Kriz ve Bir Gece

Kriz ve Bir Gece Krizle ilk yüzleştiğim günü hâlâ net hatırlıyorum. Saatin kaç olduğu önemli değildi; çünkü zaman durmuştu. Masada dosyalar, duvarda yarım kalmış hayaller, içimde ise “Şimdi ne olacak?” sorusu… Telefon susmuyordu ama cevap verecek gücüm yoktu. Herkes bir şey söylüyordu: “Biraz bekle”, “Şimdi risk alma”, “Ortada dur”, “Zaman kazanalım”. O gece şunu fark ettim: Kriz, bekleyeni affetmiyor. Sessiz kalanı ise kendi tarafına yazıyor. Sabaha karşı pencereye yürüdüm. Şehir hâlâ uyuyordu. Ama benim için uyku çoktan bitmişti. İşte o an, yıllar sonra Lee Iacocca’nın satırlarında okuyacağım gerçeği ilk kez kendi hayatımda yaşadım: Kriz gecikeni değil, karar alanı sever. O gün geri çekilmedim. Mükemmel bir planım yoktu ama bir yönüm vardı. Kısa vadede kim ne yapacak belliydi. Orta vadede ise müşteriye, insana, güvene yeniden dokunacaktım. Her çeyrek, kendi kendime hesap verdim. Ne kazandım, ne kaybettim, ne öğrendim… Bazıları “fazla iddialısın” dedi. Oysa ben şunu biliyordum: İddiası olmayan insan krizde yük olur. Cesaret, o günlerde bir meziyet değil; hayatta kalma refleksiydi. Yanıldığım anlar oldu. Yanlış teşhisler koyduğum da… Ama hiçbir zaman krizi tek bir nedene bağlamadım. Çünkü hayat bana öğretmişti: Hiçbir yıkım tek bir hatadan doğmaz. Aylar sonra geriye baktığımda şunu net gördüm: Kriz beni yıkmamıştı. Beni ayıklamıştı. Kim liderdi, kim değildi… Kim yük aldı, kim kaçtı… Kim konuştu, kim sustu… Hepsi ortaya çıkmıştı. Bugün dönüp baktığımda hâlâ aynı cümleyi kuruyorum: Her krizin bir galibi ve bir mağlubu vardır. Galip olanlar daha güçlü olanlar değil, geri çekilmeyenlerdir. Kriz, karakteri büyütür. Cesareti olanı öne çıkarır. Ve bazen, insanın hayatındaki en karanlık gece onu en doğru sabaha hazırlar. “Finansal krizler nakit yokluğundan değil; geç alınan kararlar, yanlış öncelikler ve zayıf risk yönetiminden doğar.”

Yorumlar