Hayat Üstüne…
Hayat, çok uzun sanılan aslında çok kısa; çok kolay sanılan aslında çok zahmetli ve engebeli bir yolculuktur. Ben bu yolculuğun en başlarında, fırtınalara karşı korumasız, çok çekingen, hatta utangaç bir çocuk gibiydim. Hayatın ritmine ayak uydurmakta bocalıyor, kendi gölgemden bile çekiniyordum. Sonra üniversite yılları geldi; o yıllar beni yavaş yavaş olgunlaştırırken özgüvenimi de adım adım büyüttü. Kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğimi gördükçe her geçen gün kendine daha çok güvenen, geleceğe umutla bakan biri haline geldim. Ta ki o sert kırılma noktasına, iflas edinceye kadar... Bir anda rüzgar tersine döndü. O darbeden sonra yine o eski çekingen, omuzları çökmüş ve eskisinden çok daha fazla içine kapanık, kabuğuna çekilmiş birine dönüştüm. İnsan bir kez düşmeyegörsün; yeniden ayağa kalkana kadar geçen süre, en ağır sınavı oluyor. Zaman akıp gidiyor... Ve insan, durdurmayı hayal ettiği ama asla gücünün yetmediği o amansız zamanın koynunda beklemenin ne demek olduğunu ezberliy...