Bugün Huzuru Kana Kana İçtim

Bugün kana kana huzur içtim. Öyle göstererek değil, kimseye anlatma ihtiyacı duymadan… Sanki yıllardır susayan bir yanım vardı da ben bile fark etmemişim. İnsan bazen susuzluğunu anlamıyor. Hayatın telaşını normal sanıyor, omuzlarındaki yükü kader diye taşıyor. Ta ki bir gün içinden derin bir “oh” yükselene kadar… Bugün öyle bir “oh” geçti içimden. Kolay gelmedi bu huzur; içimde kaç fırtına dindi de öyle yer açıldı bu sessizliğe. Meğer huzur, fırtınasız bir hayat değil; fırtınadan korkmamayı öğrendiğin anmış. Eskiden oldurmaya çalıştım, yoruldum. Şimdi “olduğu kadar” diyorum… Ve ilk kez hayat bana yetiyor. Bu bir vazgeçiş değil. Bu, hayatla güreşmeyi bırakıp yan yana yürümeyi öğrenmek. Ne geçmiş susatıyor artık beni, ne de gelecek ürkütüyor. Anladım ki hayat, avuçta tutulan değil; avuç açıldığında yerleşenmiş. İnsan bazen yıllarca susuz kaldığını fark etmiyor; ilk yudumu alınca anlıyor ne kadar yorulduğunu. Meğer ruh da su istermiş… Hem de buz gibi, berrak, sessiz bir huzur. Bugün durdum. Koşmadım. Yetişmeye çalışmadım. Sadece yaşadım. Ve fark ettim: Hayat, yetişilecek bir yer değil; fark edilecek bir yolmuş. Artık hayatla kavga etmiyorum… Yan yana yürüyoruz. Bazı günler vardır; su içmezsiniz, huzur içersiniz. Bugün öyle bir gündü. İçimdeki telaş sustu, zaman yavaşladı. Ve ben, ilk kez acele etmeden yaşadım. Şimdi biliyorum — mutluluk her zaman yüksek sesle gelmiyor. Bazen sadece içinden bir “oh” dersin… ve o an, hayatın tam da olması gerektiği yerde olduğunu anlarsın. “Gençken anlatacak hikâyeler aradım, meğer en güçlü hikâye sakinleşmiş bir kalbin içindeymiş.”

Yorumlar