Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YAZLIKTAKİ SESSİZLİK

YAZLIKTAKİ SESSİZLİK Gaziantep, 1994. Bir iş insanının mali çöküşü, ihanetler ve içe çöken sessiz bir fırtına… İnsan bazen hayatının dağılışını bir anda duymaz. Önce küçük bir çatırdı gelir. O sabah ben o sesi duydum. Masamda biriken faturalar, ödenmemiş çekler, suskun bakışlar… Hepsi aynı hikâyeyi anlatıyordu. En acısı da güvendiğim insanların yüzlerindeki yabancılıktı. İhanet, ses çıkarmaz; ama ağırlığı insanın içine çöker. Telefonlar susmuyordu. Alacaklılar, ortaklar, sözde dostlar… Ardından tek bir cümle geldi: “Abi, işler bitti. Ortaklık da.” O an anladım; bazen sessizlik, kelimelerden daha çok acıtır. Eve döndüğümde her yer sessizdi. Sokaklar, ev, rüzgâr… Ama içimde sağır edici bir fırtına vardı. O gece uyuyamadım. İnsan yıkıldığını hemen anlamaz; asıl yıkım sabah başlar. Günler geçtikçe sessizlik içime yağmaya başladı. Balkonda şehre baktığım bir akşam fark ettim: Hayat akıyor, ben yerimde sayıyordum. Eşim yanımdaydı; bir şey söylemedi, elini omzuma koydu. Bazen insan, kon...

HAYAT ÜSTÜNE

Hayat çok uzun sanılan ama aslında çok kısa; çok kolay sanılan ama gerçekte oldukça zahmetli bir yolculuktur. Bu yolculuğa başladığım ilk yıllarda çekingen, hatta utangaç bir delikanlıydım. Bir söz söylerken kırk kez düşünür, kalabalıkta eli ayağına dolaşan biriydim. Üniversite yılları ise hayatın insana attığı sert ama öğretici bir düğüm gibiydi. Zamanla törpülendim, olgunlaştım; özgüvenim yavaş yavaş büyüdü. Kendimi daha net duymaya başladım. Ta ki iflas edene kadar… İnsan kaybetmenin ne demek olduğunu gerçekten kaybedince anlıyor. Maddi yıkımın ötesinde, özgüvenin sessiz çöküşünü izlemek insanın içini oyuyor. O günlerde yeniden kabuğuma çekildim. Omuzlarım düştü, sesim kısıldı, bakışlarım ağırlaştı. Hayatın ne kadar hızlı yükseltebildiği gibi, bir o kadar hızlı yere indirebildiğini orada öğrendim. Sonra zaman devreye girdi. Durdurmayı hayal ettiğimiz ama asla durduramadığımız o zaman… İnsan, beklemenin ne demek olduğunu zamanın içinde öğreniyor. Hayat bazen koşarak değil, durara...

30+ Yılın Ardından: Kendi İşinizi Kurmak Üzerine

Otuz yılı aşkın iş hayatında şunu net öğrendim: İş kurmak bir cesaret meselesi değil, bir dayanıklılık sınavıdır. Gençken herkes büyük paralar kazanmayı hayal eder. Ben de ettim. Ama yıllar bana şunu öğretti; büyük paralar hayalden değil, doğru zamanda doğru kararlardan gelir. İlk işime girerken her şeyi bildiğimi sanıyordum. Sonra yanıldım. İş kurdum, büyüttüm, zorlandım, kapattım, yeniden başladım. Bugün geriye dönüp baktığımda “iyi ki” dediğim şeylerin çoğu kazandıklarım değil, zamanında vazgeçebildiklerim oldu. Kendi işini kurmak isteyenlere, kitaplardan değil yaşanmışlıktan birkaç not: 🔹 Ne yapacağınıza önce kendinizi ikna ederek karar verin. Kararsız girilen iş, daha başlamadan yarı yolda kalır. Hangi ihtiyaca çözüm sunduğunuzu, müşterinin neden sizi seçeceğini netleştirmeden yola çıkmayın. 🔹 Her fikir dosya ister. İş dünyasında “anlatırım” dönemi çabuk biter. Yazılı olmayan fikir, ciddiye alınmaz. Marka, üretim, patent, işleyiş… Hepsi masada net olmalı. Bu bana çok pahal...

Küçük İşlerle Nasıl Büyük Para Kazanılır?

Küçük İşlerle Nasıl Büyük Para Kazanılır? Küçük işletmeler paranın, aynı zamanda da beyinlerin olduğu yerlerdir. Amerikan ekonomisine her yıl katılan yeni işlerin tamamını küçük işler yaratır. Küçük işlemeler, ’AR-GE’ çalışmalarına devasa bütçeler ayıran en kârlı 100 şirkete kıyasla, çalışan başına 14 kat daha fazla buluşa imza atarlar. Küçük işletmeler, eylem yerleridir. Küçük işletme sahibi, en büyük 500 şirket arasında yer alan herhangi bir şirketin CEO’sunun 1 ayda yaptığından çok daha fazla işi 1 günde yapar. Büyük şirketlerin tepe yöneticilerinin aksine, küçük işletme sahibi satış yapar, satın alır, borç alır, fatura keser, para biriktirir, ödemeleri yapar, keşfeder, yenilik yapar, değiştirir, tahminlerde bulunur, karar verir, risk alır ve bunları her gün yapar. Her gece yatağına yattığında, ertesi gün maaşları nasıl ödeyeceğini, tedarikçilere yapılacak ödemeleri, bankalara ödenmesi gereken kredi taksitlerini, sorunlu işleri nasıl çözeceğini, gelirini nasıl arttıracağı...

Çok Zengin Adamın Sırrı

Bazıları paranın peşinden koşar, bazıları zamanın… Warren Buffett, kazancını aceleyle değil; sabırla, suskunlukla ve değişmeyen ilkelerle büyütenlerden. Para gürültü sever; vitrin ister, alkış ister. Oysa bazı servetler sessizce birikir. Warren Buffett, tam da bu sessizliğin içinden konuşan bir bilgedir. Dünyanın en zenginleri listesinde yıllar geçtikçe isimler değişir, rakamlar yer değiştirir; fakat Buffett’ın adı paradan çok akılla anılır. Çünkü o, kazancını piyasanın telaşına değil, insan doğasının değişmeyen hallerine emanet etmiştir. Nebraska’nın Omaha kentinde, gösterişten uzak bir hayat sürer. Ofisinde bilgisayar yoktur; karmaşık hesaplardan çok, işin özünü ve insanın niyetini okumayı tercih eder. Ona göre bir yatırım, fazlaca açıklama gerektiriyorsa, orada bir eksik vardır. Rakamların ötesine geçer; kârdan önce karaktere bakar. 1962’de Berkshire Hathaway hisseleriyle başlayan yolculuk; Coca-Cola’dan Goldman Sachs’a uzanan uzun bir sabır hikâyesidir. Yıllar içinde yatırımla...