Sonucu Düşünen Kahramanlar
Sonucu Düşünen Kahramanlar Bir ülkede fakir bir adam, kralın kızına âşık olur. Ümitsizdir ama vazgeçmez. Cesaretini toplar, kralın huzuruna çıkar ve niyetini söyler. Kral iyi yüreklidir ama kızını vermek istemez. Adamı da kırmamak için bir şart koyar. Birlikte sandala binerler. Denizin ortasında kral parmağındaki yüzüğü çıkarır, suya atar ve der ki: “Bu yüzüğü bana getirirsen kızımı sana veririm. Getiremezsen, unut.” Adam kabul eder. Kıyıya döndüğünde eline bir tas alır ve denizi boşaltmaya başlar. Günler geçer. Haftalar, aylar, yıllar… Adam hâlâ tasla denizi boşaltmaktadır. Tasın taşlara vurmasından çıkan ses denizdeki canlıları rahatsız eder. Merak ederler, bakarlar. Adamın yüzüğü aradığını öğrenirler. Bu sesten kurtulmak isteyen bir balık, yüzüğü alır ve adamın tası daldırdığı yere bırakır. Adam yüzüğü bulur. Ve kralın huzuruna çıkar. Kral şaşkındır. Ama söz sözdür. Bu hikâye beni hep şuna götürür: İnsanlar harekete geçmeden önce nasıl düşündüklerine göre kaderlerini yazıyo...