<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296</id><updated>2011-11-28T02:39:48.371+02:00</updated><category term='हयल'/><category term='kişisel gelişim'/><category term='iş hayatı'/><category term='अप्तालिबिल्गी'/><category term='जेकी'/><category term='कुराल्लर'/><category term='यामा'/><category term='iş buma'/><category term='जेका'/><category term='arama'/><category term='ग्ेक्'/><category term='başlamak'/><category term='iş yazısı'/><category term='yöनेतिम'/><category term='özgüven'/><category term='kendine güvenmek'/><category term='kişइसेल gelişim'/><category term='kişसेल gelişim'/><title type='text'>m o z s a r a c---- MS</title><subtitle type='html'>Beğendiğim,seçip sunduğum kişisel gelişim ve yönetim üzerine yazılar...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>59</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-857248556117663200</id><published>2011-07-30T08:02:00.000+03:00</published><updated>2011-07-30T08:02:51.566+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş buma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş hayatı'/><title type='text'>İş arıyorsanız bu 7 tavsiyeye kulak verin</title><content type='html'>İş arıyorsanız bu 7 tavsiyeye kulak verin&lt;br /&gt;Fatoş Karahasan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet, dünyadaki iletişim, üretim ve tüketim biçimlerini hızla dönüştürüyor. Araştırmalara göre, üniversitelerde öğretilen bilginin büyük bir bölümü , öğrenciler mezun olana kadar güncelliğini yitiriyor. Mezun olanlarsa işgücüne girmekte ciddi anlamda zorlanıyorlar. Küresel krizle birlikte, işsizlik oranları hızla yükseliyor. Pek çok sektörde insan gücüne duyulan ihtiyaç azalıyor.&lt;br /&gt;İş sahibi olanlar da, iş arayanlar da gelecek kaygısı içinde yaşıyorlar.&lt;br /&gt;Dünyada online işe alımı icat eden, 53 ülkede ofisi olan, 88 milyon özgeçmişe dünyanın en büyük CV veritabanına sahip Monster.com, Türkiye Genel Müdürü ve Gelişen Pazarlar Bşk. Yrd. Ebru Çapa’ya, iş arayanların neler yapması gerektiğini sordum. Aşağıdaki tavsiyeleri sıraladı:&lt;br /&gt;1- Kendinizi Google’layın: Google ve Yahoo gibi popüler arama motorlarına kendi adınızı aratın. Karşınıza itibarınıza zarar verebilecek bilgiler çıkarsa, bilgilerin yer aldığı siteyle iletişime geçip kaldırılması için uğraşın.&lt;br /&gt;2- Sosyal ağlardaki profillerinizi gözden geçirin: Facebook , Linkedin, Friendfeed gibi sitelerde müstakbel işvereninizi rahatsız edebilecek fotoğraf ya da hikayeler paylaşıp paylaşmadığınıza bakın. Arkadaşlarınız, hakkınızda negatif bir şey yazmış mı kontrol edin. Facebook’ta üye olduğunuz grupları da gözden geçirmeyi unutmayın. Youtube’da yayınladığınız video içerikleri ya da Twitter’daki yazılarınızın da işverenler tarafından görülebildiğini unutmayın.&lt;br /&gt;3- Kişisel web sitenizi ve blogunuzu düzenleyin: İşverenlere ters düşebilecek konuları ya da deneyimlerinizi kişisel web siteniz ya da blogunuzda paylaşmamaya dikkat edin.&lt;br /&gt;4- Kendi tarzınızı seçin: Sosyal ağların servislerinin size sunduğu her çağrıya balıklama atlamayın. Bazı siteler profesyonel alanlara yönelirken, bazıları kız/erkek arkadaş bulmaya yoğunlaşmıştır. Bir çoğu ise iş ve keyfi aynı anda sunar. Yeni tanıştığınız bir kişiyle uyum yakalayabilir ve sonra onun hayallerinizin şirketinde çalıştığını öğrenebilir, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;5- Profilinizi düzenleyin: Sadece eğlence amaçlı oluşturulmuş sosyal ağlar bile kariyeriniz için olumlu bağlantılar kurmanızı engelleyebilir. Müstakbel bir patronun görmesini istemeyeceğiniz hiçbir şeyi profilinizde bulundurmayın. Potansiyel firmalar sizin internetteki profilinize ulaşabilir ve buradan sizinle ilgili bir yargıya varabilirler. Bunu aklınızda bulundurun ve profilinizi potansiyel firmaların görmelerini isteyeceğiniz şekilde düzenleyin.&lt;br /&gt;6- Online Forumlara ve bloglara mesaj yüklerken dikkatli olun: Çünkü yazdıklarınızın orada kalma ihtimali ve işverenizin önüne düşmesi an meselesi olabilir.&lt;br /&gt;7- Kendi PR’ınızı yapın: Nasıl markalar kendini yeteneklere pazarlıyor siz de kendi markanızı firmalara duyurun. Ya kendi web sitesini –blogunuzu oluşturun ya da online kariyer sitelerine CV’nizi bırakın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-857248556117663200?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ekonomi.milliyet.com.tr/is-ariyorsaniz-bu-7-tavsiyeye-kulak-verin/ekonomi/ekonomiyazardetay/30.07.2011/1420547/default.htm' title='İş arıyorsanız bu 7 tavsiyeye kulak verin'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/857248556117663200/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=857248556117663200&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/857248556117663200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/857248556117663200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2011/07/is-aryorsanz-bu-7-tavsiyeye-kulak-verin.html' title='İş arıyorsanız bu 7 tavsiyeye kulak verin'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7620770306356334605</id><published>2011-07-06T23:19:00.000+03:00</published><updated>2011-07-06T23:19:33.958+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş yazısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş hayatı'/><title type='text'>Etkili iş yazıları için öneriler ...</title><content type='html'>Etkili iş yazıları için öneriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi alanında başarılı kişilere yazı yazmak çoğu kez zor gelir. Herkes çok iyi yazamaz ama biraz emek ve dikkat ile herkes derdini anlatabilir.&lt;br /&gt;"1984" adlı romanın yazarı George Orwell ise yazı yazarken kişinin şu 4 soruyu kendi kendisine sormasını öğütlüyor:&lt;br /&gt;* Ne söylemek istiyorum? Her cümleye başlarken bu soruyu kendi kendinize sorduğunuzda en iyi anlatımı bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;* Nasıl söyleyebilirim?&lt;br /&gt;* Daha açık yazabilir miyim? &lt;br /&gt;* Yazdığımın etkisi ne olur?&lt;br /&gt;Dahası bir deyim, terim veya benzetmenin amaca hizmet edip etmediğini inceleyin. Klişelerden kaçının. Kısaltmaların açılımlarını muhakkak yazınıza ekleyin.&lt;br /&gt;İş yazıları bunların dışında başka özellikler de taşımalıdır. İyi bir iş yazısının, yöneticinin kişiliğini yansıtması ve ürüne ve markaya hayat veren ruhu içermesi de gerekir. Bunun için şu noktalara dikkat etmeniz yararlı olabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planlamayı iyi yapın: Yazıya başlamadan önce anlatmak istediği konuları zihninde örgütleyemeyen ve planlamayan yönetici, rota belirlemeden denize açılan kaptana benzer. Bu şekilde yazılan bir yazıyı okuyan kişi, verilmek istenen mesajı kavrayamaz. İş mektuplarında en çok görülen hata zayıf planlamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğlak ifadelerden kaçının: İletinizin hedefini 12'den vurabilmesi için aşağıdaki konulara dikkat etmeniz gerekir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yazının tonu veya havası yanlış seçilirse yazınız umduğunuz etkiyi yaratamaz. Gerektiğinden daha sert, negatif veya tepeden bakan bir yazı kurulmak istenen ilişkileri daha doğmadan zedeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aşırı alçak gönüllü ifadeler, tumturaklı ve resmi bir tarz kadar sakıncalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "En kısa zamanda..." veya "mümkün olduğu kadar..." gibi muğlak ifadelerin kullanılması, okuyan için bir şey ifade etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çok kuru ve teknik yazılar ise insanlara bir kullanma kılavuzu okuyormuş duygusunu verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yazınızda sık sık, "fakat", "ama" ve "belki" gibi kelimeler yer alıyorsa karşı taraf sizin yetkisiz olduğunuzu veya konuya tam anlamı ile bilmediğinizi düşünür. Bu tereddütlü kelimeler okuyanın bir karara varmasını zorlaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir cümleden sonra ilk cümlenin anlamını zayıflatan ikircikli bir cümleyi kullanmak da aynı derecede sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz en iyisi kendinize özgü ve doğal bir tarz geliştirin ve sanki konuşuyormuş gibi yazın. Kendi tarzınızı buluncaya kadar, belirli bir yazıyı üç dört değişik şekilde yazarak bunların içeriğini ve okuyanda bıraktığı etkiyi analiz edin.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun cümle ve paragraflardan kaçının: Şehir trafiğinde dur-kalk yaparmış gibi cümlelerinizi ikide bir virgüllerle, noktalı virgüllerle, "ve" lerle ve yan cümlelerle doldurursanız istediğiniz yere varamazsınız. Cümlelerinizde ortalama yedi ile on arasında kelime olsun. Daha uzun cümlelerde anlam dağılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun paragraf tuzağına da pek düşmeyin ve okuyana bir nefes alma imkanı tanıyın. Yazının tamamı da kısa olsun. Karşınızdaki insanın sizin gibi meşgul olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edilgen cümleleri pek kullanmayın:  Edilgen fiillerle kurulmuş cümleler yazıyı soğutur, soyutlaştırır ve anlatımı zayıflatır. Çünkü pasif cümleler yere sağlam basmaz. Bu nedenle "Servisimiz tamiratı yapacaktır " cümlesi yerine "Tamirat yapılacaktır" türü edilgen cümleleri kullanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefine ulaşan kelimeleri bulun: Ünlü Amerikalı yazar Mark Twain, "Daima doğru kelimeyi kullanın, kardeşini değil..." diyor. İş yazılarında da amacı en iyi ifade eden kelimeleri arayıp bulmak gerekir. Siz yazıyı bir kere okuduğunuzda, yerine oturmayan kelimeyi kolayca fark edip düzeltebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfır hatayı amaçlayın: Bir iş mektubunda noktalama ve yazım hatalarının yapılması hemen siparişin iptali sonucunu doğurmaz ama bir virgülün yanlış yere konulması yazının anlamını da tamamen değiştirebilir. Yazım hataları yapıldığında ise karşı taraf, "Yazısını dikkatsiz ve kuralına uygun yazmayan bir yönetici, üretiminde de titiz olmaz..." diye düşünebilir.&lt;br /&gt;Kaynak: Referans Gazetesi/Faruk Türkoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7620770306356334605?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7620770306356334605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7620770306356334605&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7620770306356334605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7620770306356334605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2011/07/etkili-is-yazlar-icin-oneriler.html' title='Etkili iş yazıları için öneriler ...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7733095910006254454</id><published>2010-10-07T17:53:00.001+03:00</published><updated>2010-10-07T17:53:43.646+03:00</updated><title type='text'>İş garantili CV</title><content type='html'>ş garantili CV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgeçmişinize ekleyeceğiniz iki cümle ile işe alım yapacak yönetici için mücevher değerinde bir fark yaratabilirsiniz. “Çalışan CV” denen bu yöntem ile işi kapmak daha kolay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüsniye Güngör&lt;br /&gt;husniye.gungor@sabah.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş aramak, hele de bu ortamda oldukça sancılı bir süreç halini aldı. Malum, şu sıralar umutsuzca adı sanı bilinmeyen yüzlerce şirkete gönderilen binlerce özgeçmiş arasından fark edilmek her zamankinden daha da zor. Halbuki özgeçmişinizde açacağınız küçücük bir bölümle çok büyük bir fark yaratabilirsiniz. Ancak o küçük bölüme yazacağınız iki cümle için öncesinde bir miktar çalışma yapmanız gerekiyor. Zaten yöntemin yaratıcısı Nick Corcodilos da icadına “çalışan CV” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1979’tan beri Amerika’nın en rekabetçi pazarlarından Silikon Vadisi’nde beyin avcılığı yapan Corcodilos’un çalışan CV’siyle henüz görüşmeye gitmeden olası patronunuza onun için yapabileceklerinizi göstermeniz mümkün. Özgeçmişlerde görmeye alıştığımız ve artık klasikleşmiş “kariyer hedefleri” bölümüne iyi bir alternatif olan bu yöntemi terfi ya da departman değişikliği isteyenler de kullanabilir. Peki, çalışan CV nedir ve nasıl hazırlanır? Yaratıcısının ağzından aktaralım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ücretsiz ürün örneği vermek gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klasik bir pazarlama kuralı vardır ya… “Müşterinin sizin ürünlerinizden almasını beklemeden önce ürününüzden ücretsiz bir örneği siz ona verin” diyen. Böylelikle olası müşterileri yakalamış olursunuz. Artık müşterinin de daha fazlasını istemek için bir nedeni vardır. Böylelikle aynı zamanda ürününüzün ne kadar iyi olduğunun kanıtlanması gibi kritik bir hedefi de gerçekleştirmiş olursunuz.   &lt;br /&gt;Corcodilos’a göre aynı şeyi özgeçmişinizde de yapabilirsiniz. Yani olası işvereninize onun için yapabileceklerinizle ilgili bedava bir örnek vermek. Bu, işverenin dikkatini çekecektir ve sizi amacı sadece işi kapmaya çalışmak değil, işveren için o işi yapmak olan bir iş avcısı statüsüne sokacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketi ve sektörü araştırın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, işverene sunduklarınızla ilgili bir örneği özgeçmişinize nasıl koyacaksınız?&lt;br /&gt;Öncelikle yaptığınız işi ve becerilerinizi sektörünüzdeki şirketler için değerli yapanın ne olduğunu anlamalısınız. Sadece yeteneklerinizi düşünmeyin. Yeteneklerinizi şu ana kadar işverenleri başarılı ve karlı hale getirmek için nasıl kullandığınızı düşünün. Fakat bunu özgeçmişinize yazmayın. Çünkü bunların bir önceki patronunuza yaramış olması olası patronunuza da faydalı olacağı anlamına gelmiyor. Bu bilgiyi olası işvereninize “Sizin için yapabileceklerim bunlardır” demek için paketlemeniz gerekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgiyi aktarmadan önce işverenin ihtiyaçlarının neler olduğunu anlamanız gerekiyor. Bu da şirketinin karşı karşıya olduğu problem ve zorlukları bilmeniz gerektiği anlamına geliyor. Dolayısıyla bir miktar araştırma yapmanız gerekiyor. Corcodilos “Bunu yapın” diyor ve ekliyor: “Çünkü değer yaratmanın daha kestirme bir yolu yok!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye ihtiyaç varsa onu sunun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı sektördeki şirketlerin birçoğu aynı genel sorunlarla karşı karşıya kalır. Sektörel dergileri karıştırarak bu sorunların neler olduğunu öğrenebilirsiniz. Diğer yandan sektördeki birkaç kilit isimle konuşarak daha “insider” bilgi almak mümkün. Bu isimleri örneğin yazdıkları bir makaleyi ya da onlar hakkında yazılmış makaleleri okuyarak saptayabilirsiniz. Bu insanları bulun ve arayın. Ya da girmeyi hedeflediğiniz şirketin çalışanlarını arayın. Şirketin üye olduğu mesleki kuruluşları aramak da oldukça bilgilendirici olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazıyın. Örneğin şirketin müşterileri ve rakipleri ile konuşun. Öğrenecekleriniz karşısında hayrete düşeceksiniz. Bu bilgiyi olası işvereninizin karşı karşıya olduğu sorunları çözmek için donanımlarınızı nasıl kullanacağınızı tespit etmek için kullanın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra geçmiş başarılarınıza bir göz atın. Hangi donanımlarınızı kullandınız? Üzerlerine düşünmek için bunların bir listesini oluşturun. Hangileri şirketinizin daha başarılı ve karlı olmasını sağladı? Yarattığınız farklılığın öyle çok büyük miktarlarda olması da gerekmiyor. Ancak mutlaka ve mutlaka şirketin kar hanesine katkısı olacak bir farklılık olması gerekiyor. Bu değerlendirmenin ardından kendinize “Donanımlarımı çalışmak istediğim şirketin karşı karşıya olduğu zorlukları çözmek için nasıl kullanabilirim” diye sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değer önerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgeçmişinizde “önerilen fayda” (value offered) başlıklı bir alan açın. Corcodilos bu bölüm için en uygun yerin özgeçmişinizin üst tarafında isminizin olduğu bölümün altı olduğunu söylüyor. İki cümlede, mümkünse özgeçmişte üç - dört satırı geçmeyecek şekilde, önerdiğiniz değeri belirtin. Net olun. Başvurduğunuz her şirket için bu bölümü değiştirmeniz gerekecek. Ama emin olun ki buna değer.&lt;br /&gt;Mücevher değerinde bilgiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür bir cümle kurabilmek için çalışmak istediğiniz şirketle ilgili birçok bilgi edinmeniz ve yapacağınız katkıyı iyi tanımlamanız gerekiyor. Eğer bir terfi ya da departman değişikliği istiyorsanız bunu mevcut işvereninize de yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tercih size kalmış. Vaktinizi bu önemli ve gerekli araştırmayı yapıp iş başvurusunda bulunduğunuz şirkete tam olarak nasıl bir katkıda bulunacağınıza karar vererek de geçirebilirsiniz, tam olarak ne yaptığını bilmediğiniz yüzlerce şirkete özgeçmiş gönderip size geri dönmelerini bekleyerek de… Özgeçmişinize yaratacağınız değerden bir örnek koyun. Bu, işe alım kararını veren yönetici için mücevher değerinde bir bilgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇALIŞAN CV HAZIRLARKEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ifadeleri asla kullanmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Kendini geliştirmek için fırsat bekleyen çok çalışkan ve yetenekli operasyon müdürü.” (Kim istemez ki! Fakat benim şirketimin hedeflerini nasıl geliştireceksin?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Güçlü satış ve pazarlama deneyimi ve kusursuz iletişim yeteneği ile kar hanenize katkı.” (Fakat şirketim için tam olarak ne yapacaksın?