Kayıtlar

Kasım, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sevdiğin Kadar ...

Sevdiğin Kadar Bir sabah erkendi. Ev henüz uyanmamıştı. Perdelerin arasından sızan ışık, odanın ortasına düşmüş; her şeyi olduğu gibi gösteriyordu. Ne eksik, ne fazla… Çaydanlığın altı kısık ateşteydi. İlk fokurtuyu bekliyordum. Hayat da bazen böyledir; sesini yükseltmeden gelir, fark edersen… Aynaya baktım. Yüzümdeki çizgileri saymadım bu kez. Ne kadar yaşadığımı değil, ne kadar sevdiğimi düşündüm. Takvim yaşımı söylüyordu ama kalbim başka bir yerden konuşuyordu. Meğer insan, aynada gördüğü kadar değil; gözlerinin uzağı gördüğü kadar gençmiş. Birini hatırladım. Uzun zamandır aramadığım, ama içimde hep yaşayan bir yüzü… Hasret, ay ışığı gibiydi; sessiz ama aydınlatıcı. O an anladım: Sevdiğine ne kadar özlem duyuyorsan, ona o kadar yakınsın aslında. Mesafe, haritada değil; kalpte ölçülüyormuş. Çay hazır olduğunda fincanı elime aldım. Sıcaktı. Güneş gibi… Isındım. İnsan da böyledir; ısıtıldığı kadar sıcak, anlaşıldığı kadar güçlü. Kendini yalnız hissettiğinde yalnız, güçlü hissettiği...

SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER

SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER Kimi istersen onu seç, ama önce kendini seç. Kendin için yaşa, Kendin için sev, kendin için aşık ol. Kendini beğen ve kendini dinle her zaman. Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü. Düşün ki çok seviyorsun dans etmeyi. Ruhunu doyuruyorsun ve hayatının vazgeçilmezleri arasında. Öyleyse dans et, durma. Kimsenin seni engellemesine izin verme. Sırf başkaları mutlu olacak diye oturma sandalyeye. Kalk ve ilerle pistin ortasına. Sonra yorulana dek dans et.”Ne derler”diye düşünme. Bırak konuşsunlar. Sen mutlu olacaksın ya gerisinin önemi yok! Kendini yollara mı vurmak istiyorsun, bin ilk otobüse. Nereye gittiğine bile bakma. Çık yola. Bir haber ver yeter. Nereye gittiğini soranlara “kendime gidiyorum”de. Kes dünyayla iletişimini, n’olur? Bir mola yerinde pilav üstü kuru yerken alacağın tadı düşün. Kayboluşlar insana kendini buldurur bazen. Geride kalanları unutma elbette ama onlar da beklemeyi bilsinler.Çok mu beğendin vitrindeki giysiyi, al o zaman. Ço...

PARMAK UÇLARIMDAKİ HAYAT

PARMAK UÇLARIMDAKİ HAYAT Kendimi ne zaman işe yaramaz, ne zaman aciz hissetsem… O tanıdık duygu gelip içime çöreklendiğinde, eski bir dostun yıllar önce söyledikleri düşer aklıma. Ve yüzümde, kendiliğinden kocaman bir gülümseme belirir. Bana bir gün, tam da en dibe vurduğumu sandığım anda şöyle demişti: “Ne zaman kendini aciz ve işe yaramaz hissedersen, parmak uçlarına bak.” O kadar üzgündüm ki… Sesim bile bana yabancıydı. Kısık bir sesle sadece şunu sorabilmiştim: “Neden?” “Çünkü,” demişti, “o parmak izlerinden bu yeryüzünde başka hiç kimsede yok. Sen özelsin. İnanmazsan, parmaklarının ucuna bak.” O an bir şey oldu. Sanki içimde bir yer yeniden nefes aldı. Evet, ben özeldim. Aslında herkes özeldi… Ama beni o günden sonra ayıran şey, kendi özel olduğumun farkına varmış olmamdı. Hâlâ karamsarlığa düştüğümde, umutsuzlukla boğuştuğum anlarda o dostu hatırlarım. Parmak uçlarıma bakarım. Ve kendi kendime fısıldarım: “Sen özelsin… Bunların hepsini atlatırsın.” Yine bir gün, önemli bir...