USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU
Ustanın Elinin Dokunuşu Mezatçı, hırpalanmış, çizilmiş eski kemana şöyle bir baktı. Harcanacak zamana pek değmeyeceğini düşünüyordu ama yine de kalabalığa gösterdi. “Bu ne eder arkadaşlar?” diye sordu. “Açık artırmayı kim başlatacak?” “Bir dolar…” “İki dolar…” “Yalnızca bu kadar mı?” “Üçe çıkartan yok mu?” “Üç dolara satıyorum… satıyorum…” Tam o anda, en arka sıralardan kır saçlı bir adam öne çıktı. Eski kemanı eline aldı. Üzerindeki tozu sildi. Gevşek yaylarını gerdi. Akort etti. Ve kusursuz bir melodi çalmaya başladı. Salon sessizliğe büründü. Müzik bittiğinde mezatçı bu kez daha alçak bir sesle sordu: “Şimdi… keman için ne veriyorsunuz?” “Bin dolar.” “İki bin.” “Üç bin.” “Satıyorum… sattım!” Kalabalık alkışlıyordu. Bazıları ise ağlıyordu. “Ne oldu da değeri bu kadar değişti?” diye sordular. Cevap kısa ve netti: “Bir ustanın eli değdi.” Hayatta da böyledir. Yıpranmış, uyumsuz, yaralanmış nice insan; yanlış kalabalıkların içinde, bir kase çorba, bir alkış, geçici bir ...