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Herhangi bir şirket için çok büyük değer yaratırım çünkü başkalarıyla ortaklaşa çalışmalarda çok iyiyimdir.” (Çok genel, işverenin herhangi bir sorun ya da hedefine vurgu yapmıyor. İyi kişisel özelliklere sahip olduğunu belirtmek özgeçmişlerde en çok yer alan ifadelerdendir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek alabileceğiniz ifade biçimleri: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Nakliye tedarikçilerinizle daha iyi anlaşmalar yaparak ve nakliye departmanınızı düzenleyerek operasyon maliyetlerinizi düşüreceğim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Satış ekibinize danışmanlık seviyesinde satış teknikleri öğreterek ve hedef pazarınızdaki fikir önderleri ile ilişkiler geliştirerek gelirlerinizi ve karlılığınızı artıracağım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Zamanında ve düşük maliyetli programlama projeleri getirerek karlılığınızı artıracağım. Bunu tasarım ekibinizin son kullanıcıyla daha yakın çalışmasını sağlayacak özel teknikleri kullanarak yapacağım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışan özgeçmiş neleri kapsar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çalışmak istediğinizi şirketin yaptığı işle ilgili net bir tasvir.&lt;br /&gt;• İşverenin karşı karşıya olduğu sorun ve zorlukları anladığınıza dair ispat.&lt;br /&gt;• İşveren için yapılması gereken işi nasıl yapacağınıza dair bir plan.&lt;br /&gt;• Kar hanesine nasıl ve ne kadar katkıda bulunacağınıza dair bir tahmin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7733095910006254454?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7733095910006254454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7733095910006254454&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7733095910006254454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7733095910006254454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/10/is-garantili-cv.html' title='İş garantili CV'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-1196150072568052662</id><published>2010-06-12T17:34:00.000+03:00</published><updated>2010-06-12T17:35:26.546+03:00</updated><title type='text'>ÇALIŞIRKEN İŞ ARAMA YÖNTEMLERİ</title><content type='html'>Bir işte çalışırken bir yandan başka bir iş aramak dikkat, ihtiyat ve beceri gerektirir. Haber duyulursa patronunuz, müdürünüz size eziyet edebilir, iş arkadaşlarınız uzaklaşabilir, ekibiniz motivasyonunu kaybedebilir. Yeni bir iş aradığınızı, başka bir işe başvurduğunuzu iş yerindeki en iyi arkadaşınızın bile bilmemesinde fayda var. Ama söylememek de yeterli değil, yakalanmamak için de dikkat etmek gerekiyor. Tabii herkesin içinde telefonla konuşmamak, referans olarak müdürünüzün adını vermemek, yahut Hürriyet İK’da yer alan iş ilanlarını elinizde kırmızı kalem incelememek... bunları söylemeye gerek yok. Ama (biraz paranoyayı göze alarak) şu hususlara dikkat edin: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 1 - Bir arkadaşınız ağzından kaçırabilir &lt;br /&gt;Tedbir - İş aramaya, iş değiştirmeye karar verdiğinizi mümkün olduğu kadar gizli tutun. Böyle önemli bir karar arifesinde yakın bildiklerinize danışmamak, iş aradığınızı gizlemek kolay değil ama aksi tehlikeli. En yakın arkadaşınız bile ağzından kaçırabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 2 - İK departmanı CV’nizi görebililir &lt;br /&gt;Tedbir - Şirketinizin İK yetkilileri CV’nizin iş arama sitelerinde yer aldığını fark edebilirler. Mümkünse &lt;br /&gt;‘her isteyenin CV’leri göremediği’ siteleri, olmadı en azından İK departmanınızın sık sık bakmadığı &lt;br /&gt;siteleri tercih edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 3 - Bilgisayar ekranınızı gören olur &lt;br /&gt;Tedbir - İş yerinde internetten iş arıyorsanız, internetten iş başvurusu yapıyorsanız, müdürünüz ya da bir iş arkadaşınız ekranınızı görebilir. Yanınızda biri varken bir uyarı veya e-posta gelebilir. İş bilgisayarını kullanmayın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 4 - Bilgisayarda bıraktığınız izler &lt;br /&gt;Tedbir - İş yerinde yakalanmasanız bile, iş yerindeki bilgisayarı kullanmak sakıncalı. İş bilgisayarınızda CV’niz kayıtlı olmasın, bir flaş bellek kullanın. Sonra, iş yerinden iş arama sitelerine girmeyin. Yani bilgisayarda iz bırakmamaya çalışın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 5 - Yazıcınız size ihanet edebilir &lt;br /&gt;Tedbir - CV’nizi, başvurunuzu kimseler görmesin. Bu belgeleri iş yerindeki yazıcıda basmayın. Kağıt sıkışır, &lt;br /&gt;bir ofisboy CV’nizi sizden önce görür... Siz siz olun, bu işlerinizi evinizde yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 6 - İstenmeyen bir telefon gelebilir &lt;br /&gt;Tedbir - Mümkün olduğu kadar CV’nizde, iş başvurunuzda işyeri telefonunuzu, iş cebinizi vermeyin. &lt;br /&gt;Münasebetsiz bir yerde telefonunuz çalabilir. Siz yokken arayan olabilir. Şahsi telefonunuzu vermeyi yeğleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 7 - Tuhaf bir konuşma dikkati çekebilir &lt;br /&gt;Tedbir - Yukarıda söylendiği gibi, iş müracaatı yaptığınız şirketin yetkilisi, sizi tam patronun karşısında otururken arayabilir. Tuhaf halleriniz, eveleyip gevelemeniz, yahut ‘Bir dakika’ deyip boş bir odaya kaçmanız dikkati çekebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 8 - İşe her zamankinden erken gelmeyin &lt;br /&gt;Tedbir - Alışkanlıklarınızı değiştirmeyin, dikkati çeker. Her zamankinden erken gelip bilgisayarınızın başına oturuyor, çıkmak için herkesin gitmesini bekliyorsanız, mutlaka ‘Bu bir iş çeviriyor’ diyen biri çıkar. Yine uzun ve gizli telefon görüşmelerinden kaçının. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 9 - Genelde saatlerinizdeki değişiklik &lt;br /&gt;Tedbir - Eğer iş görüşmesi yapacaksanız iş saatleriniz dışında olsun. Böylece sık sık izin almaktan yahut dişçiye gidiyorum diye yalan söylemekten kurtulursunuz. Ayrıca mesai saatlerinde iş görüşmesi yapmak hem etik olmaz hem de suçtur! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 10 - Birden bire fazla şıklaşmanız &lt;br /&gt;Tedbir - Birden bire, yahut haftanın belli bir günü (hele hele geç gelmişseniz veya erken çıkacaksınaz) her zamankinden daha özenli giyinmeniz gözlerden kaçmayacaktır. Üstlerinizin ve arkadaşlarınızın aklına önce çapkınlık, sonra iş görüşmesi yapacağınız gelecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 11 - İş görüşmesi sırasında müdürün araması &lt;br /&gt;Tedbir - İşinizle iş aramayı ayırın. Hem işinizi riske atmamış olursunuz, hem de iş bulma şansınız artar. Çünkü tam bir işverenle görüşürken müdürün acil bir telefonu, yahut iş görüşmesi sırasında ‘aman yakalanmayayım’ korkusu, yeni iş ararken performansınızı da düşürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 12 - Referans vereceğiniz isimlere dikkat &lt;br /&gt;Tedbir - Üstlerinizin adını veya iş yaptığınız (ve müdürün de tanıdığı) isimleri referans olarak vermeden CV hazırlamak kolay değil. Şirket içinde ve dışında ‘çok güvendiğiniz’ insanları tercih etmeli ve önceden haber vermelisiniz. Ama çok dikkatli olun... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 13 - Müdürünüzün aranıp referans istenmesi &lt;br /&gt;Tedbir - İş başvurusu yaptığınız şirket veya danışmanı arayıp patronunuza, müdürünüze sizin hakkında sorular sormamalı. Tabii amirlerinizin iş aradığınız hakkında bilgisi yoksa. İş başvurusu yaptığınız yere açık açık ‘patronum bilmiyor’ demek (ters tepebilirse de) tek çare. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 14 - Performansınızdaki gözle görülür düşüş &lt;br /&gt;Tedbir - Çalıştığı işi terk etmeye karar verip başka iş bakanların performansı düşer, dikkatleri dağılır. Bunu yaşamış ve tecrübeli yöneticiler bu durumu kolayca fark ederler. Kendini kendinizi bu konuda uyarın ve motive edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk 15 - Müdürün bir tanıdığına denk gelmek &lt;br /&gt;Tedbir - Her türlü önlemi alırsınız, ama başvuru yaptığınız şirketin müdürü, sizin patronun sınıf arkadaşı çıkar... Kimileri, bu yüzden CV’ye çalıştığı şirketin adını koymuyor. Kimileri aynı sektörde hatta aynı şehirde iş aramıyor. Bu kadarına gerek yok, kısmetten çıkmışsa zaten... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son risk - Şirketten kötü etki bırakarak ayrılmak &lt;br /&gt;Tedbir - Bu sınavları başarıyla verdiniz ve kimseye çaktırmadan yeni bir iş buldunuz. Artık ayrılacağınızı bildireceksiniz. Özellikle üstleriniz kendilerini aldatılmış hissedeceklerdir. Yarın yine karşılaşabilirsiniz. &lt;br /&gt;Bir şekilde gönüllerini almadan şirketten ayrılmayın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.yenibiris/HurriyetIK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-1196150072568052662?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/1196150072568052662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=1196150072568052662&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1196150072568052662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1196150072568052662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/06/calisirken-is-arama-yontemleri.html' title='ÇALIŞIRKEN İŞ ARAMA YÖNTEMLERİ'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6220789781020353659</id><published>2010-04-26T17:03:00.001+03:00</published><updated>2010-04-26T17:05:18.854+03:00</updated><title type='text'>Geleceğin Gözde Meslekleri Neler Olacak?</title><content type='html'>Geleceğin Gözde Meslekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan çok değil yirmi yıl önce popüler olan mesleklerin hızla gözden düştüğü ve yerine yenilerinin ikame edildiği bir süreç yaşıyoruz. Yirmi sene önce en yüksek puanlarla öğrenci alan bâzı fakültelerin artık çok az tercih ediliyor olması bile, bu dönüşümün hızının anlaşılması için yeterli bir gösterge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecekte geçerli olacak bir meslek seçmek için bugünden kestirimde bulunmak kolay değil, çünkü geleceğin popüler bâzı meslekleri için eğitim verecek okullar bile henüz kurulmadı. Ama gelecekte etkin olacak bâzı alanlarda kariyer yapma imkânları da yok değil... Tek yapmanız gereken geleceğin trendini doğru tahmin edebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünün bir, on yıl önce Web tasarımcılığının 2000'in en gözde mesleği olacağını kim tahmin edebilirdi? İşte size geleceğe ilişkin bâzı ipuçları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Doku Mühendisi: Yapay derinin hâlihazırda pazarda bulunduğu bir ortamda yapay kıkırdağın satın alınabileceği günler uzakta değil. Bilim adamları 25 yılın sonunda yapay ortamda pankreas yetiştirmeyi umuyorlar. Araştırmacılar, hayvanların karın boşluklarında yeni insan bağırsak ve mesânesi yetiştirmeyi başardılar ve sıra ciğer, kalp ve böbrek dokularına geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Gen Programcısı: Dijital gen haritalarının sâyesinde, laboratuvar teknisyenleri kişiye özel reçeteler yazmaya, bilgisayar programları kullanarak insanların kişisel gen sıralarını tekrar hazırlamaya ve kişisel genleri değiştirmeye muktedir olacaklar. DNA'nızı taradıktan sonra, bozukluklarını gen terapisi ve ''akıllı'' moleküller kullanarak, arasında bâzı kanser türlerinin de olduğu, pek çok hastalığı önleyebilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Farma-çiftçi: Yeni çağda eski MacDonalds, tedâvi edici proteinler elde etmek için genetik olarak geliştirilmiş ürünler, ekinler yetiştirecek. Şu anda aşı taşıyıcı domates yetiştirmek ve inekler ve koyunlardan ilâç-yüklü süt elde etmek için çalışmalar sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yapay-gıda müfettişi: Yemekte ne var? Bir parça genetik oynamayla hızlı büyüyen balıklar veya donmaz meyveler aşırı nüfuslu dünyayı doyurmaya yardımcı olacaklar. Ama bu tür ''hibrit'' gıdalar farkında olmadan besin zincirini tamamen kırabilir. Eko-gözcüler, truva atı genlerinin etkilerini gözleyecek, ödül avcıları ise kontrolden çıkan veya kaçan ''transgen türleri'' yakalamak için kiralanacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Data-guru: Bir bilene sormanın yeterli olmayacağı zamanlar gelecek ve bilgi dağlarında aradığınız şeyi bulmak samanlıkta iğne aramak kadar zor olacak. Araştırma guruları bu noktada imdada yetişip bilgi yığınlarını sizin için didikleyip hap gibi aradığınızın özünü size bulacaklar. Bu kişiler insanların davranış kalıplarını pazarlamacılar ve bulaşıcı hastalık uzmanlarına ayrı ayrı yorumlayıp onları yönlendirecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Video-telefon tâmirciler: Yeni bilgisayarınızla ilgili sorununuz mu var? Belki üç boyutlu holografik televizyonuz çalışmıyor ya da konuşan tost yapıcınız ekmekleri yakıyordur. Üreticilerin uzaktan sistem kontrolü işin çoğunu hâlledecek, ama hâlâ video-telefonda hizmet verecek tâmircilere ihtiyacımız olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Sanal-gerçeklik aktörleri: Hani dijital kanallarda ''her izleme için öde'' var ya, o artık ''her oyun için öde'' olacak ve aktörler sizin de rol alacağınız siber-mekân film ya da tiyatrolarında size eşlik edecekler. Bilgisayar ekranı önünde göbek büyütmekten ve rutin hayatlarında sıkılan insanlar yeni heyecanlar istedikçe,kişiselleştirilmiş siber-sinemalar için senaryo yazıcılığı da çok para getiren mesleklerden olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Spesifik medyacılar: Günümüzün medya sanayisi giderek kişiselleşecek ve sâdece sizin için içerik oluşturmada (ürün yerleştirme) reklâmcılarla işbirliğine gidecek. Geleceğin kişiyi kuşatan reklâmları, direkt olarak beyninizin içine ''al-beni'' mesajları ışınlama hedefiyle dikkatinizi çekmek için tat ve kokuyu da kullanacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Turing (yapay zekâlı makine) Test-çileri: Bilgisayar mühendislerinin etkinlikleri, bir İngiliz matematikçi olan Alan Turing'in 50 yıl önce öngördüğü gibi size makine ile mi yoksa insanla mı konuştuğunuzu sorarak insan zekâsını taklit etmedeki başarılarıyla ölçülecek. Aradaki farkı ayırt edemediğiniz zaman bu insan simülatörleri şaşmaz müşteri hizmet temsilcileri olarak kullanılacaklar. Aynı zamanda size e-maillerinizi özetleyen, hatta sizin adınıza cevaplayan internet ateşeleri olarak hizmet verecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Bilgi Mühendisleri: Yapay-zekâ simsarları deneyimlerinizi yazılıma aktaracaklar ve sizi ''küçültecekler''.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki hangi meslekler kaybolacak?&lt;br /&gt;1. Borsa tellalları, araba satıcılar, postacılar, sigorta ve emlâk pazarlayıcıları: İnternet milyonlarca komisyoncu ve arayıcıyı piyasadan süpürecek, tabiî birkaç çok yetenekli müşkülpesent hizmet için hâlâ varolacak ve aramızı bulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Öğretmenler: Uzaktan öğrenim, internet üzerinden ''online'' sınıflar ve elektronik not verme gibi gelişmelerle her gün biraz daha popüler oluyor. Bugünün fakülte kürsüleri yarının yardım masalarına dönüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Matbaacılar: Basımevlerini korumak için yasalar koymak gerekebilir. Çünkü gazete ve dergiler çoktan dijital kâğıda geçmenin yolunu aramaya başladı bile. Xerox gibi görüntü sanayiinde faaliyet gösteren pek çok şirket, kâğıt gibi esnek, bilgisayar gibi kullanılabilen yetenekli ekranlar üretme çalışmalarında birbiriyle yarışıyor. Buna en çok sevinecek olan da, kuşkusuz milyonlarca ağacın kâğıt yapımında telef olması önleneceği için, çevreciler olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Dizgiciler: Gelişmiş ses tanımlama programları ağızdan çıkan her şeyi ekrana geçireceğinden sekreterler, asistanlar, mahkeme kâtipleri işlerini kaybedecekler. Tabiî karışıklıklar için sekreterleri veya asistanları suçlama imkânımız da elimizden alınacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. CEO'lar (Şirket Genel Müdürleri): Geleceğin küreselleşen ve 24 saate yayılan iş dünyasını yönetmek için tek bir yetkilinin işbaşında olması, çok hantal ve demode bir sistem olacak. Onların yerini hızlı düşünebilen dünyaya yayılmış bir uzman takımı alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Ortodondist: Artık metal ağızlıkla gezme günleri bitecek. Yerlerini 3 boyutlu simülasyon programlarınca geliştirecek saydam plastikten kullanıp atılabilecek ''düzelticiler'' alacak. Şu an geliştirilmekte olan bu teknoloji ile, diş araları açık insanlar için umut vaadedici günler yakında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Gardiyanlar: Suçluların beyinlerine yerleştirilecek mikroskobik aygıtlarla suç işlemeleri önlenecek. Her ne kadar bu aygıtların algılayıcıları pek çok ince ayar gerektirecek olsa da, ortada dolaşan psikopat tele-pazarlamacılardan iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Kamyoncular: Şehirler ve ülkeler arasında inşâ edilecek ''akıllı'' yollar bilgisayarlarca kullanılan araçların tampon tampona müthiş hızlarda güvenli seyâhat etmelerine imkân tanıyacağından, kamyonculara iş kalmayacak. Belki böylece trafik canavarına da biraz dur denmiş olacak. Zâten yollar da o kadar kalabalık olmayacak, çünkü her araçta bulunan sensörler size alternatif rotalar sunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Hizmetçiler: Daha şimdiden dolapta kalmayan ürünleri e-posta ile sipariş veren buzdolaplarını kullanıyoruz. Kendiliğinden nereyi ne şekilde temizleyeceğini bilen robot elektrikli süpürgelerin pazara çıkması uzak değil. Belki de geleceğin kendini temizleyebilen evleri merkezî bir süpürme ünitesine sahip olacak ya da tozları nanobotlar yiyip tüketecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Babalar: Kolonlaşma yaygınlaştıkça babalara dinozor muâmelesi yapılacak. Zâten genetik mühendisleri, doğacak bebeğin karakteristik özelliklerinin salt babanın genleri tarafından tespit edilmesine izin vermeyecekler. Gidip gen mühendislerine pizza ısmarlar gibi ''Çocuğumun boyu 1.90, gözleri mavi olsun'' diye sipariş verilecek. Annelere de sıra geliyor. Çünkü çocuklar yapay plasentalarda gelişip robotların ellerine doğacaklar. Biri ''Matrix'' mi dedi orda?