Kayıtlar

Gecenin Beşinde...

Resim
Gecenin bir yerinde uyandım. Saat kaçtı bilmiyorum… ama içimde tanıdık bir kıpırtı vardı. Eskiden böyle uyanmalar beni tedirgin ederdi. Gözümü açar açmaz zihnim dolardı. Unutmak istediklerim, yarım kalmış meseleler, içime çöken eski zamanlar… İnsan en çok bu saatlerde yakalanıyor kendine. Gündüz güçlü sandığın ne varsa, gecenin sessizliğinde olduğu gibi çıkıyor ortaya. Ama bu gece öyle olmadı. Daha ben kıpırdamadan kedim Ares de uyandı. Başını kaldırdı, bana baktı. Sessizce… abartısız… olduğu gibi. Onun bakışında bir telaş yoktu. Sadece bir eşlik hali vardı. Sanki “buradayım” der gibi. Bir zamanlar gerçekten zor zamanlardan geçtim. İçine çöken ağırlıkla yürümeye çalıştığın günler… Güvendiğin şeylerin bir bir dağıldığı anlar… İnsan o zaman yoruluyor. Sadece bedeni değil, içi yoruluyor. Hatta bazen bırakmak daha kolay geliyor. Ben de o duygunun kıyısından döndüm. Ama kalmayı seçtim. Büyük kararlarla değil belki… Küçük sebeplerle. Bir sabah daha görmek için, bir sesi daha du...

Usturanın Altında Kalan Yıllar

Resim
Bir berber koltuğunda geriye yaslanmış bir adam, Yüzünde köpük, gözlerinde yıllar var. Dalgın gibi görünür belki. Ama o dalgınlık, kaybolmuş bir adamın değil; uçurumun kenarından dönmüş birinin sessizliğidir. Bir zamanlar her şeyi vardı. Sonra bir gün, rakamlar düştü, insanlar dağıldı, güven çatladı. 1995’ün sımsıcak bir sabahında sadece cebindeki para değil, içindeki dünya da eksildi. İnsan iflas ettiğinde en çok parasını değil, kendine olan inancını kaybeder. O günler geçti. Geçti ama iz bıraktı. Her çizgi bir sabrın imzası oldu yüzde. Şimdi bir ustura yanağına dokunurken o, şunu düşünür: “Ben düştüm. Ama yerde kalmadım.” Affetmek kolay değildi. İnsanı yoran yük, borç değil; kalpte taşınan kırgınlıktı. Yıllar sonra anladı ki; affetmek karşıdakini değil, kendini özgür bırakmaktır. Şimdi yüzündeki ifade yorgun değil, Derin. Çünkü bazı adamlar gençken güçlü, yaş aldıkça bilge olur. Ve hayat, en temiz tıraşı acıyla yapar.

Bir Nefeste

Resim

İnadınıza Yaşayacağım

Resim
Her zaman yalnızdım yalnız, Sadece iyi günümde yanımdaydınız. Hep tek kaldım bu alemde. Özellikle sabahsız gecelerde. Gerçi çok da farklı değil di gündüzlerim, Sahte kalabalıklarla da bitmezdi günlerim. Diyeceksiniz ki kalabalık içinde kalınır mı yalnız? Kötü günümde sanki neyin var diye hiç sordunuz? Yine de varsa inatta da bir murat, inadınıza bırakmayacağım size koca bir kainat. Teslim olup size gitmeyeceğim, inanmazsanız da terki dünya etmeyeceğim. Siz ki zannettiniz gidecek bu diyardan, oysa ben ölmeden getireceğim burnunuzdan. Garip Mehmet saçmaladı yine biraz, ama asla af dilemez , bu sözler bile size az

Geçtim Gidiyorum

Resim
İnsanı sevdim. Yüzünü değil, yüreğini sevdim. Kırılganını, eksik yanını, suskunluğunu sevdim. Ama kendimi koyacak bir yer bulamadım o kalplerde. Ben fazla geldim belki. Ya da eksik. Bilmiyorum. Ses oldum, yankı bulmadı. El uzattım, havada asılı kaldı. Gözümle anlattım, kimse hissetmedi... İnsanı sevdim… Kendimi sevdiremedim. Ne zaman denk gelsem birine, Zaman eğriydi. Ne zaman zaman düzelse, Bu kez insan yamuktu. Hep bir yanlış vardı hayatın terazisinde. Ben doğru durdum sandım, Belki de en çok ben eğriydim. Bir kalbe sığamadım. Bir cümlede kalamadım. Bir bakışta yerim olmadı. Olsun… Öylesine geldim. Bir sabah gibi habersiz. Bir akşam gibi sessiz. Çok şey istemedim aslında; Bir omuz, Bir “iyi ki”, Bir “kal” sesi. Olmadı. Şimdi içimde yavaş yavaş sönen bir kandil var. Ne rüzgâr var söndüren, Ne de el uzanıp koruyyan. Kendi kendine azalıyor ışık. Öylesine geldim. Geçtim gidiyorum bu dünyadan. Arkamdan büyük sözler kalmayacak belki. Ama bilinsin: Ben insanı sevdim. Kendimi ...

Seninle Yaşlanabilmek Ne Güzel

Resim
Gençken zaman hızlı akan bir nehir gibidir. Koşarız. Yetişiriz. Kurarız. Hayat hep ileri doğru akar. Sonra bir gün fark ederiz ki, Asıl güzellik hızda değil, yan yana yürümektedir. Birlikte alınan kararlar, birlikte içilen o sabah çayları, aynı masada paylaşılan yalnızca sessizlikle, mekan değildr… Pazar günleri birlikte gidilen dış mekan yemekleri, Ama esas paylaşılan yemek değil, mutlu anlardır. Aşk sadece heyecan değildir. Aşk, yıllar geçtikçe derinleşen bir tanışıklıktır. Bakıştan hâl anlamaktır. Söylenmeden yanındakini duyabilmektedir. Zaman saçlara ak düşürür, yüzlere çizgi çizer. Ama doğru insanla o çizgiler yorgunluk değil, hatıra olur, anlar biriktirir. Ve o anların hepsinin iyi olması da gerekmez. Kötü anlarda da desteğini, yanındalığını hissettirmektir. Nikah töreninde nikah memurunun söylediği gibi hem iyi günde, Hem kötü günde bir arada kalabilmektir. Başa kalkmadan yanındalığını yüzünden eksilmeyen güven mimikleriyle çizebilmektir yüreklere. Bir gün aynaya bakı...

Yeniden Yapılmak…1995

Resim