Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Takdir Belgesinden Fazlası...

Resim
. Askerliğimi yaparken rütbem asteğmendi. Görev yerim ise 5. Kolordu Merkez Kantini'nin muhasebesiydi. Henüz hayatın başında, üniversiteden yeni çıkmış genç bir maliyeci olarak kendimi bir anda büyük bir sorumluluğun içinde bulmuştum. Kantin Başkanımız Vural Albay, aynı zamanda Kolordu Karargâhı'nda görevliydi. Bu nedenle çoğu zaman başkan vekilliği görevi de bana kalıyordu. Bir yandan kantinin muhasebesini yürütüyor, bir yandan da idari işleri takip ediyordum. Bir süre sonra Kolordu Komutanı'nın bana duyduğu güven daha da arttı. Öyle ki, Marmara Askerî Kampı'nın muhasebesi de bana verildi. Artık iki ayrı birimin hesaplarını tutuyor, aylık bilançolarını ve kâr-zarar tablolarını hazırlıyordum. Bugün dönüp baktığımda kendi kendime hep şunu söylüyorum: "Bir insanın tek başına altından kalkabileceği işler vardır; bir de ancak iyi bir ekiple başarabileceği işler..." Ben şanslıydım. Çünkü yanımda işini seven, sorumluluk sahibi, birbirine güvenen mükemmel bir ekip v...

Bir Sonraki Adım

Resim
Altı ay oldu. Takvime bakınca kısa geliyor insana. Sadece altı yaprak düşmüş gibi... Ama işsiz geçen altı ay, normal zamanla ölçülmüyor. İlk günlerde insan umutlu oluyor. Telefon çalacak sanıyor. Gönderdiği özgeçmişlerin bir yerlerde karşılık bulacağını düşünüyor. Sabahları daha hızlı kalkıyor. Tıraşını oluyor. Ütülü gömleğini gitiyor. Çünkü içinde hâlâ yarınlara dair bir inanç taşıyor. Sonra günler geçiyor. Telefon daha az çalıyor. Sorular çoğalıyor. "Bir gelişme var mı?" "Bir haber çıktı mı?" "Ne oldu o görüşme?" Bir süre sonra cevap vermek zor geliyor. Çünkü anlatacak yeni bir şey kalmıyor. İnsan sadece bekliyor. Beklemek... Belki de hayatın en ağır yüklerinden biri. Çalışırken yorulduğumu sanırdım. Meğer insanı asıl yoran çalışmak değil, beklemekmiş. Beklerken düşünüyorsun. Düşündükçe geçmiş geliyor. Kaçırılan fırsatlar geliyor. Yapılan hatalar geliyor. Keşkeler geliyor. Gece uzuyor. bazen bitmiyor, Sabah geç geliyor. Ve bir gün...

Altı ay da doldu

Resim
Altı ay... Kâğıt üzerinde iki kelime. Yaşayan için ise bitmek bilmeyen bir bekleyiş. İnsan işsiz kalınca sadece gelirini kaybetmiyor. Önce telefonun sesini kaybediyor. Sonra sabahları kalkmak için duyduğu heyecanı. Ardından yavaş yavaş kendine olan inancını... Bir zamanlar aranan, danışılan, fikri sorulan biriyken, bir anda kimsenin aramadığı birine dönüşüyor. En acısı da bu. Yıllarını veriyorsun. Gençliğini veriyorsun. Sağlığından veriyorsun. Ailene daha iyi bir hayat kurabilmek için uykularından veriyorsun. Sonra bir gün anlıyorsun ki iş dünyasının hafızası yok. Dün alkışlanan insan, bugün unutulmuş bir dosya gibi bir kenara bırakılabiliyor. Altı aydır her sabah aynı umutla bilgisayarın başına oturuyorum. Her başvuruda kendimden bir parça gönderiyorum. Her sessizlikte biraz daha eksiliyorum. Kimse söylemiyor ama işsizlik insanın onuruyla da mücadele etmesidir. Bankadaki rakamlarla değil, aynadaki yüzüyle savaşmasıdır. Bazı geceler uyku tutmuyor. Tavanı seyrediyorsun. Saatin tik takl...