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6220789781020353659?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6220789781020353659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6220789781020353659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6220789781020353659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6220789781020353659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/04/gelecegin-gozde-meslekleri-neler-olacak.html' title='Geleceğin Gözde Meslekleri Neler Olacak?'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-3980085692879067733</id><published>2010-03-26T09:41:00.000+02:00</published><updated>2010-03-26T09:42:03.395+02:00</updated><title type='text'>EKONOMİ KÖTÜ GİDERKEN AYAKTA KALMANIN YOLLARI !</title><content type='html'>EKONOMİ KÖTÜ GİDERKEN AYAKTA KALMANIN YOLLARI !  &lt;br /&gt;.Rekabet meydana getirmenin ve galip gelmenin en önemli yolu, kriz zamanlarında ayakta kalabilmektir. &lt;br /&gt;Kriz dönemleri şirketiniz için başarıya açılan bir kapı mı, yok oluşun ilk işareti mi? Bu sorunun cevabı iyi verilmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Ekonomik bunalımı çalışanlarınızı değerlendirmek bakımından lehinize çevirin. Şirketinizin durumu iyiye giderken çalışanlarınızın hemen hepsi kahraman kesilebilirler. Ancak asıl kahramanlar kriz zamanlarında kendilerini gösterirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Havuzu büyütün. Rakiplerinizden kaçmayı değil, müşterilerinizi kazanmayı deneyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Kriz dönemlerinde fiyat kırmak için işin kolayına kaçmak olur. Maliyet avantajınızı sağlamadan bu yola gitmemelisiniz. Farkınız sadece fiyatınız olmasın. Teknolojik donanım, müşteri memnuniyeti gibi &lt;br /&gt;konularda da fark meydana getirme yolları arayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Krizde köşenize çekilip beklerseniz hayatınız boyunca o köşede kalmaya mahkûm olursunuz. &lt;br /&gt;Müşterilerinizle iletişiminizi artırın. Zor günlerde şirketinizin imdadına yetişen en önemli unsur müşteridir. Eskisinden daha üretken olmalısınız. Yeni ürünler ve hizmet imkânları geliştirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Uzmanların sözlerine kulak verin. Onların tamamını felâket tellâlı olarak görmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Şirketiniz bünyesinde çalışan araştırmacıları önemseyin. Zaman kriz zamanı. Onların tavsiyelerine uyun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8) Şirketinizin hammaddesi olan üretim bölümünüzü bir köşeye atmayın. Yöneticilerinizi üretim sürecine &lt;br /&gt;mümkün mertebe yakın tutun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Yeni fikirler geliştirmeye odaklanın. Bunun için kabiliyetli insanlara ihtiyacınız var. Yeni fikirlerin gelişmesini sağlayacak ortam hazırlayın. Emir komuta zincirini gevşetin. Az sorumluluk çok verimlilik mânâsına gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) Yeni dünya düzeninin temeli sayılan teknolojiyi ciddiye alın. Teknoloji yatırımlarından kısmak, alınacak tedbirler içinde bulunmamalı. Böyle bir yatırımı kısarsanız, rekâbet avantajınızı ertelemiş olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11) Bütçe konusunda şirket genelini içine alacak şekilde plânlama yapın. Bu hataya daha çok orta dereceli yöneticiler düşüyor. Bütçe ayarlaması yapan yöneticiler sadece kendi bölümlerinin harcamalarını esas alıyorlar. Şirket vizyonunu edinmiş yöneticiler bu hataya düşmezler. Geniş düşünün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12) Şirket içi alarm sisteminizi geliştirdiniz mi? Bina güvenliğini sağlayan alarm sisteminden bahsetmiyorum. Krizleri önceden duyuracak bir alarm sistemi bu... En önemli özelliği, işini iyi yapan uzmanlardır. Unutmayın: &lt;br /&gt;En tehlikesiz kriz, tahmin edilen ve önlem alınabilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13) Çalışanlarınızın ücretlerini kısabilirsiniz. Ancak bunu yapmak için çok geçerli sebepleriniz ve bu kesintileri ikâme edecek çalışmalarınız olmalı. Nakit darlığı yaşadığınız zaman çalışanlarınızın aylıklarına az oranda zamlar yapabilirsiniz. Fakat şirketiniz altın günlerini yaşadığı zaman çalışanlarınıza beklenenden fazla zam oranı vererek onların gönlünü almalısınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14) Daha önce krizlerden geçmiş insanların, şirketlerin, ülkelerin tecrübelerinden faydalanın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15) Ekonomi yavaşladığı için kaynaklarınızı en güçlü olduğunuz alana tahsis edin. Böylelikle en iyi alanlarınızı pekiştirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16) “Yok olacağım!” korkusuna odaklanmayın. Dünyaca ünlü ip cambazı Karl Wallenda 70’lerindeyken, Puerto rico’da iki gökdelenin arasındaki ipten yürürken düşerek ölmüştü. Karısı ölümünden sonra onunla ilgili şunları söylemişti: “Hayatında ilk defa düşeceğini aklına getirmişti.” Siz de kriz sırasında çıkış yoluna odaklanın, yok olacağınız fikrine değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17) Devamlı değişin. ABD’ de 1909-1919 arasında 120 otomobil üreticisi şirket varken, bugün sadece iki şirket kalmıştır. Rekâbet ortamı, iyi olmayanları yok ediyor. Ayakta kalmanın şartı değişimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18) Krizden güçlü olan daha güçlü, zayıf olan daha zayıf çıkar. Liderin işi, kriz zamanında da, normal zamanda da aynıdır: Rakipleri geçmek. Fonu olanlar için fonsuz yakalanıp rakipler tarafından sıkıştırılanlar için krizin fırsat olduğunu söylemek imkânsızdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-3980085692879067733?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/3980085692879067733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=3980085692879067733&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3980085692879067733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3980085692879067733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/03/ekonomi-kotu-giderken-ayakta-kalmanin.html' title='EKONOMİ KÖTÜ GİDERKEN AYAKTA KALMANIN YOLLARI !'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-436620891378308873</id><published>2010-03-02T07:55:00.000+02:00</published><updated>2010-03-02T07:56:00.433+02:00</updated><title type='text'>Borçtan kurtulmanın en basit 10 yolu</title><content type='html'>Borçtan kurtulmanın en basit 10 yolu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanınmış finans yazarı ve ‘Till Debt Do Us Part’ adlı televizyon programının sunucularından Gail Vaz-Oxlade, kriz gerçeğiyle yüz yüze gelenlerin borçlarından kurtulmalarının yollarını gösterdi.&lt;br /&gt;22 Kasım 2009 Pazar 06:44:00 &lt;br /&gt; CNBC&lt;br /&gt;İşte borçtan kurtulup, bütçenizi yeniden rayına oturtmanın 10 yolu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- KREDİ KARTINIZI ATIN VE BİR BÜTÇE HAZIRLAYIN &lt;br /&gt;Kendilerini kredi kartı borcu batağında bulan ailelerin, aile bireylerine ait bütün kartları kesip, nakit bütçeyle yaşamaları ve yapılan bütün harcamaları teker teker kaydetmeleri gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bütçe yapmak için siz de şu formülü uygulayabilirsiniz: Bütçenin yüzde 35’i ev ihtiyaçlarına, yüzde 15’i borç ödemelerine, yüzde 25’i yaşamsal ihtiyaçlara, yüzde 15’i ulaşıma yüzde 10’u da tasarrufa ayrılmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- FAİZ ORANLARINIZ İÇİN BASTIRIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faiz oranlarını azaltmak, sizi hızlı bir şekilde borçtan kurtarabilir. Bazı insanlar yüksek oranda faizlerle kredi alıyor. Bu yüzden aylık ödemelerde sadece borcunun asgarisini ödeyenler, borcu azaltmak yerine sadece borca gelen faizi ödüyor. Kredi verenlerle yapacağınız bir görüşmeyle, yüksek faiz oranları biraz daha aşağıya çekilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- EK GELİR İÇİN KENDİNİZİ ZORLAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçtan kurtulmak için, tam zamanlı bir işte çalışıyor olsanız da ekstra para kazanabileceğiniz fırsatları değerlendirin. Mesaiye kalın. Köpek gezdirin. Bebek bakın. Özel ders verin ya da sahip olduğunuz yetenekleri kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- ÖNCELİKLERİ BELİRLEYİN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçtan kurtulmak ve gelecek dönem için tasarruf yapmak için elinizdeki bütün seçenekleri değerlendirin. Yüksek lisans yapmak istiyorsanız, hem öğrenci olup hem de yarı zamanlı bir işte çalışabilirsiniz. Ev alma gibi bir planınız varsa, kirada oturmanın daha mantıklı bir karar olup olmayacağını iyi düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- BORÇ LİSTESİ YAPIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödemeniz gereken borçların listesini yapın. En yüksek faizi ödediğiniz borçtan en düşüğüne kadar bir sıralama yapın ve en yüksek faizi ödediğiniz kredi kartınızın borcunu ödeyin. Elinize geçen her fazladan parayla, kredi kartınızın borcunu bitirmeye çalışın ve sonrasında kartı kullanmaktan vazgeçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- BORÇ ÖDERKEN İLİŞKİNİZE ZARAR VERMEYİN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçtan kurtulmak kolay değil ancak bu süreçte borcunuzu bitirmek için eşinizle birlikte çalışırken, bu durumun ilişkinizi etkilemesi ya da zarar vermesine izin vermeyin. En azından bir gün eşiniz ya da sevgilinizle eskiden yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapmak için kendinize zaman ayırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- BORÇ ÖDERKEN HARCAMA YAPILABİLİR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçtan kurtulmak için harcamalar kısılırken, önemli olan şeylere para harcamaya devam edilebilir. Yapılması gereken tek şey bir plan yapıp, biraz para biriktirmek. Mesela evlenmek isteyenler, daha önceden yaptığı plandan vazgeçmeden düğünü daha düşük maliyette yapabilecek alternatif seçenekler arayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- DIŞARIDA YEMEYE SON&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda yemek yemek, malzemeleri alıp evde yemek pişirmekten daha maliyetli. Aynı zamanda evde yemek yemek çok daha sağlıklı bir seçenek. Evde yemek pişirmeyi, bir aile aktivitesi haline getirin. Evde akşam yemeği partileri düzenleyerek eğlence masrafı da azaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- ORGANİZE OLUN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödemeniz gereken borçların faturalarını düzenlemek, borçlarınızı ödemede yardımcı olacaktır. Faturaları düzenli bir şekilde saklamak, harcamaları kontrol etmeyi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- OYUNCAKLARDAN VAZGEÇMEYİ BİLİN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen borçtan kurtulmak için oldukça önemli olan şeyleri satmak zorunda kalınabilir. Gerçek şu ki, maddesel bir şeyi kaybetmenin yaratacağı üzüntü, ileriki zamanlarda bütçede oluşacak zararın yaratacağı hayal kırıklığından daha iyidir. Arabanızı satmak zorunda kalırsanız ya da evinizi ya da sizin için değerli olan bir mücevheri, derin bir nefes alın ve yaptınız şeyin ilerde bütçenize yardımcı olacağını düşünün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-436620891378308873?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/436620891378308873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=436620891378308873&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/436620891378308873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/436620891378308873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/03/borctan-kurtulmann-en-basit-10-yolu.html' title='Borçtan kurtulmanın en basit 10 yolu'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-5984101370485860659</id><published>2010-01-18T10:37:00.001+02:00</published><updated>2010-01-18T10:37:37.688+02:00</updated><title type='text'>Twitter İle Pazarlama Teknikleri</title><content type='html'>Bugün :  8 saat, 16 dakika önce.  Yazarın bilgilerini göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Arkadaş Ol  Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı    Site Yönetimine Şikayet EtYazıyı Şikayet Et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilk Adim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Twiter hesabi acin.&lt;br /&gt;2. Twitter hesabiniz icin sececeginiz URL’nin benzeri olmadigindan emin olun.&lt;br /&gt;3. Hesabiniz icin bir resim yukleyin ve profil resminizi ozellestirmek icin bu uygulamayi kullanin.&lt;br /&gt;4. Kurumsal web sitenize link verin.&lt;br /&gt;5. Kurumsal web sitenizde ve disariya gonderdiginiz tum e-maillerde Twitter hesabiniz oldugunu vurgulayarak Twitter hesabiniza link verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google artik Twitter tweeet’lerini indexlemeye basladi; asagidaki yontemler ile Twitter hesabinizi optimize edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Twitter hesabinizin basligina markanizin adini dahil edin.&lt;br /&gt;2. Google Keyword Tool’u kullanarak urununuzle alakali olan kelimleri belirleyin.&lt;br /&gt;3. Twitter Bio’nuza bu kelimeleri dahil edin.&lt;br /&gt;4. Google tarafindan index’lenmek icin tweetlerinizin ilk 30 harinde bu kelimeleri kullanin.&lt;br /&gt;5. Re-tweet edilin ve re-tweetler sayesinde hesabinizdaki backlink sayisini yukseltin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Twitter’da Takip Edilme” Stratejisi: Hedef Kitle ile Baglanti Kurma Stratejileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ilgi alanlarina gore hedef kitlenizin ozelliklerini belirleyin.&lt;br /&gt;2. Hedef kitle ozelliklerinize sahip kullanicilar ulasmak icin bu araci kullanin: Wefollow&lt;br /&gt;3. Daha fazla kisi kategorisine ulasmak icin buna benzer araclar da kullanin Twellow&lt;br /&gt;4. Twitalyzer kullanarak endustrinizi etkileyenleri takip edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel Twitter kullanicilarini belirleyin – Eger markaniz belli bir yerde bulunan kisilere hizmet veriyorsaniz, o yerdeki kisileri aginiza dahil etmeniz isinize arti deger katacaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sizin lokasyonunuzda kullanicilari “etkileyenleri” takip etmek icin Twitterholic kullanin. Bu arac Twitterdaki etkilieyici hesaplari takip eden kisi sayisi ve lokasyon bilgileri ile liste halinde sunmaktadir.&lt;br /&gt;2. Urununuz ile alakali anahtar kelimeleri girin ve Twitter gelismis aramada “near this place” secenegini kullanarak urununuzle ilgilenebilecek olan kisileri belirleyin.&lt;br /&gt;3. Size yakin yerde bulunan kisileri bulmak icin Tweepz kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tweetlerinizi Daha Etkili Hale Getirme Stratejileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Web uzerinden tweet ediyorsaniz gelismis ozelliklere ulasmak icin Twitzap kullanin.&lt;br /&gt;2. Tweetdeck kullanarak Twitter’i masaustu kullanin ve daha organize calisin.&lt;br /&gt;3. Tweetdeck’e birden fazladan Twitter hesabi eklebilirsiniz ve tek bir uygulama kullanarak hepsini ayni anda kullanabilirsiniz..&lt;br /&gt;4. Gelistirilmis bir arac olan Socialoomp’u kullanarak tweetlerinizi programlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;5. Kolobratif tweet’ler icin Cotweet kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi Konular Tweet Edilmeli? Dogru zamanda dogru dialoglara katilarak kisilerin dikkatini cekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Konularinizi takipcilerinizin “ilgi alanlarina” dayanarak secin.&lt;br /&gt;2. Twitter’da urununuzle ilgili olan basliklari arastirin ve cikan sonuclardaki kisilerle iletisim kurun.&lt;br /&gt;3. Dialogunuzu guclendirmek icin “#” ile etkiletler (hashtags) yaratin.&lt;br /&gt;4. Faydali linkleri ve yazilari yayinlayin.