Gecenin Beşinde...
Gecenin bir yerinde uyandım. Saat kaçtı bilmiyorum… ama içimde tanıdık bir kıpırtı vardı. Eskiden böyle uyanmalar beni tedirgin ederdi. Gözümü açar açmaz zihnim dolardı. Unutmak istediklerim, yarım kalmış meseleler, içime çöken eski zamanlar… İnsan en çok bu saatlerde yakalanıyor kendine. Gündüz güçlü sandığın ne varsa, gecenin sessizliğinde olduğu gibi çıkıyor ortaya. Ama bu gece öyle olmadı. Daha ben kıpırdamadan kedim Ares de uyandı. Başını kaldırdı, bana baktı. Sessizce… abartısız… olduğu gibi. Onun bakışında bir telaş yoktu. Sadece bir eşlik hali vardı. Sanki “buradayım” der gibi. Bir zamanlar gerçekten zor zamanlardan geçtim. İçine çöken ağırlıkla yürümeye çalıştığın günler… Güvendiğin şeylerin bir bir dağıldığı anlar… İnsan o zaman yoruluyor. Sadece bedeni değil, içi yoruluyor. Hatta bazen bırakmak daha kolay geliyor. Ben de o duygunun kıyısından döndüm. Ama kalmayı seçtim. Büyük kararlarla değil belki… Küçük sebeplerle. Bir sabah daha görmek için, bir sesi daha du...