. Sessiz kalanı ise kendi tarafına yazıyor. Sabaha karşı pencereye yürüdüm. Şehir hâlâ uyuyordu. Ama benim için uyku çoktan bitmişti. İşte o an, yıllar sonra Lee Iacocca’nın satırlarında okuyacağım gerçeği ilk kez kendi hayatımda yaşadım: Kriz gecikeni değil, karar alanı sever. O gün geri çekilmedim. Mükemmel bir planım yoktu ama bir yönüm vardı. Kısa vadede kim ne yapacak belliydi. Orta vadede ise müşteriye, insana, güvene yeniden dokunacaktım. Her çeyrek, kendi kendime hesap verdim. Ne kazandım, ne kaybettim, ne öğrendim… Bazıları “fazla iddialısın” dedi. Oysa ben şunu biliyordum: İ...

İşte yönetimde 32 altın kural ;

İşte yönetimde 32 altın kural ; “İş Hayatında Nasıl Daha Başarılı Olursunuz?” YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL Yazar : Richard R. CONORROE Yayınevi : İlgi Baskı : İstanbul / 1989 / 198 shf. “Ey iş hayatının cesur şövalyesi!.. Görevlerini Ve atılımlarını Dürüstçe Zeka ve şerefle Yapacaksın. Bu prensipler, senin zırhın olsun…” 1. Başarınızı en fazla etkileyebilecek kişileri seçin; onlarla doğrudan, kişisel olarak ve sürekli irtibat halinde bulunun. 2. Şu andaki durumunuzun, yarın hatta bugün değişmeyeceğini sanmayın. 3. Mesleğiniz ne olursa olsun, kendinizi bir satıcı olarak görün. 4. Yapıp söylediklerinizin gelecekteki sonuçlarını daima düşünün. 5. İş hayatında mevki her şey değildir (fakat kısme). 6. Başkalarından daha iyi yaptığınız işleri keşfedin ve yapın. 7. Kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyleri arkasından söylemeyin. 8. Her felakette zaferin tohumlarını ve her zaferde felaketin tohumlarını arayın. 9. Yalan söylemeyin. Doğruyu söyleyemiyorsanız susun. Yalan söylemeye başladığınız anda...

Zamansızlık Probleminizden Sonsuza Kadar Kurtulun

Zamansızlık Probleminizden Sonsuza Kadar Kurtulun “yapacak o kadar çok işim var ki…” “yapılacaklar listem doldu taştı” “hayatın akışını takip edemez oldum” “Bana 24 saat yetmiyor” Bu sözler size yabancı gelmiyorsa eminim bu yazı işinize yarayacak Bu aralar oldukça yoğun bir süreçte olduğumu bilen bilir. Bu süreçte yaptığım en verimli işlerden biri iş bitirme (GTD) sanatı üzerine David Allen’ın “Getting Things Done” adlı eseri bitirmek oldu. Pek Nedir “İş Bitirmek”? İş bitirmek (getting things done) yapmamız gereken işleri en az zihinsel çabayla, ve yapılması gereken en kısa zamanda, bitirmemizi sağlayan sistematik bir yöntemdir. İş Bitirme Metodolojisi, aslında pek çoğumuzun bilinçsiz olarak yaptığı “doğal düzenleme süreci”nin belirli bir platforma oturtulması ve derlenmesinden ibaret. Siz de bir “iş bitirici” olmak istiyorsanız; 1. Zihninizden hiçbir şey tutmayın. Zihniniz su kadar durgun olsun. 2. Şu an olması gereken durumda olmayan, olması gerektiğinden farklı olan her türlü düşün...