&lt;br /&gt;5. Yerel trendler hakkinda konusmak icin Happin kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter Arastirmasi – Twitter tuketici “icgorulerine” ulasmak icin iyi bir kaynaktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Arastirma konunuz ile alakali hashtag’lerin (#) listesini yapin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Arastirmaniz icin gereken etiketlenmis bilgileri Twubs ile bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Trendrr kullanarak arastirmaniz ile alakali olan etiketleri analiz edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Geri bildirim alin. Twitter gercek zamanli bir arac oldugunda sirketler musterilerinden direct feedback almak icin Twitter’i kullanmaktadirlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Aldiginiz geri bildirimlere direct cevaplar verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Geri bildirimlerinizi organize etmek icin etiketleri kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Twtpoll kullanarak gercek zamanli geribildirim almak uzere Twitter’da bsit bir anket yayinlayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Urunlerinizin resimlerini Twitpic ile yayinlayin ve takipcilerinizden aninda geribildirim alin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter’e sirketinizde takim arkadaslari edinmek icin bile kullanabilirsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Twitter search araci ile is arayan kisileri bulun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Etiketleri kullanarak buldugunuz sonuclari daraltin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Aradiginiz nitelikteki kisilere ulasmak icin Twitter hesabinizdan gorev tanimini anons edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kisilerin sirketinize daha cok ilgi gostermeleri icin Twitpic ile kurumsal organizasyonlariniza ya da sirket icindeki eventlerinizde cekilmis resimleri yayinlayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakiplerinizi takip edin – Boylelikle rakiplerinizin neler yaptigi konusunda icgoru edinebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Rakiplerinizi twitter hesabinizda takip edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Rakiplerinizin aktivitelerine ulasmak icin Twitter search kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Rakiplerinizi takip eden kisilerin patternini analiz etmek icin Tweetstats kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kendi network’unuz ile rakiplerinkini karsilastirmak icin Twitterfriend kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Satislarinizi arttirmak icin takipcilerinize Twitter uzerinden ozel indirim kuponlari verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Twitter agenda bu indirim kuponlarini yaymak icin Twtqpon’u kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Cheaptweet etiketini kullanarak tweetlerinizin Cheaptweet’te indexlenmesini saglayin ve sundugunuz firsatlari daha cok kisiye ulastirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter Promosyonlari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Twitter’i kullanarak marka bilinirligi saglayarak satislari arttirabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Twitter’da yapacaginiz kampanya icin oncelikli olarak amaci belirleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yarattiginiz kampanyanin seffaf olmasina dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kampanyaniza kullanicilarin katilm saglamasi icin onlardan tweetlerine hashtag eklemelerini isteyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kampanyanizin performansini olcmek icin Twitter trend olcme araci olan Trendrr’i kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Spam’den uzak durum! Takipcilerine cok fazla kampanya tweet’i gondermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kampanyaniz icin ROI olcumu yapin. Bunu bir cok farkli yolla yapabilirsiniz; kampanya sonucunda kazandiginiz takipci sayisi, satilan urunler, web sitenize gelen yeni ziyaretci kriterleri ile olcumleme yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter ve Blog Senkronizasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Otomatik feed araci olan Twitterfeed’i kullanarak blog sayfanizin trafigini arttirabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. WordPress eklentisi olan Comment Writer’i kullanarak blogunuzdaki yorumlari tweet edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Twitter Conversations’i kullanarak Twitter dialoglarinizi blogunuza dahil edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Twitter’i kullanarak yazilarinizi viral calismaya dondurmek icin blogunuza retweet tusu ekleyin. Retweet tusunu Tweetmeme’den ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter Facebook Senkronizasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bir cok marka icin Facebook bir pazarlama kanalidir. Facebook ve Twitter’I bir araya getirmek daha fazla musteru temasi ve dialogu saglamaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Facebook hesabiniza Twitter’i eklemek icin Facebook uygulamasi olan Facebook Apps’i kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Facebook sayfanizda cok fazla tweet yayinlayarak Facebook sayfanizin utelerine spam mesaj gondermekten kacinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Sadece sectiginiz Twitter mesajlarinizi Facebook’da yayinlamak icin Facebook App’i kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber Bulteni Optimizasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Haber bultenlerinizi Twitter hesabinizda paylasarak daha cok kisiye ulasin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tweet SEO’nuz icin haber bulteninizdeki (PR calismanizda) anahtar kelimeleri tweetlerinizin ilk 30 karakterinde gecirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Twitter takipcilerinizden bu haberleri baskalariyla paylasmalari icin yureklendirin ve haber bultenlerinizi viral kampanyaya cevirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. PR calismalarinizi takip etmek icin hashtag’ler kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ucretli bir servis olan Press Releases’i kullanarak PR calismalarinizi en cok takip edilen habercilere iletin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. PR calismanizin ne kadar tweet aldigini analiz etmek icin Trendrr kullanin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direkt Pazarlama yapmak icin Direkt Mesaj Gondermek – Direct Mesaj gonderimi Twitter araciligiyla urunlerin pazarlanmasi icin yeni bir yontemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tum kullanicilariniza direct mesaj gondermekten kacinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kullanicilariniza direct mesaj gondermeden once onlarin ilgi alanlarini analiz edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kullanicilarinizin demografik ozelliklerine gore gondereceginiz direct mesajlari sekillendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Direct mesaj gonderirken otomatik gonderim araclarini kullanmayin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Direct mesajlarinizi mutlaka kisisellestirin, kesinlikle mesajlariniza otomatik olarak gonderilmis izlenimi vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter’da Markanizi Goruntuleyin ve Takip Edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Musterlerinizin ihtiyaclarini anlamak icin Twitter’da markaniz hakkinda konusulanlari “gercek zamanli” olarak takip edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. En basit yol olan Twitter search ile bunu yapmaya baslayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Monitter kullanarak markanizla ilgili cesitli anahtar kelimeleri goruntuleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Tek bir arac olarak Splitweet’I kullanarak birden fazla Twitter hesabini yonetebilir ve markanizi takip edebilirsiniz. (http://splitweet.com/ )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Radian6 gibi ucretli uygulamalar sayesinde gercek zamanli goruntuleme yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKADAŞLAR YAZI ALINTIDIR..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: http://www.iskuruyorum.com/haber/haber/299-twitter-ile-pazarlama-teknikleri.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-5984101370485860659?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/5984101370485860659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=5984101370485860659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/5984101370485860659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/5984101370485860659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/01/twitter-ile-pazarlama-teknikleri.html' title='Twitter İle Pazarlama Teknikleri'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-1427765424332033961</id><published>2010-01-15T11:48:00.001+02:00</published><updated>2010-01-15T11:49:23.053+02:00</updated><title type='text'>DEĞİŞİK BİR FİKİR HERŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR ......</title><content type='html'>DEĞİŞİK BİR FİKİR HERŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rekabet yoğun, yaman… Bana bir fikir el aman! Satış, karlılık, maaş arttırmak için yeni satış, müşteri, pazar ve fırsat arayışındasınız. Ekiplerinizden, ajansınızdan, hatta müşterilerinizden, üniversite öğrendilerinden, gençlerden, yarışmalardan, kısacası her yerden yeni fikirler çıkması için bir sürü şey deniyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantılar, kampanyalar, arama-tarama çalışmaları yapıyor, etkinlikler düzenliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta ofisin, web sitenizin her yerine öneri yapılmasını isteyen, teşvik eden afişler, duyurular asıp, bloglar kuruyor, sosyal medyayı kullanıyorsunuz. Internet dışında erişimi sağlamak için sağa sola öneri kutuları da koyduruyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla her gün işe yarar fikir, buluş çıkmasını umuyor, bekliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen; ’acaip bir icadım var!’ tadında paylaşıma bazan gülüyor, bazen kızıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çoğuna; ‘Ne saçma! Bu da olur mu, yuh artık!’ diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün gözünüze biraz tuhaf bir fikir çarpıyor; “Yeni tanıtım broşürlerimizi tuvaletlerdeki lavabo tezgahlarına koyalım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen aklınızdan geçeni bir kenara yazın ve devam edin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk tepkiniz şunlar gibi mi olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Şaka ya da protesto der, güler ya da kızar geçersiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ciddiye alır, ama fikir sahibinin biraz çatlak olduğunu düşünürsünüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yeni broşürlerin etkisiz olduğunu düşünürsünüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Fikrin ciddi ve değerli olduğunu düşünürsünüz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle sıra dışı fikirler ortaya atıldığında, genellikle mantık hemen devreye girer ve büyük fırsatlara açılan kapıları görmemizi engeller!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal olarak, çoğu kişi tuvalet lavabolarını makul bir tanıtım yeri olarak görmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedef kitlenin ilgisini çok çabuk çekebilecek bu reklam fikrine burun kıvırıyorsanız, mantığınızın kurbanı oluyorsunuz demektir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; Amerikalı bir girişimci bu fikirden çıkarak, yeni bir reklam mecrası yarattı, uçak ve işyerlerindeki tuvaletlere koyduğu reklam alanlarını kiraya vererek milyonlarca dolar kazandı bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvalet lavabosuna bırakılan satış broşürlerinin iyi tepkiler almasından sonra, hızla yayılan sıra dışı yöntem, fikir sahibini zengin etti, reklam verenlerin satışlarını arttırdı. Şimdilerde büyük alış veriş merkezlerinde ihtiyacınızı giderirken okuduğunuz, tuvalet kapılarının arkasındaki ilanlar, hatta ekranlar bu fikrin türevleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğumuz; daha yaratıcı ve kazançlı fikirler için kıvılcımlanan fikirleri anında söndüren mantığımızın kurbanı oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle, pek çok güzel fikir, üzerinde derinlemesine düşünülmeden, ilk akla gelen, alışkanlıkları, kültürel değerleri zorlayan ya da olumsuz yanları düşünülerek, neden, nasıl işe yaramayacağının ispatına girişilerek yok ediliyor!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantıktan paçayı kurtarabilmiş bazı sıra dışı fikirler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-1800’lerin sonlarında, Kellogg kardeşler tesadüfen yeni bir soğuk tahıl ürünü buldular. O zamana kadar kahvaltılık tahıllı gıdalar sıcak yendiği için çoğu pazarlamacı bu yeni ürünün fiyasko olacağını düşündü ve “at yiyeceğine’’ benzetti. Kellogg kardeşler “cornflakes” adını verdikleri ürünle ilerlediler. Sonrasını biliyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-İki ortağıyla babasının küçük mobilya mağazasını devralan Bill Cornie diye bir Amerikalı, ufak şirketini uyguladığı “Çılgın Gece Yarısı İndirimi” ile Kuzey Amerika’daki en büyük mobilya mağazası zincirlerinden biri haline getirdi. En başta ortaklarının itiraz ettiği yöntemle, Bill Cornie’nin bir gecede yaptığı satış, babasının bir sene boyunca yaptığı satıştan daha fazlaydı. Çılgın Gece Yarısı İndirimi, Brick mağazalarının hızlı büyümesindeki en büyük sıçramayı yarattı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Art Fry 1974 yılında, bir koroda şarkı söylüyor, aynı zamanda 3M’de çalışıyordu. Şarkı söylerken sözlerin yazılı olduğu küçük kağıtlar sürekli düştüğü için Fry, ofiste arkası yapışkanlı kağıtlar hazırladı ve onları kullandı. Ardından 3M, bu yarısı yapışan kağıtları pazarlanabilir hale getirip satmak istedi. Distribütörler fikrin aptalca olduğunu düşünerek, yüz vermedi. Piyasa araştırmaları da pek iyimser çıkmadı, ancak 3M şirketi bunları dikkate almadı ve ürünün geliştirilmesi için çok çaba harcadı. Ürünün örnekleri deneme ve tanıtma amaçlı olarak büyük şirketlerin sekreterliklerine yollandı, büyük ilgi gördü. 1980’de piyasaya sürülen Post-it ve 3M için fazla şey söylemeye gerek yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta aileniz olmak üzere, arkadaşlarınızdan, meslektaşlarınızdan “asla işe yaramaz, saçma, olmaz, imkansız vs!” gibi yorumlar alıyorsanız, dikkatli olun, mantıktan paçayı kurtarmaya sıra dışı olmaya, geleceğe bakın!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radikal önerilerle gelen, çoğu başarılı girişimci arasına katılma ihtimaliniz yüksek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.yenibiris.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-1427765424332033961?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/1427765424332033961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=1427765424332033961&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1427765424332033961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1427765424332033961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2010/01/degisik-bir-fikir-herseyi.html' title='DEĞİŞİK BİR FİKİR HERŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİR ......'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-3587013138387139156</id><published>2009-12-09T11:51:00.002+02:00</published><updated>2009-12-15T13:44:02.397+02:00</updated><title type='text'>ÇEKTE YENİ DÜZENLEME</title><content type='html'>ÇEKTE YENİ DÜZENLEME &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynakça: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.dunyagazetesi.com.tr/haber.asp?id=70072&amp;cDate... (03.12.2009) &lt;br /&gt;http://www.dunyagazetesi.com.tr/haber.asp?id=70217&amp;cDate... (04.12.2009) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek Kanunu Tasarısı, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tasarının kabul edilen maddelerine göre: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının ödenmemesi halinde hukuki takip yapılamayacak. &lt;br /&gt;Bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkar olanların ise esnaf ve sanatkar sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklayacak. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye'de bir adres bildirmek zorunda olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri talebi halinde hamiline verilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmadığını, kendisi hakkında yasak bulunmadığını bankaya yazılı olarak beyan edecek. &lt;br /&gt;Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak. Bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılacak ve hamiline düzenlenecek çeklerin yapraklarında "hamiline" ibaresi matbu olarak yer alacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu bankaya ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zaman aşımı süresinin dolması üzerine kapatılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karşılıksızdır" işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Buna göre, banka, hamile, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin lira veya üzerinde ise bin lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığının kısmen bulunması halindeyse banka, çek bedeli bin lira veya altındaysa, çek bedelini aşmamak koşuluyla kısmi karşılığı bin liraya tamamlayacak bir miktarı; çek bedelinin bin liradan fazla olması halinde çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak bin lira ödemekle yükümlü olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi halinde bu belirtilmek ve kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılacak. