Kusursuzluğun Görünmez Çatlağı
Eskiden dükkânın kepengi ağır gelirdi, paslı metalin çıkardığı o dirençli ses içimi ısıtırdı. Şimdi akıllı sistemler, raporlar ve pürüzsüz işleyen süreçler arasında, kepenkler sanki kendiliğinden kalkıyor. Ama her şeyin bu kadar kolaylaştığı yerde, insan neden daha fazla yoruluyor? Göz kararı kahvenin tadı ile dijital terazinin hassas ölçüsü arasındaki o uçurum, aslında hayatın kendisidir. Gallup raporlarına baksanız, insanların işlerine neden bağlanmadığını yüzdelerle anlatırlar. Rakamlar soğuktur, mesafelidir. Onlar dükkândaki o derin sessizliği "sorunsuzluk" olarak kaydeder. Oysa kimseden ses çıkmaması, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez; bazen herkesin o dükkândan ruhen çoktan çıktığı anlamına gelir. Mükemmellik, içinde insan nefesi barındırmayan bir cam fanus gibidir. İçerisi tertemizdir ama yaşanmaz. Bir hikâye yazarsınız, "daha iyi olsun" diye başkaları dokunur, düzeltir; sonunda ortaya çıkan metin hatasızdır ama size yabancıdır. Çünkü o metnin içindek...