– Kişisel Bir Not
– Kişisel Bir Not
Yıllar önce bir akşam eve geç döndüğümü hatırlıyorum.
Yorgundum ama içimde tuhaf bir gurur vardı.
İşler yolundaydı, sorumluluklar artmıştı, insanlar bana güveniyordu.
Kendi kendime, “başarı böyle bir şey olmalı” demiştim.
Evin kapısından girdiğimde ise bambaşka bir sessizlik vardı.
Kimse bir şey söylemedi.
Zaten en ağır cümleler çoğu zaman söylenmez.
O gün şunu fark ettim:
Başarı bazen alkışla değil, eksiklik hissiyle karşılar insanı.
İş yerinde aranır olmak, evde eksik kalmayı telafi etmiyor.
Çalışmanın ne demek olduğunu biliyorum.
Kendi işini yapmanın yükünü de, bir başkasının sorumluluğunu taşımanın ağırlığını da…
“Bugün biraz durayım” deme lüksünün çoğu zaman olmadığını da.
Çünkü iş, durduğun an senden uzaklaşır.
Ama yıllar bana başka bir şey daha öğretti:
Sadece çalışarak kazanılan başarı,
bir yerden sonra insanın içini doldurmuyor.
İş hayatı net.
Çalışırsın, sonuç alırsın ya da almazsın.
Özel hayat öyle değil.
İhmal ettiğinde hemen alarm vermez.
Sessizce geri çekilir.
Fark ettiğinde ise mesafe açılmış olur.
Bir noktadan sonra kendime şu soruyu sordum:
“Gerçekten neyin peşindeyim?”
Daha çok iş mi,
yoksa hayatımın içinde hâlâ yerim var mı?
Bugün şunu söyleyebiliyorum:
Başarı, sadece çok çalışmak değil.
Başarı, çalışırken neyi kaybettiğini fark edebilmek.
Ve kaybetmeden ilerleyebilecek cesareti gösterebilmek.
Denge kusursuz bir şey değil.
Her gün yeniden kurulan, bazen bozulan, bazen toparlanan bir hal.
Ama dengeyi hiç umursamamak,
en pahalı hatalardan biri.
Hâlâ öğreniyorum.
Hâlâ zaman zaman yanılıyorum.
Ama artık biliyorum ki;
iş hayatında ayakta kalmak önemli,
hayatın içinde kaybolmamak daha önemli.
Ve başarı…
Eğer hayatla birlikte yürümüyorsa,
bir gün mutlaka insanın karşısına
eksik bir zafer olarak çıkıyor.
“Çok çalışarak başarılı olabilirsiniz; ama dengeyi kuramazsanız, o başarı bir gün hayatın dışında kalır.”
Yorumlar