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilecek. Hamilin imzalamaktan kaçınması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmayacak. &lt;br /&gt;Kısmi ödeme kabul edilmiş olsun veya olmasın, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapıldıktan sonra ön ve arka yüzün fotokopisi çekilerek bankada saklanacak ve çek hamile geri verilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banka; çekin karşılığının hesapta bulunmamasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hallerinde çek hamiline, her geçen gün için binde 3 gecikme cezası ödeyecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerindeki tarihten önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamayacak. İleri tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması şart olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarafların anlaşması halinde mahkum olanların cezasının infazı ertelenebilecek veya durdurulabilecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varılan anlaşmanın Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturma durdurulacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi edinmeniz rica olunur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av. Ulya Selçuk&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-3587013138387139156?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/3587013138387139156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=3587013138387139156&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3587013138387139156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3587013138387139156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/12/cekte-yeni-duzenleme.html' title='ÇEKTE YENİ DÜZENLEME'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7229266675589137292</id><published>2009-12-07T17:37:00.001+02:00</published><updated>2009-12-07T17:37:31.835+02:00</updated><title type='text'>Kart aidatını geri almanın 5 yolu</title><content type='html'>Kart aidatını geri almanın 5 yolu &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kredi kartı aidatları tüketiciyi bezdiriyor. Oysa aidattan kurtulmanın pratik 5 yolu var&lt;br /&gt;07 Aralık 2009 Pazartesi 07:46&lt;br /&gt;Yaklaşan yılbaşı nedeniyle bugünlerde yeniden gündeme gelen kredi kartı aidatları tüketiciyi bezdiriyor. Oysa aidattan kurtulmanın pratik 5 yolu var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl sonunun gelmesi ile birlikte milyonlarca kredi kartı kullanıcısının kabusu haline gelen 'kredi kartı aidatı' çilesi yeniden başladı. Birçok banka, yıllık kredi kartı aidat bedellerini müşterilerine göndermeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciler de, 5 ile 70 lira arasında değişen kredi kartı aidatını ödemek istemiyor. Kredi kartı aidatı konusunda ise BDDK ve Sanayi Bakanlığı'na adeta şikayet yağıyor. Bu nedenle, kredi kartı aidatlarının geri almanın veya kredi kartı aidatını ödemenin yollarını sizler için araştırdık. İşte, tüketicilerin başvurduğu ve başarılı olduğu kredi kartı aidatını geri almanın beş yolu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kredi kartı aidatınızla ilgili olarak, her il ve ilçede kaymakamlık binası içinde bulunan Hakem Heyeti'ne başvuruda bulunabilirsiniz. Bunun için, borç ekstrenizin size ulaşma tarihi itibariyle üç ay içinde dilekçenizi vermeniz gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kredi kartınızı aldığınız bankanın şubesine giderek, kredi kartı sözleşmenizin yenilenmesini isteyebilirsiniz. Yeni sözleşmede, kredi kartı aidatı bedelinin iptal edilmesini şart koşabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kredi kartı aidatının alınmasını önlemek için, bankanızla “harcama anlaşması” yapabilirsiniz. Birçok banka, belirli miktarda harcama taahhüdünde bulunan müşterilerinden kredi kartı aidatı almıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kredi kartı aidatını ödemek istemiyorsanız, her yıl kredi kartınızın türünü değiştirebilirsiniz. Bankalar, kredi kartlarından ilk yıl aidat almıyor. Dolaysıyla her yıl, kartınızı bir yıl kullandığınız için aidat ödeme zorunluluğunuz olmayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Eğer tüm bunlarla uğraşmak istemiyorsanız, kredi kartınızı iptal ettirin. Kredi kartı borçlarınızı düzenli ödüyorsanız, banka sizi kaybetmek istemeyecektir. Kredi kartı aidatınız da tahsil edildiyse size iade edilecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüseyin Özay/Star&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7229266675589137292?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7229266675589137292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7229266675589137292&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7229266675589137292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7229266675589137292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/12/kart-aidatn-geri-almann-5-yolu.html' title='Kart aidatını geri almanın 5 yolu'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-5277919672393355574</id><published>2009-12-02T10:52:00.001+02:00</published><updated>2009-12-02T10:52:48.755+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgüven'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendine güvenmek'/><title type='text'>Kendinize Olan Güveninizi Nasıl Arttırırsınız?</title><content type='html'>Yaşamda herhangi bir amaca ulaşmak için, başarılı olacağınıza inanmanız gerekir. Bunu yapmazsanız, büyük ihtimalle başarısız olursunuz. Amaçlarınızın her biri için, ta kalbinizin derinliklerinde, bunları başaracağınıza gerçekten inanıyor musunuz? Herhangi biri için yanıtınız hayırsa, aşağıdaki 9 adımlık süreç, bu inancı geliştirmenize ve hedefinize ulaşmak üzere, kendinize güveniniz tam olarak dev adımlarla ilerlemenize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonucun İmkan Dahilinde Olduğundan Emin Olun: Belki de bir başkası bu hedefe ulaştı ya da benzeri bir başarı elde etti. Farklı bir şık olarak, bu işin yapılabileceği konusunda içiniz rahat olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonucun Sizin Sayenizde Mümkün Olduğuna İnanın: Hedeflere ulaşma kabiliyetimiz konusunda genellikle sınırlayıcı inançlarımız vardır. Sizi sınırlayan inançlarınızı kontrol etmek ve bunlar için önlem almak önemlidir. Amacınız, hedefin yalnızca mümkün olduğunu değil, sizin sayenizde mümkün olduğunu hissetmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuca Ulaşmayı Gerçekten İsteyin: Bir hedefe ulaşmayı ne kadar çok istersek, ona ulaşmak için üzerinden atlayacağımız engeller de o kadar büyük olur ve sonuçta, kendimize olan inancımız da o ölçüde artar. Gerçekten istediğiniz bir hedefi seçin ve hedefinize ulaştığınız takdirde elde edeceğiniz temel değerleri anlamaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonucu Hak Ettiğinize İnanın: Pek çok insan, içten içe, başarıyı hak etmediğine inanır. Harekete geçmeye çalıştıklarında, bu inanç onları kısıtlar; motivasyonlarını kaybederler ve başarısız olurlar. Unutmayın, hedefinize doğru tutarlı bir biçimde çalışırsanız, elde ettiğiniz tüm başarıları hak edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefinize Ulaşmak, Sahip Olduğunuz Diğer İnanç ya da Değerler İle Çelişmemelidir: Bir girişimci, bir yandan milyonlar kazanmak isterken, diğer yandan çok parası olan insanların açgözlü olduklarına inanabilir. Hedefiniz, diğer inanç ve değerleriniz ile örtüşmüyorsa, bilinçaltınız, bu hedefe ulaşıp ulaşmamanız konusunda şüphe duymanıza yol açarak sizi engelleyebilir. Herhangi bir çelişen inancı ve değeri anlamak ve uzlaştırmak, bütün varlığınızın desteğini alarak hedefe doğru ilerlemenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Plan Yapın: Araştırmaya ve plan yapmaya zaman ayırmak, hedefinize nasıl ulaşacağınızı açıkça görmenizi sağlar. Plan ne kadar iyiyse, hedefin ulaşılabilirliği konusunda kendinize olan güveniniz de o kadar artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Plandaki Her Adımı Atabileceğinize İnanın: Nihai hedefler genellikle öyle büyük ve uzak görünür ki bunaltıcı bir hal alır. Hedefinize ulaşmak, en basit anlatımla başarılabilir küçük adımlar atmak demektir. Planınızdaki her adımın üstesinden gelebileceğinize emin olmak, nihai hedefinizi de başarabileceğiniz anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Planın Adımlarını Gerçekleştirebileceğinize İnanın: Gerçekleştirebileceğiniz bir planınızın olması, bunu yapacağınız anlamına gelmez. Genellikle bu planın uyması gereken başka taahhütlerimiz ve sınırlamalarımız olur. Bu nedenle, planınızdaki adımları atmaktan sizi alıkoyabilecek engelleri düşünmeli ve bu konuda çalışmalısınız. Daha sonra, ne olursa olsun, planınızı yaşama geçirmek için çabalamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedefinize Ulaşma İhtimalinizin Olduğuna İnanın: Hedefinize ulaşma ihtimalinin yüzde 80’in üzerinde olduğuna inanmayı amaçlamalısınız. Gözünüzde nihai hedefinize ulaştığınızı canlandırmak ve sahip olduğunuz son şüpheleri de ortadan kaldırmak, başarılı olacağınıza inanarak harekete geçmenizi sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Nick Best&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-5277919672393355574?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/5277919672393355574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=5277919672393355574&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/5277919672393355574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/5277919672393355574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/12/kendinize-olan-guveninizi-nasl.html' title='Kendinize Olan Güveninizi Nasıl Arttırırsınız?'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6639001017349901616</id><published>2009-11-14T13:39:00.001+02:00</published><updated>2009-11-14T13:39:46.847+02:00</updated><title type='text'>DÜNYANIN EN ÇOK KAZANAN ADAMININ SIRRI</title><content type='html'>DÜNYANIN EN ÇOK KAZANAN ADAMININ SIRRI &lt;br /&gt;Dünyanın en zengin ikinci adamı, ABD’li yatırımcı Warren Buffett’ın dolar milyarderliğine giden yoldaki sırları açığa çıktı. İngiliz yayın kurumu BBC, ’Dünyanın En Çok Kazanan Adamı’ adı altında ünlü yatırımcının profilini çıkardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Warren Buffett, ABD’nin ünlü Forbes dergisine göre, 40 milyar dolara sahip. &lt;br /&gt;Önceki yıl dünyanın en zengin adamı olan Buffett, bir yılda 10 milyar dolar kaybederek yerini yakın arkadaşı Microsoft kurucusu Bill Gates’e kaptırdı. Ancak Buffett’in yatırım dünyasındaki ’bilge’ konumu değişmedi. &lt;br /&gt;ABD’nin ortalarında yer alan Nebraska eyaletinin Omaha kentinde kendi halinde bir yaşam süren Buffett’ın adı, yatırım felsefesine olan ilgisi nedeniyle Omaha Kahini’ne çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe 1962’de tekstil fabrikası Berkshire Hathaway hisseleri alarak başlayan Buffett, daha sonraki yıllarda Geico, Dairy Queen, Coca - Cola ve Goldman Sachs yatırımlarıyla bugünkü durumuna ulaştı. Yıllar içinde Buffett’ın &lt;br /&gt;takip ettiği ilkeler ise değişmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofisinde bilgisayar bulundurmayan Buffett, bir yatırım için ince hesaplar gerekiyorsa, o yatırımın pek de iyi olmayacağı görüşünde. Buffett’ın yıllardır takip ettiği ilkeler BBC tarafından derlendi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buffett’in altın kuralları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kural 1: Hiçbir zaman para kaybetme. Kural 2: Kural 1’i hiçbir zaman unutma. &lt;br /&gt;- Başkaları açgözlü olduğu zaman kork. Başkaları korktuğu zaman açgözlü ol. &lt;br /&gt;- Orta karar bir firmayı harika bir fiyata almaktansa, harika bir firmayı orta karar bir fiyata almak çok daha iyidir. &lt;br /&gt;- Çorap da hisse de olsa, kaliteli malı fiyatı düşünce almayı severim. &lt;br /&gt;- Ün kazanmak bir ömür sürer, onu yerle bir etmek ise 5 dakika. &lt;br /&gt;- Krizde nakitle cesaret birleşirse buna paha biçilemez. &lt;br /&gt;- Anlayamadığınız bir işe hiçbir zaman yatırım yapmayın. &lt;br /&gt;- Bir şeye 10 yıl boyunca sahip olmaktan mutlu değilseniz, 10 dakika bile elinizde tutmayın. &lt;br /&gt;- İnsanların açgözlülük, korku veya ahmaklıkla hareket etmesi beklenir. &lt;br /&gt;Ancak hangisinin diğerlerinden önce geleceği bilinmez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6639001017349901616?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6639001017349901616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6639001017349901616&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6639001017349901616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6639001017349901616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/11/dunyanin-en-cok-kazanan-adaminin-sirri.html' title='DÜNYANIN EN ÇOK KAZANAN ADAMININ SIRRI'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-8637207237044939903</id><published>2009-10-14T15:26:00.001+03:00</published><updated>2009-10-14T15:26:27.524+03:00</updated><title type='text'>EN HIZLI BÜYÜYEN 10 ŞİRKETİN SIRRI</title><content type='html'>EN HIZLI BÜYÜYEN 10 ŞİRKETİN SIRRI &lt;br /&gt;Geçen yıl bu 100 şirketten en büyük ciroyu 6,8 milyar dolar ile Turkcell yaparken, bunu 4,6 milyar dolar ile Sarkuysan, 3,6 milyar dolar ile Oyak-Renault izledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CNBC-e Business, 3 bin 500 şirketin son 10 yıllık performansını inceledi ve 100 milyon dolar ve üstü ciroya sahip 547 şirket arasından Türkiye’nin büyüme rekortmeni 100 şirketi tespit etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya göre, ’en istikrarlı 100’ diye ifade edilen bu şirketlerin son 10 yılda ciroları 8 kat artarak, geçen yıl 72,3 milyar dolara ulaştı. Oysa bu şirketlerin bundan sadece 10 yıl önce 8,9 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 100 şirketin 43’ü cirosunu ortalamanın üzerinde artırmayı başarırken, 19’u ise 1 milyar dolar ciro barajını geçerek milyar dolarlıklar kulübüne adını yazdırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 10 yılın büyüme şampiyonu, milyar dolarlık şirketler kulübüne adım atmak üzere olan Goldaş, 1998’den beri cirosunu dolar bazında tam 56 kat artırmayı başarırken, bunu 52 katlık artışla teknoloji perakendecisi Bimeks takip etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;METAL VE DÖKÜM İŞLEME LİDER SEKTÖR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma sonucuna göre, en hızlı büyüyen sektör metal ve döküm işleme oldu. 2003-2008 arasında yaşanan küresel ekonomideki bahar havasıyla birlikte ana sanayi kollarının en önemli hammadde tedarikçisi konumundaki metal ve döküm işleme sektörü hızla büyüdü. Bu durum büyüme şampiyonları listesinde de yansımasını buldu. En hızlı büyüyen 100 şirketin 31’i metal ve döküm işleme sektöründe faaliyet gösterirken, bu listede yer alan 31 metal ve döküm işleme kuruluşunun 11’i son bir yılda cirosunu yüzde 50’nin üzerinde artırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci sıradaki sektör ise 15 şirketle gıda oldu. Üçüncü sırada 11 şirketle bilgi teknolojileri sektörü yer alırken, son 10 yılın parlayan yıldızı otomotiv küresel mali krizin önemli etkisiyle ancak 8 şirketle dördüncü sırada yer alabildi. Kimya ile petrol ve petrol türevleri ise listede beşer şirketle yer alarak beşinci sırayı paylaştılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN HIZLI BÜYÜYEN İLK 10 FİRMANIN BAŞARI SIRLARI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmada en hızlı büyüyen ilk 10 firmanın başarı sırları şöyle sıralandı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’GOLDAŞ: Özellikle 2000 yılından itibaren markalaşmaya ağırlık verdi. Gold Chip Gold markasıyla altını, D’sign markasıyla ise gümüşü, marketlerde hatta akaryakıt istasyonlarında bile satılır hale getirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİMEKS: Diğer firmalar, daha çok talep gören masaüstü bilgisayarlarla uğraşırken dizüstü bilgisayarlara ağırlık vererek geleceğe yatırım yaptı. İki büyük zincirin piyasadan çekilmesini, hızla yayılarak fırsata çevirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PENTA BİLGİSAYAR: Pratik mühendislik çözümleriyle fark yarattı. 1997 yılında sektörde fiyat ve ürün listeleri faks kağıtlarında basılıyken Bayinet adıyla Türkiye’nin ilk B2B sitesini kurdular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AUTOLIV CANKOR: Romanya’daki yıllık 500 bin adetlik direksiyon simidi üretimi Türkiye’ye kaydırılınca Autoliv Cankor 2001 krizinin etkilerini rahatlıkla silerek ciro hedefini yakalamakta zorlanmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DATAGATE BİLGİSAYAR: En büyük rakibi Karma pazardan çekildiği sıralarda Index’e satılan Datagate önce dış kaynak kullanımıyla maliyetleri üçte birine düşürdü. Önemli markalarla art arda yaptığı anlaşmalarla ürün gamını, yeni satış noktalarıyla dağıtım ağını genişletti. Sonuç hızlı büyüme oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEZCAN GALVANİZLİ YAPI ELEMANLARI: Yassı çeliği sıcak şekilde daldırıp galvanizle kaplamaya başladı ve korozyon sorununu ortadan kaldırdı. Galvanizli sacın otomobillerde kullanılmaya başlaması da buna eklenince Tezcan Galvaniz işlerini hızla büyüttü. Kocaeli’ne kurduğu yeni tesisle lojistik avantajı sağladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ENERJİSA: Avrupalı enerji devi Verbund’la ortaklığa gittikten sonra mevcut kurulu gücü en az 5 bin megawatta çıkarma stratejisi doğrultusunda yatırımları hızlandırdı. Başkent Elektrik Dağıtımı satın alması ciro artışı sürecine ivme kattı. İnşa halindeki projeler devreye girdikçe cirosunun çok daha hızlı şekilde artması bekleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DATATEKNİK: Zaman zaman adı Exper markasıyla özdeşleşmiş görünse de şirketin asıl başarı sırrı, sistem entegrasyonundaki başarısı. Güçlü bir sistem entegratörü haline gelmesini aldığı kamu ihalelerine borçlu. Türk Telekomu en büyük müşterisi haline getirmesi de büyümeyi iyice hızlandırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TURKCELL: İletişim sektörü son 10 yılda büyük yol kat etti. Her türlü krize rağmen teknoloji dünyasındaki yeniliklerin ardı arkası kesilmedi. Sektörü domine eden oyuncu unvanına da sahip olan Turkcell, bunun ödülünü abone ve ciro artışındaki süreklilikle almayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKDENİZ KİMYA: PVC katkı malzemeleri ve metal sabunları gibi endüstriyel kimyasallar üreten Akdeniz Kimya, PVC’nin kullanım alanında son 10 yılda yaşanan genişleme sayesinde hızlı bir ciro artışı sağladı. Kurduğu Ar-Ge departmanının getirdiği ’müşteriye özel’ üretim imkanları da bu artışa önemli role sahip oldu.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : www.patronlardunyasi.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-8637207237044939903?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/8637207237044939903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=8637207237044939903&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8637207237044939903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8637207237044939903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/10/en-hizli-buyuyen-10-sirketin-sirri.html' title='EN HIZLI BÜYÜYEN 10 ŞİRKETİN SIRRI'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6502059113489930874</id><published>2009-08-04T17:18:00.001+03:00</published><updated>2009-08-04T17:18:43.322+03:00</updated><title type='text'>Ev Almanın Püf Noktaları!</title><content type='html'>Konut almayı düşünenler dikkat! Yeni evinize taşınmak isterken başına yeni dertler açmayın... Konut alırken 'zede' olmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konut alırken insanların hevesli, heyecanlı olduğunu ve sözleşmelerin detaylarına inmeyi unuttuklarını ifade eden avukat Recep Akyıldız "Güven unsuru çok önemli. Ancak hukuki olarak kendini garantiye almak için tüketicilerin hassas olması gereken küçük ayrıntılar var. Çok iyi bir araştırma ön şart" dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalara göre Türk halkının en büyük hayali kendi evinin sahibi olmak. Yılda 600 bin evlilik yapıldığını göz önüne alan gayrimenkul şirketleri yenilenen projelerle birlikte yıllık konut ihtiyacını da 600 bin olarak belirliyor. Dolayısıyla konut her zaman en gözde bir yatırım aracı olduğu kadar, Türk toplumunda en çok talep edilen ürünlerden biri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta halli bir ailenin ömrü boyunca yapacağı en pahalı yatırım olan konut alışverişindeki riskleri araştıran BUGÜN, hukuki, ticari ve güvenlik açısından konut almanın püf noktalarını derledi. Gayrimenkul davaları konusunda uzmanlığı ile tanınan avukat Recep Akyıldız, konut alırken heves ve heyecana kapılan tüketicinin, sözleşmenin detayları ya da şekli konusundaki detayları fark etmediğine dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru hareket ederek üç taraf da kazanabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akyıldız "Siz o anda çok hayırlı bir iş yapıyorsunuz, karşınızdaki kişiler de her zaman kötü niyetli değiller. Bir heyecan, heves içinde ve güvendiğiniz bir kişiyle çok kolaylıkla sonuçlarını kestiremediğiniz kağıtlara imza atabilirsiniz ya da sözleşmenizin hukuki olarak hiçbir geçerliliği olmayabilir" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konut imalatının arsa sahibi, müteahhit firma ve tüketicinin her üçünün de düzgün ve mantıklı davranmasıyla üç tarafında kazanacağını ifade eden Akyıldız, "Bu arada olası riskleri azaltmak için danışman hizmeti almaktan çekinmeyin. Hayatınızın en pahalı yatırımını yaparken danışman ya da avukata bin-iki bin lira ödemekten çekinmeyin" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapuyu alırken ipotek koydurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tip problemlerle karşılaşmamak için en iyisi, kat irtifakı aşamasında müteahhitin tapuyu vermesi, fakat alıcının taksitlerini ödeyememesi ihtimaline karşılık tapuya ipotek koydurması. Böylece, sizin daha inşaatın başında elinizde bir tapu oluyor. Ödemelerinizi düzenli yaparsanız ipotek kalkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kat irtifakı tapusu yoksa arsa payı alınabilir. Ama elinizde böyle bir belge yoksa, müteahhit bittikten sonra başkasına ikinci kez satıyor veya müteahhitin borcundan dolayı banka el koyuyor. Siz elinizde noter belgesiyle geliyorsunuz ama tapuda bir kayıt var mı? Yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsayı peyderpey devredin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müteahhite kat karşılığı verilen arsalarda, önceden bir sözleşme yapılarak inşaatın ilerlemesine paralel olarak tapu belli oranlarda müteahhite devredilebilir. Çünkü onun da satış yapabilmek için tapuya ihtiyacı var. Diyelim birinci kat bitince yüzde 10, ikinci kat bitince bir yüzde 10 daha gibi bir miktarda tapu devri yapılabilir. Böylece taraflar riski paylaşmış olurlar, ayrıca inşaatın bitmesini de teşvik etmiş olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi kaçağına ortak olmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapuda alım satımın düşük gösterilmesi nedeniyle daha sonra ver gi takibine uğrayabilirsiniz. O nedenle aldığınız fiyatı doğru bir biçimde bildirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tapu kaydını gözünüzle görün kulağınızla bilgi alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNLARI YAPMADAN KONUT ALMAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm alışverişlerde olduğu gibi emlak alışverişlerinde de riskler olduğunu, ancak yüksek paralar söz konusu olduğu için alıcının kendini olabildiğince garantiye alması gerektiğini belirten Akyıldız, en çok yapılan hataları ise şöyle özetledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayrimenkul alırken altın kural şu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konut alırken kendisi veya bu işten anlayan biri kesinlikle tapu dairesine gidip tapu kaydını kendi gözüyle görüp kulağıyla bilgi alması gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aracı kullanmadan bu işi yapmalıdır, aracı da sadece avukat veya danışman olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satın alacakları yerin üzerinde herhangi bir haciz, ipotek, rehin olup olmadığını araştırsınlar. Bir sürü güzel bina görüyorsunuz ama tapusu yok ya da kat irtifakından kat mülkiyetine geçmemiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmar durumu çok önemli. Bunları güzelce araştırmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ucuza aldanmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir firma size çok avantajlı koşullarla, düşük peşinat, düşük taksitlerle ev satıyor. Proje maliyeti hakkında bilgi edinin, Size teklif edilen fiyatlarla bu inşaattan gerçekten yapılıp, kâr edilebilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen taksitler düşük olmasa bile firma başka alanlarda borçlu durumda olabilir, finansal yapısında sorun da olabilir. Her koşulda size konut yapmayı taahhüt eden firmanın mali yapısını araştırın. İnternetten dahi bakabilirler. Bağımsız denetleme kuruluşlarına araştırma yaptırabilir, sanayi ve ticaret odalarından sorabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maketten ya da topraktan konut alırken tapunun kimin üzerine olduğu çok önemli. Bazen taşeron firma satışı yapıyor, fakat tapu arsa sahibinin üzerine çıkıyor. Eğer arsa sahibi tapuyu vermemişse, tüketicinin müteahhitle noterde yaptığı satış vaadi sözleşmesi gene işe yaramıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsa sahibi ile müteahhit kendi aralığında kat karşılığı anlaşması yapmışlar ama tapu hala arsa sahibinin üzerindeyse, siz anlaşmayı müteahhitle yapıyorsanız, hak iddia edemezsiniz. Tazminat davası açar paranızı istersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6502059113489930874?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6502059113489930874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6502059113489930874&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6502059113489930874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6502059113489930874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/08/ev-almann-puf-noktalar.html' title='Ev Almanın Püf Noktaları!'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-805474762138828321</id><published>2009-08-04T15:10:00.000+03:00</published><updated>2009-08-04T15:11:53.300+03:00</updated><title type='text'>Elektrikli otomobil bayiliği isteyenler...</title><content type='html'>CityEL Elektrikli Otomobil Türkiye Distribütörü tarafindan, &lt;br /&gt;Türkiye Genelinde il Bölge bayiliği verilecektir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Adana, Icel, Osmaniye, Hatay, Gaziantep, Kilis, K.Maras. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ankara, Bolu, Eskisehir, Kirikkale, Corum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bursa, Bilecik, Yalova, Balikesir, Kütahya, Canakkale. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İstanbul Avrupa yakasi, Tekirdag, Edirne, Kriklareli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İstanbul Asya yakasi, Kocaeli, Düzce, Sakarya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İzmir, Manisa, Usak, Aydin, Mugla, Denizli, Burdur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Konya, Karaman, Aksaray, Isparta, Afyon. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kayseri, Nevsehir, Yozgat, Sivas, Nigde, Kirsehir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Karabük, Bolu, Cankiri, Zonguldak, Bartin, Kastamonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Samsun, Sinop, Amasya, Ordu, Tokat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Trabzon, Gümüshane, Giresun, Rize, Bayburt, Rize, Artvin, Ardahan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Erzurum, Kars, Erzincan, Tunceli, Bingöl, Mus, Agri, Igdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Diyarbakir, Elazig, Malatya, Adiyaman, Sanliurfa, Mardin, Batman, Siirt, Sirnak, Hakkari, Bitlis, Van.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kuzey Kibris &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı Yapılan Metin: &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alıntı Yapılan Metin: &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Firma: Immobilien Baron - CityEL Türkiye Distribütörü&lt;br /&gt;Telefon: 0242 511 71 49&lt;br /&gt;Faks: 0242 511 71 47&lt;br /&gt;Cep: 0538 867 55 74&lt;br /&gt;Web Sitesi: www.cityel.com.tr&lt;br /&gt;E-Posta: info@cityel.com.tr &lt;br /&gt;Vergi Sicil No: 9300094308&lt;br /&gt;Yetkili Kisi: Ibrahim Yalcin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-805474762138828321?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.koniks.com/topic.asp?TOPIC_ID=16861' title='Elektrikli otomobil bayiliği isteyenler...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/805474762138828321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=805474762138828321&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/805474762138828321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/805474762138828321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/08/elektrikli-otomobil-bayiligi-isteyenler.html' title='Elektrikli otomobil bayiliği isteyenler...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-1101820726372946573</id><published>2009-08-04T15:06:00.001+03:00</published><updated>2009-08-04T15:06:41.850+03:00</updated><title type='text'>Yıllık İzin Nasıl Hesaplanır?</title><content type='html'>5 yıla kadar ücretli izin kaç gündür? İzin hakkından feragat edilir mi? Meslek gruplarına göre yıllık izin süreleri. Ali Tezel yazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesine göre; “İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi günden,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden, az olamaz…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54’üncü maddeye göre ise “…İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru … hesaplanır.” Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesine göre ise “İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 54’üncü maddesindeki esaslar ve 55’inci maddesindeki durumlar göz önünde tutularak her işçinin yıllık ücretli izne hak kazandığı tarih … yıllık ücretli izin kayıt belgesine yazılır…” Bunlara göre; yıllık izin hesabında o işyerinde ilk işe girilen tarihe göre yıllık dönemlerin tamamlanmasına dikkat edilir. Yani, 1 Temmuz 2006 başlangıcınıza göre işten çıkarılma tarihiniz 1 Temmuz 2009 gününden önce ise bir tam yıllık devreyi tamamlayamadığınızdan 2009 yılı için izin hakkınız olmaz. Değil altı ay, 11 ay, 29 günü tamamlayıp bir yılı tamamlamadan ayrılsanız o yıl için izin&lt;br /&gt;hakkınız maalesef yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZETECİLERİN İZNİ FARKLI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5953 sayılı Basın-İş Kanunu gereğince gazeteciler de yıllık ücretli izin&lt;br /&gt;kullanmaktadırlar. Kanun’un 21’inci maddesine göre; “Günlük bir mevkutede çalışan bir gazeteciye, en az bir yıl çalışmış olmak şartıyla, yılda dört hafta tam ücretli izin verilir. Gazetecilik mesleğindeki hizmeti on yıldan yukarı olan bir gazeteciye, altı hafta ücretli izin verilir. Gazetecinin kıdemi aynı gazetedeki hizmetine göre değil, meslekteki hizmet süresine göre hesaplanır.&lt;br /&gt;Günlük olmayan mevkutelerde çalışan gazetecilere her altı aylık çalışma devresi için iki hafta ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izinlerin hesabında bu Kanunun 1’inci maddesindeki “Gazeteci” tabirine girenlerin kıdemleri, iş akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden inikat etmiş olmasına bakılmaksızın, gazetecilik mesleğine geçirdikleri hizmet süresi nazara alınmak suretiyle tesbit edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzin hakkından feragat edilemez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük gazetelerde çalışanlara en az o gazetede bir yıl çalışmış olmak şartıyla yılda 4 hafta (28 gün) izin verilir. Ancak, gazetecilik mesleğinde 10 yılı doldurmuş olanlara ise o gazetede en az bir yıl çalışmış olmak şartıyla &lt;br /&gt;altı hafta (42 gün) izin verilir. Gazetecilerin meslek kıdemi, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ndeki deftere gazeteci (Gazeteci kütüğü) olarak ilk kez kaydedildikleri tarihten başlar ve arada boş geçen sürelerin hiçbir önemi yoktur. Haftalık, aylık, yıllık dergi ve gazetelerde çalışanların yıllık izni altışar aylık devrelerde ikişer hafta olarak verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZETE HABERTÜRK - HT EKONOMİ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-1101820726372946573?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/1101820726372946573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=1101820726372946573&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1101820726372946573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1101820726372946573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/08/yllk-izin-nasl-hesaplanr.html' title='Yıllık İzin Nasıl Hesaplanır?'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2016854485106035764</id><published>2009-07-20T17:35:00.000+03:00</published><updated>2009-07-20T17:36:07.319+03:00</updated><title type='text'>Kredi Alırken Dikkat Edilecek 10 Nokta</title><content type='html'>Hayalinizdeki otomobile veya eve kavuşurken, ya da ihtiyaçlarınızı giderirken kapısını çaldığınız bankalardan daha az maliyetle ve daha uygun vade seçenekleri ile kredi kullanmak elinizde. Bunun için zaman ayırmak ve finansal risklerinizi iyi belirlemek gerekiyor. Tüm bunları yaparak ödeyeceğiniz faiz farkını azaltabilirsiniz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel kredi pazarı her geçen yıl artıyor. Her gün birçok kişi hayalindeki evi, arabayı yada temel ihtiyaçlarını gidermek için bankaların kapısını çalıyor. Ancak bankaların kapısını çalan milyonlarca kişiden çok azı yaptığı anlaşmalarda ve aldığı kredilerde doğru seçimi gerçekleştiriyor. Oysa doğru seçim kredi kullanan kişiye daha yolun en başında daha az geri ödeme imkanı tanırken doğru seçilmemiş ve üzerinde araştırma yapılmadan alınmış krediler kredi kullanıcılarına pahalıya mal oluyor. Bankacılarda kredi seçiminde birçok kişinin yanlış yaptığını doğruluyor. En sık yapılan hata ise zamanlama. Kişi kredi seçiminde çoğu kez yanlış zamanlama yaparak ileriyi öngörmeden hareket ediyor. Son rakamlara göre Türkiye’de 8 milyon aile bireysel kredi borçlusu. Bunlardan 583 bin ailenin bankalara toplam 33 milyar YTL konut kredisi, 755 bin ailenin 6,1 milyar YTL’lik otomobil kredisi, 6 milyon 667 bin kişinin de 30 milyar 400 milyon YTL ihtiyaç kredisi kullanımı nedeniyle borçlu durumda olduğu görülüyor. Son iki yıllık süre içinde konut kredisinde yüzde 54.43, otomobil kredisinde yüzde 4.54’lük ferdi kredilerde ise yüzde 141.91’lik artış gözleniyor. Kredi talebinde özellikle konut kredisinde en yoğun artışın 2006-2007 yılları olduğu gözleniyor. 2008 yılına geldiğinde ise tüketici kredilerinde yılın ilk altı ayında yüzde 14.13, konut kredilerinde yüzde 22.30 ve araç kredilerinde yüzde 1.92’lik artış dikkati çekiyor. Uzmanlar siyasi ve ekonomik belirsizliklerin ortadan kalkması ve faizlerin aşağı inmesi durumunda konut kredilerinde yeniden talep yaşanacağını dile getiriyor. Bizde bu gerçekten yola çıkarak bireysel kredi kullanmaya karar veren tüketiciler için işin uzmanlarından kredi kullanırken dikkat etmeleri gereken ipuçlarını derledik. İşte uzmanlardan kredi kullanacak tüketiciler için riskleri azaltacak küçük ama parasal geri dönüşümü büyük 10 ipucu\’85.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Planlamayı İyi Yapın &lt;br /&gt;Krediyi niçin kullanacağınız çok önemli. Kredi çekmeye karar verdiğinizde krediye ödeyeceğiniz faiz ile çektiğiniz kredinin size sağlayacağı fayda arasında tam bir denge oluşturun. Eğer krediyi işinizi büyütmek için kullanıyorsanız işinizi büyütmek üzere alacağınız ve sonrasında yapacağınız yatırımın geri dönüş hesabı çok önemli. Fizibilitesi doğru yapılmamış bir yatırım planı sizi hem madden hem de manen zor durumlara sokabilir. Ama fizibilitesini doğru yaptığınız bir iş için kredi kullanıyorsanız bu durumda karlı bile olabilirsiniz. Diyelim ki işinizi büyütmek için 100 bin YTL’ye ihtiyacınız var. 100 bin YTL’nin yaptığınız fizibilite sonrasında size geri dönüşü 3 yıl içinde 250 bin YTL. Bu durumda 3 yıllık kredi çektiğinizde faizli bakiyesi toplamda 250 bin YTL’nin altında olan her turumda siz karlısınız. Ancak planlarınızı doğru yapmadığınızda çektiğiniz kredi kullanmayı ve fayda sağlamayı düşündüğünüz durumun aksinde bir tablo ile karşılaşmanızı sağlar. Aynı durum konut edinmek ve ihtiyaç kredileri içinde geçerli. Alacağınız konutta kiracıysanız ödediğiniz aylık kira geliri ve satın alacağınız evin ilerideki prim potansiyeli önemli. Yine tüketici kredilerinde şu an için ihtiyaç duyduğunuz krediyi çekmek size mutlaka planladığınız süre içinde fayda sağlamalı. Eğer borcunuz varsa ve çekeceğiniz kredi ödeyeceğiniz borcun faizinden daha azsa karlısınız. Tüm bu örnekleri siz de kendi içinizde çoğaltabilir ve kendinize uyarlayabilirsiniz. Unutmayın ki daha yolun başında gerçekten bu krediye ihtiyacınız olup olmadığını ve krediyi niçin kullandığınızı belirlerseniz birçok kredi kullanan kişiye göre avantajlı duruma geçersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Acele Etmeyin Araştırın&lt;br /&gt;Krediye gerçekten ihtiyaç duyduğunuzu belirleyip iyi bir plan yaptıktan sonra sıra krediyi hangi bankadan almanız gerektiğine, hangi tür kredinin size daha uygun olacağına ve hangi vadelerle kredi kullanırsanız karlı çıkacağınıza geliyor. Bu da hiç kolay olmayan ve zorlu bir süreç. Bunun için de ciddi bir araştırma şart. Çünkü aceleyle alınan ve sizin içinde olmadığınız bir kredi size ileriki dönemlerde sorun yaratabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok tüketici kredi başvurusu yaparken yalnızca çalıştığı bankaya başvuruyor. Bu davranışın nedeni tüketicinin “Beni ancak benim bankam tanır ve kredi verir” diye düşünmesi. Banka banka dolaşmak istemeyen tüketici doğal olarak araştırma da yapmıyor. Bunun sonucunda tüketici bazen kredi alamamak bazen de geç kredi almak da ve maalesef daha yüksek faiz ödemekle karşı karşıya kalabiliyor. Oysa Internet üzerinden yapılan araştırmalar bu problemlere çözüm sunuyor. Üstelik bu tür sitelere girmenin ekstra bir maliyeti de bulunmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Uzmanlardan Destek Alın&lt;br /&gt;Kredi kullanmaya karar verdikten sonra yaptığınız araştırmanın ardından mutlaka bir uzmandan destek alın. Uzman seçiminde ise uzmanın tarafsız olmasına ve sizi birkaç bankaya yönlendirmesine izin vermeyin. Bu konuda ön bir araştırma yaptığınızı destek alacağınız uzmana hissettirin ve sizin için uygun olan vade, banka ve kredi türüne dair alternatifli seçenekler sunun. Uzmandan da sizin için benzer bir çalışma yapmasını isteyin. Prensipte çalışabileceğinize inandığınız bankaların sözleşmelerini mutlaka krediyi kullanmadan birkaç gün önce temin edin. Uzmanlar sözleşmeler için en az bir haftalık sürenin gerektiğini dile getiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Cezalı Kredilerden Uzak Durun&lt;br /&gt;Sözleşmede erken ödeme seçeneği bulunan kredilerde çoğu kez yatırımcının kredi çektiği bankaya kredi bitene kadar mahkum olmasını gerektirir. Böyle bir zorunluluk yaşamamak için pazarlığınızı baştan yapın ve sözleşmeye erken ödeme maddesini koydurmayın. Çünkü işleriniz tahmininizden daha iyi gidebilir ve kredi taksitlerinizi hızlıca ödeyebilirsiniz. Ama sözleşmenizde peşin ödeme cezası hükmü bulunuyorsa krediniz size toplam meblağsından daha yüksek bir tutara mal olacaktır. Oysa çoğu banka karşılıklı yapılan görüşmelerde sizin istemediğiniz maddeleri sözleşmeye koymayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Yıllık Maliyet Oranlarını Dikkate Alın&lt;br /&gt;Kredi kullanırken yapılan en büyük hatalardan bir de yıllık maliyet oranlarının baz alınmaması. Birçok tüketici yalnızca bankaların reklam olarak ilan ettiği faiz oranlarını karşılaştırarak karar veriyor. Gizli masrafların nasıl hesaba katacağını bilmiyor. Oysa masraflar dahil faiz oranı bütün gizli masrafları da hesaba katarak hesaplanıyor. Bu nedenle kredi kullandırma ücreti, ekspertiz ücreti, dosya parası, istihbarat ücreti, avukat masrafı, sigortalar ve vergiler gibi birçok gizli masraf ilan edilen faiz oranına dahil edilmeli. Üstelik işin karmaşık yanı bu masrafların bazıları her ay, bazıları bir defa kredi miktarı üzerinden yüzde olarak, bazıları da bir defaya mahsus kredi miktarından bağımsız sabit ücret olarak tahsil ediliyor. Tüm bu masraflar kredi kullanan tüketicinin baştan kazançlı çıkmasının önemli ayağını oluşturuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Çok Uzun Vadeleri Tercih Etmeyin&lt;br /&gt;Kredi seçiminde vadeler de önemli. Vadesi çok uzun olan krediler her zaman için kredi kullanan kişiye artı faiz maliyeti çıkarır. Uzmanlar YTL endeksli ihtiyaç kredisinde 15-18 ay, oto kredisinde 27-28 ay ve konut kredisinde 72-84 aylık vadelerin aşılmamasını tavsiye ediyor. Aksi taktirde daha uzun vadelerin yatırımcıya zarar ettireceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Balon Ödemeden Kaçının&lt;br /&gt;Araç kredilerinde sıkça kullanılan son dönemlerde ise konut kredilerinde dile getirilmeye başlanan son kredi taksitinin yüklü olmasına dayalı balon ödeme şekli ise uzmanlar, tarafından çoğu kez riskli ürünler olarak gösteriliyor. Balon ödeme şeklini tercih edecek tüketicilerin özellikle yüklü ödeme gerçekleştireceği aya yönelik karşılığında beklediği bir paranın olması gerekiyor. Aksi durumda ise yeni ödeme planında balon ödemenin daha fazla faiz yükü ile kredi kullanana maliyet oluşturacağı söyleniyor. Araç kredilerinde de aracını sürekli yenilemek isteyen kredi kullanıcısı için balon ödeme araca kiralama fiyatının daha altında binme opsiyonu ve faydası sağlıyor. Ancak uzun dönemli krediler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.Balon ödemeler için verilen optimum süre ise 36 ay olarak karşımıza çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Sabit Ödeme Seçeneğini Seçin&lt;br /&gt;Kredi ödeme seçeneğinde sabit ödemeli krediler her zaman yatırımcının ne ödeyeceğini bilmesi açısından önemli. Özellikle de belirsizlik ortamlarında kredi kullanıcısının sabit taksitli kredi seçeneğini tercih etmesi avantaj yaratır. Beklentilerin daha iyimser olduğu dönemlerde ise sabit ödemeli seçeneklerden değişken seçeneklere geçiş imkanı yaratılabilir. Ama bunun için cezalı kredi kullanmamak ve pazarlığın iyi yapılması şart. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Döviz Geliriniz Yoksa Döviz Kredisi Kullanmayın&lt;br /&gt;Kredi kullanırken yapılması gereken bir diğer unsur ise çekilen kredi türünün hangi para cinsi ile ödeneceğidir. Çoğu kez döviz kredilerinde düşük faiz oranları cazip görünür. Oysa döviz geliri olmayan tüketiciler döviz kredisi kullanarak birçok riski de satın almış olur. Öngörülmeyen riskler kur riski ve zaman içerisinde kurun değişmesi durumunda ödemek zorunda kalınacak BSMV ve KKDF farkıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Kredi Bitene Kadar Takibe Devam Edin&lt;br /&gt;İşin son kısmı ise kredi kullandıktan sonraki kısmıdır. Artık krediyi aldım ve bundan sonra bana düşen ödemelerimi düzenli olarak yapmak diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kredi almak kadar kredi bitimine kadar yapacağınız takipte maliyetlerinizi aşağıya çekmek konusunda size ekstra fırsatlar yaratabilir. Bunun için sürekli olarak faiz oranlarını ve ülkenin ekonomik durumunu takip etmek gerekiyor. Bu şekilde davranarak oluşan yeni fırsatları yakalamak ve daha düşük maliyetle borçlanmak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: TekBorsa Dergisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2016854485106035764?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2016854485106035764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2016854485106035764&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2016854485106035764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2016854485106035764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/07/kredi-alrken-dikkat-edilecek-10-nokta.html' title='Kredi Alırken Dikkat Edilecek 10 Nokta'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2999059059571709112</id><published>2009-07-20T17:33:00.001+03:00</published><updated>2009-07-20T17:33:54.986+03:00</updated><title type='text'>Tamda İşmi Kuracaktınız, Durumunuzu Gözden Geçirin</title><content type='html'>Bugün Temmuzun 20 si yıllardan 2009. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekklilik yaklaştı, üç beş kuruş biriktirdiniz. Kel kötü bir dükkan açar ufaktan işime bakarım diyorsunuz. Hatta hesaplı bir dükkan varsa dükkanı satın bile alabilirim diye içişnizden geçirmektesiniz. Nasılsa ev vaktiyle alındı artık cepte , araba desen artık evdeki koltuk takımı kadar yadsınmış yokluğu düşünülemez bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum size tam uymadı ise o zaman bir yakınınız size bir iş öneriyor. Abi sen masa başı adamısın çok bilmiyorsun ama piyasada çok iş var diyor. Sen kontrolünü yap işi ben çeviririm diyor. Niye diyor bir fikri var içini heyecan sarmış ama parası yok. Para sizde yıllarca ince işçilik yapıp biriktirdiniz. Dışardan zengin görünüyorsunuz oysa sizi ikna etmeye çalışan bu yakınızda en az sizin kadar kazandı aylık fakat sizin gibi sakin hesaplı olamayınca biriktiremedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gün karıncanın , cırcır böceğinin günü değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elde para var. Bir şeyler de yapmak istiyorsunuz. İş kurmaya hazırsınız fakat hiç bilginiz yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışardan bakınca dükkanlar işliyor gibi işlemiyorlarsa neden açık kalıyorlar ? Sakın aldanmayın bir dükkan hiç bir şey kazanmadan hatta işletmecisini sürekli borca sokarak bile 3 - 5 yıl pekala açık kalabilir. Hiç aldatmasın sizi. Herkesin bir hesabı vardır akıllıca veya aptalca ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkanın açık kalması düzgün görünmesi kazanıp durmasına delalet değil. Kapısında durup bekleyin o dükkana sıcak para nasıl giriyor onu analiz edin kabaca masrafını hesaplayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu hesabın içinden çıkamazsınız. O dükkanlar nasıl oluyorda ayakta kalıyor sahibi bile bir çırpıda söyleyemez bazen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tacirlik bir takım sihirbazlıkları biliyor olmanızı gerektirir. Simit satmak bile böyledir. Eski simitci yeni başlayandan çok satar. Satamayacağı günü önceden hisseder tedbirini alır. Satacağı gün içine doğar iki katı simit alır tepsisine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar lafı kelam ettik ama belki de eski toprak bir masa maşı elemanı değilsiniz. 25 yaşında cebine parayı bulmuş bir zıpkınsınız. Bıraksak aya gider hatta bir de geri dönersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençsiniz iş kurmak istiyorsunuz. Önceden tecrübeniz yok. Sizin için de aynı sihirbazlıkları bilme zorunluğu var. Hatta yüksek devrinizden dolayı yoldan çıkıverme ihtimali daha da fazla sizin için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir de şunu söyleyeyim. Ben 20 yaşı en mükemmel yaş olarak görürüm. Daha 15 yaşımda başlamıştım 20 olayım ve orada kalayım demeye. Gerçektenten de 20 yaşımı en yüksek devir sayısı ile geçtim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yaşımda 3 adet ticari iş yaptım. Hepsinden de kazandım. Bu sayede harika bir gençlik yaşadım. Kazanıp yedim hiç o yıllardan kalan yatırımım yok. İş yapmasına yaptım da şimdi bakınca 3 adet batış yaşamalıymışım diyorum. Tamamen kelle koltukta yapılan işler. Şanlıymışım. Hem de çok şanlıymışım. Bu yüzden genç kişinin de yukarıda sözü geçen sihirbazlıkları bilmesi yada öğrenip öyle iş kurması gerekiyor. Yoksa gider paracıklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu kadar kelamı siz iş kurun diye mi söyledim. Sakın ha ! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babadan kalan bir işiniz mi var devam edin, zaten dükkan açık mı devam edin, uzun süredir hazırlanıyorsunuz, tek başlına ya da üç beş arkadaş iş yapacaksınız, hesabı kitabı güzelce yaptınız, pazar belli mal belli, sermayeniz yeterde artar bile devam edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ürkek ürkek bir işler yapsam ama ne yapsam diyip duruyorsanız biriktirdiğiniz elinizde tuttuğunuz o üç beş kuruşa gidin altın alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli iseniz evde hobiler bulup onlarla uğraşın, gençseniz altını aldıktan sonra sola sağa özgeçmiş (CV demek) (ingiliziz ya, özgeçmiş kelimesini bilmeyiz parantez içinde belirtmek gerek!) bırakın iş bulun az çok çalışın kafanız bozulursa ayrılıp yanisine girersiniz para cepte nasılsa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paranızı sağlama alıp keyfinize bakın. Altın bugün kaç liraymış ona bile bakmayın. Altın size kazandırdığı gün kalbiniz ısınır içinizi ılık bir ferahlık kaplar. Rakamları bilmesenizde çok sağlam bir iş yapmış olduğunuzu otomatikman hissedersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünün tarihi belli, 10- 15 ay sonra eldeki para batıp üstüne bir o kadarda borçlanılmış ve yanına bir sürü kötü anı ile bozuk arkadaşlıklar ileve edilmiş olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da parayı altına bağlayıp değer kaybını önlemiş hatta değerine değer katmış borçsuz bir çoğalmış alım gücünün mutluluğunu yaşıyor olacaksınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum muallak olduğu halde genede parayı bir ticaret işine yatıracaksanız altını bugünkü değerini bir yere not edin paraları kaybettiğinizi anladığınız gün altının değerine tekrar bakın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah ben yanılmışımdır. Ama 25 yıldır beni hiç yanıltmadı. Ortaokulda olduğum günlerden beri bu hep böyle oldu. Şimdi de aynı şartlar var. İşi az bilen yatırımcının batmayacağı tek yatırım aracı bugün gene altın. 2 develüasyon yemiş kadar bir artış olacak. Ne kadar sürece ? El cevap ; Ticaretle kazanamayacağınız kadar bir sürede . . . . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Babadan kalma sağlam bir işiniz yoksa eğer.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelce düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aKIN SELÇUK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2999059059571709112?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2999059059571709112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2999059059571709112&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2999059059571709112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2999059059571709112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/07/tamda-ismi-kuracaktnz-durumunuzu-gozden.html' title='Tamda İşmi Kuracaktınız, Durumunuzu Gözden Geçirin'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6915219457051461996</id><published>2009-05-22T09:28:00.000+03:00</published><updated>2009-05-22T09:29:00.864+03:00</updated><title type='text'>İŞTE ÇOK KAZANDIRAN 1O MESLEK!</title><content type='html'>İŞTE ÇOK KAZANDIRAN 1O MESLEK! &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bilişim sektöründe hangi alanda uzmanlaşacağınız konusunda kararsız mı kaldınız? Bilgi teknolojilerinde kazancına göre en revaçta olan 10 meslek şu şekilde sıralanıyor; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bilgi Teknolojileri (BT) sektöründe çalışmak şüphesiz birçok kişinin hayali. Peki prestij sahibi ve her yönden getirisi yüksek olan bu sektörün en iyi maaş sağlayan meslekleri neler? 2008 Robert Half Technology Maaş Rehberi, geçtiğimiz yıla oranla maaşlarında en fazla artış gözlenen meslekleri sıralıyor:&lt;br /&gt;1. Uygulama Geliştirme Şefi (Lead Applications Developer)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılım geliştirme ekiplerini uygulamaların tasarım, yapım, kodlama, test ve ayıklama aşamalarında yöneten bu meslek grubuna dahil olmak için 4 yıllık bilgisayarla ilgili bir bölümden mezun olmak ve 3 ila 5 yıl arası sektör tecrübesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:: Geçtiğimiz yıla göre %7,6 artış gösteren maaşları ise yıllık 80.250 USD - 108.000 USD arasında değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Uygulama Mimarı (Applications Architect)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulamalar için arayüz ve altyapı gibi bileşenler tasarlayan ve istenen tasarım standartlarıyla uyumluluğu sağlayan bu kişilerin, dört yıllık bilgisayar veya bilgi sistemleri bölümünü bitirmeleri gerekiyor. Master derecesinin tercih sebebi olduğu meslekte ayrıca en az sekiz yıllık benzer iş tecrübesi arıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:: Bu yıl %7,5 artış gösteren uygulama mimarlığının maaş aralığı ise 87.250 USD - 120.000 USD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Mesajlaşma Yöneticisi (Messaging Administrator)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E-posta ve grup sistemlerini kontrol eden meslek sahipleri, birleşik sunucular, işletim sistemleri, yedekleme ve kurtarma programları ve sistem problemlerinin çözülmesinden sorumlu. Bilgisayar bilimi, bilgisayar bilgi sistemleri ve benzeri alanlarda dört yıllık okul mezuniyeti gerektiren mesajlaşma yöneticiliğine yükselmek için aynı işverenle 3 yıl kadar mesajlaşma sistemlerinde çalışmış olmak gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:: %7,5 artış gösteren maaşlar 87.250 USD - 120.000 USD aralığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Veri modelisti (Data Modeler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organizasyon ile ilgili veri gereksinimlerini analiz edip veri akışı için modeller üreten veri modelistleri, bilgisayar, bilgi teknolojileri veya matematik bölümlerinden birinden mezun ve veri yönetiminde birkaç yıllık tecrübeye sahip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:: Geçtiğimiz yıla oranla %7 artan maaşları ise 74.250 USD ila 102.000 USD arasında değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ağ Yöneticisi (Network Manager)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketlerin ağ teknolojilerinin günlük işlem ve bakımlarını yöneten meslek sahipleri, ağ mühendisleri, mimarları ve diğer ekip üyeleriyle birlikte çalışıyor. Ancak ağ yöneticisi olmak için uzun yıllar bu uğurda çalışmak gerekiyor: 10 yıl veya üzerinde ağ ile ilgili mesleklerde tecrübe ve birkaç yıl da teknik personel yönetimi tecrübesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;:: %7 artıştaki maaşları 74.500 USD - 98.500 USD aralığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listenin ikinci yarısında ise, 86.750 USD - 114.750 USD maaş aralığındaki kıdemli bilgi teknolojileri denetçisi (Senior IT Auditor) başı çekiyor. Onu takip eden kıdemli web geliştiricisinin (Senior Web Developer) maaş aralığı ise 76.250 USD - 108.250.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş zekası analistleri (Business Intelligence Analyst), 78.250 USD ila 108.250 USD maaşları ve geçen yıla oranla %6,6 artışları ile listenin sekizinci sırasında yer alırken, diplomanın yanı sıra sabır ve güler yüz de gerektiren ikinci kademe yardım masası (Help Desk Tier 2) çalışanları, 35.750 USD ila 46.250 USD aralığında maaşa tabiler. Listenin en sonunda, 59.250 USD - 82.250 USD aralığında maaşları ve %6,4 maaş artışları ile ekip danışmanları (Staff Consultant) bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Bilgi teknolojileri denetçisi (Senior IT Auditor)&lt;br /&gt;KAZANCI: 86.750 USD - 114.750 USD arası&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;7-Web geliştiricisi(Senior Web Developer) &lt;br /&gt;KAZANCI: 76.250 USD - 108.250 USD arası.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;8-İş zekası analistleri (Business Intelligence Analyst)&lt;br /&gt;KAZANCI: 78.250 USD ila 108.250 USD arası...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;9- İkinci kademe yardım masası (Help Desk Tier 2) &lt;br /&gt;KAZANCI: 35.750 USD ila 46.250 USD aralığında...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;10-Ekip danışmanları (Staff Consultant)&lt;br /&gt;KAZANCI: 59.250 USD - 82.250 USD aralığında...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Not: Bu ücretlendirmelerin ve gereksinimlerin yurt dışına göre hazırlandığını, verilen rakamların yıllık maaşları temsil ettiğini hatırlatırız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6915219457051461996?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6915219457051461996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6915219457051461996&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6915219457051461996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6915219457051461996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/05/iste-cok-kazandiran-1o-meslek.html' title='İŞTE ÇOK KAZANDIRAN 1O MESLEK!'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6767109581057213380</id><published>2009-05-09T10:50:00.001+03:00</published><updated>2009-05-09T10:50:55.189+03:00</updated><title type='text'>İYİ BİR YÖNETİCİ OLABİLİRSİNİZ , AMA İYİ BİR LİDER ?</title><content type='html'>İYİ BİR YÖNETİCİ OLABİLİRSİNİZ , AMA İYİ BİR LİDER ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü yönetici koçu, “Lead People – Manage Things” kitabının yazarı Brian Ward, liderlikle &lt;br /&gt;yöneticiliğin farkını vurguluyor ve liderliğin bir pozisyon değil bir karar olduğunu savunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her nasılsa, rüyaları gerçeğe dönüştürmenin sırrını bilen bir insanın ulaşamayacağı bir yükseklik olduğuna inanmıyorum. Bence bu özel sır, dört kelimeyle özetlenebilir: merak, güven, cesaret ve süreklilik. Bunların içinde en önemlisi güvendir. Eğer bir şeye inanıyorsanız ona tamamen inanın; açıkça ve sorgusuzca.” Walt Disney &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rosa artık bu haksızlığa katlanmak istemiyordu. Yerini vermeyi reddetti ve tutuklandı. Bu olay manşetlere taşındı, oradan da Dr. Martin luther King’e. Gerisini tarih anlatıyor. Rosa, ölünceye kadar zencilerin, özellikle de gençlerin adil, eşitlikçi ve daha iyi bir dünyada yaşamaları için çalıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rosa odak noktasını, tutkusunu asla kaybetmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin tutkunuz ne? &lt;br /&gt;Peki sizin tutkunuz ne? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes lider olmaz. Lider olmaya karar veren herkesin de bir yönetici olması gerekmez. Bu fikir yönetim kademelerindeki birçok kişi için kafa karıştırıçı olabilir ancak tanıdığım tüm liderler bunun ne anlama geldiğini hemen anlayacaktır. Eğer bu fikir aklınızı karıştırıyorsa, belki de liderlik ve yöneticilik arasındaki farkları keyşfedip öğrenme zamanınız gelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liderlik bir pozisyon değil, bir karardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liderler, takip eden kiyileri çeken bir odak noktası sağlar. Ben buna çekim yasısı adını veriyorum. Büyük kitleleri peşinden sürükleyen Gandi, Kennedy, Mandela gibi liderleri düşünün. Bunun aynısını iş dünyasında da görmek mümkündür. Disney, Walyton ve Welch gibi lider iş adamlarının hepsi ne yaratmak istediğini biliyordu. Artık zamanı gelmiş büyük fikirleri vardı. İnsanları çektiler çünkü onlara anlam ve umut sunuyorlardı. Ayrıca başarmaya çalıştıklara şeye karşı sorgulamanaz ve kesin bir inançları vardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lider olmak istiyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an bir yönetici olabilirsiniz ama bu pozisyona atanmış olmanız sizin bir lider niteliklerine sahip olduğunuzu göstermez. Bunun için büyük bir fikrimizin ve bu fikre çekilen takipçileriniz olması gerekir. Bu yüzden eğer lider olmak istiyorsanız işe, kendinize ne yaratmak istediğinizi sorarak başlayın. “Eğer kesinlikle ama kesinlikle başarısız olmayacağımı bilsem ne başarmak isterdim?” diye sorun kendinize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllık bütçeyi tutturmak bu sorunun yanıtı olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin, Wal Mart’ın ilk günlerinde Sam Walton Amerika’nın küçük kasabalarınra 1 numara olacak bir ucuzluk marketi yaratmak istediğini biliyordu. Jack Welch’in aklında General Electric’in faaliyet gösterdiği her sektörde ya 1. ya da 2. olması vardı. Walt Disney ise sadece “insanları mutlu etmek” istiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıkça belirtilmiş hedeflerin özellikleri son derece açık. Bunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Basit... &lt;br /&gt;• Gerçekleştirmesi zor... &lt;br /&gt;• Sonuçlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu liderler çok kesin konuşmaktan kaçındılar çünkü kendilerine ve takipçilerine yaratıcılık için birçok boş alan bırakmak istediler. Ancak amaçları çok netti. Onlar, çok kesin veya kısıtlayıcı olmaksızın net bir hedefe sahip olunabileceğini gösterdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar, kendilerini izleyenlerin de lider olması gerektiğini biliyordu. Çünkü onların da etrafındaki insanlar için bir çekim noktası olması gerekiyordu; böylece tüm bu olay “bulaşıcı” hale gelecekti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara liderlik edin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı yöneticiler içlerindeki lideri serbest bırakmaktan korkar. Bunun nedeni çoğunlukla kendi tutkularını, &lt;br /&gt;kendi odak noktalarını henüz bulmamış olmalarıdır. Kendilerini tehdit edilmiş ve güvensiz hissederler ve &lt;br /&gt;sert davranışlarla bunu gizlemeye çalışırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar insanları idare etmeye çalışır, tıpkı eşyalara yaptıkları gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanlar bizim en değerli varlğımızdır” sözünü yanlış anlayarak insanlara gerçekten de nesne gibi davranırlar. Dirençle karşılaştıklarında da sert tekniklerine başvururlar. Sonuç, üzücü ve acınası bir durumdur; düşük moral, düşük enerji ve isteksizlik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan liderler, sahip oldukları en büyük varlığın insanlarla ilişkileri olduğunu bilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararı vermeye hazır mısınız? Şu anda tabii ki güvenli yolu, yönetici olmayı da seçebilirsiniz. Karar sizin. Bir lider değil de bir yönetici olmanın da kendine göre sonuçları olacaktır. Kathrine Hathaway bunu şöyle ifade eder: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sonuçlarından kormanız, sizi derin içgüdünüzü takip etmekten alı koyuyorsa, yaşamınız güvenli, çıkarlara uygun ve önemsiz olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Walt disney’in de dediği gibi, lider olmak merak, cesaret, süreklilik ve hepsinden önemlisi güven gerektirir. Lider olma kararını verip içinizdeki liderleri serbest bırakmaya hazır mısınız? Kendinize güveniyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer peşinden ordular sürükleyebilen bir lider olmak istiyorsanız, işte liderlik yolunuzun başlangıcı için size yedi adım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kendi özünüzü tanıyın ve yaratmak istediğiniz şeyin ne olduğunu bilin &lt;br /&gt;• Anlamlı ve gerçekleştirmesi zor bir hedef seçin. Hedefinize tutkuyla bağlanın. &lt;br /&gt;• Hedefinizi basit kelimelerle ifade edin. &lt;br /&gt;• Ölçülebilir ya da en azından gözlemlenebilir bir sonuç olarak dile getirin &lt;br /&gt;• Kendinize, bu benim sabah yataktan kalkmamı sağlayacak mı diye sorun &lt;br /&gt;• Bu bazı geceleri uykusuz geçirmeme neden olacak mı? deyin. &lt;br /&gt;• Bunu dünyaya duyurun ve açıkça, sorgusuzca inanın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yedi adım, liderlik yolculuğunuza başlamanızı sağlayacak. Eğer bir yerde takıldıysanız da yeniden hız kazanmanıza yardımcı olacak. Unutmayın, eğer hedefinize sorgusuzca inanırsanız önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır. İlk ve en önemli adım budur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6767109581057213380?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6767109581057213380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6767109581057213380&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6767109581057213380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6767109581057213380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/05/iyi-bir-yonetici-olabilirsiniz-ama-iyi.html' title='İYİ BİR YÖNETİCİ OLABİLİRSİNİZ , AMA İYİ BİR LİDER ?'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6096968428165979921</id><published>2009-03-14T14:23:00.001+02:00</published><updated>2009-03-14T14:23:40.384+02:00</updated><title type='text'>İyi maaş zammı almanın 5 temel yolu</title><content type='html'>İyi maaş zammı almanın 5 temel yolu&lt;br /&gt;"Krizde zam mı olur?" diyenlere kulağınızı tıkayın. Maaş zamlarının en fazla merak edildiği bu dönemde pazarlık şansınızı artıracak bu ipuçları aklınızda bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yılın bu zamanında maaş zamları her zaman en çok merak edilen ve konuşulan konudur. İşverense bu karar sürecinde açık olmayı tercih etmez. Peki, maaş zamlarına nasıl karar veriliyor? Bu konuda kapalı kapılar ardında tutulan sırlar neler ve bunları nasıl avantaja çevirirsiniz? İşte pazarlık şansınızı artıracak beş tüyo… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Zam oranları düşük, performansınıza dikkat edin&lt;br /&gt;Uluslararası insan kaynakları derneği WorldatWork’ün bu yıl 35’incisini gerçekleştirdiği “WorldatWork Salary Budget Survey” adlı araştırmaya göre 2008’de maaş bütçelerindeki net artış yüzde 3.9 olarak gerçekleşti. Bu oranın 2009’da da aynı kalacağı tahmin ediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, maaşlardaki ortalama artışın da bu seviyelerde olacağı anlamına geliyor. WorldatWork yetkililerine göre performans değerlendirmelerinde üstte olanlar için bu oranın çıkabileceği en yüksek rakam yüzde 5. Performansı düşük çalışanlarda ise maaş artışı yüzde 2 ya da altında bir oranda gerçekleşecek. &lt;br /&gt;İK danışmanlık şirketi Recruit Right’ın kurucularından ve “The HR Answer Book: An Indispensable Guide for Managers and Human Resources Professionals” adlı kitabın yazarı Rebecca Mazin, “Çoğu kişi yüzde 6 ila 8 arası artış bekliyor ancak çok az kişi bu artışları alabiliyor” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgi, her ne kadar kayda değer bir rakama eşit olmasa da örneğin yüzde 4 gibi bir artışı sindirebilmek açısından önemli. Aynı zamanda patronunuzun size değer verdiği anlamına geliyor. Bunun üzerinde herhangi bir oran sizin performans değerlendirmelerinde üst sıralarda olduğunuz anlamına geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Maaş pazarlığına girmeden önce zam oranları ile ilgili bilgi toplayın &lt;br /&gt;Bu gün internet gibi yaygın mecralar başta olmak üzere maaş artışları ile ilgili bilgiye ulaşmak oldukça kolay. Ancak bu patronunuzun yaşadığınız şehirde ve sizin konumunuzda çalışan birinin ortalama maaşını bildiği anlamına gelmez. Eğer bir araştırma yapar ve maaşınızın anormal derecede düşük olduğunu ortaya çıkarırsanız yıllık artışınız ile ilgili patronla konuşma zamanı geldiğinde, ya da yeni bir iş teklifi aldığınızda elinizde iyi bir pazarlık unsuru olabilir. Patron rakip şirketlerin daha çok ödediğini anladığında sizi kolaylıkla kaybedebileceğinin farkına varacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;About.com-Guide to Career Planning’ten Dawn Rosenberg, “Pazarlığa oturmadan elinizde bazı veriler olmasında fayda var. En azından geçerli oranların ne olduğunu bilmelisiniz. Böylelikle en azından tuhaf biri olmadığınız ya da saçma bir istekte bulunmadığınızdan emin olursunuz” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çoğu yöneticinin hafızası zayıftır. Başarılarınızı hatırlatın&lt;br /&gt;Maaş artışları yıllık olarak yapılır. O yüzden tüm sene içerisinde gerçekleştirdiğiniz başarıları kaydetmek çok önemli. Sekiz ay önce gerçekleştirdiğiniz o büyük projeyi patronun kendiliğinden hatırlamasını beklemeyin. Bir hesap çizelgesi ya da e-posta dosyası yardımıyla başarılarınızın belgesini tutun. Böylelikle zamanı geldiğinde maaş artışı için elinizde önemli bir koz olacaktır. &lt;br /&gt;Şirkete yaptırdığınız bir tasarruf ya da kazandırdığınız paralar ile ilgili başarılar altını çizmek için uygun olanlar. Özellikle de gerçek rakamlar varsa. Birçok çalışan için olduğu gibi eğer bu mümkün değilse, yöneticileriniz ya da iş arkadaşlarınızdan aldığınız herhangi bir övgü, müşterilerden gelen özel bir teşekkür yazısı gibi normal görevlerinizin üzerine çıkan herhangi bir durumu bir yere not etmeyi unutmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Maaş artışının her zaman yöneticinizin elinde olmadığını göz ardı etmeyin &lt;br /&gt;Bir şirketteki tüm çalışanlar için maaş artışları ile ilgili kararlar çoğu zaman üst yönetim kademelerinde alınıyor. O yüzden de her ne kadar yukarıdaki tüyoların hepsini yerine getirseniz de yöneticinizin maaş artışınızda rolü minimum olacaktır. Mazin, son zamanlarda danışmanlık yaptığı bir sivil toplum kuruluşunda yönetim kurulunun istisnasız her çalışana aynı maaş zammının yapıldığını söylüyor. &lt;br /&gt;Bu durumda yapabileceğiniz çok fazla şey yok ancak eğer bu durum sizi tatmin etmiyorsa belki de yeni bir iş aramanın zamanı gelmiş olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. İstifa kozunu kullanın ancak çok riskli olduğunu unutmayın &lt;br /&gt;Eğer çok iyi bir maaş zammı alacağınızı umduysanız ya da zam oranından tatmin olmadıysanız, yeni bir iş aramaya başlayabilirsiniz. Çoğu insan için kariyerleri boyunca aldıkları en iyi maaş artışı iş değiştirirken ya da boşuna umutlandırsa da iyi bir iş teklifi aldıklarında meydana gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yeni iş teklifinizden mevcut patronunuza bahsetmek iyi bir pazarlık unsuru olabilir. Sizi ellerinde tutmak için aldığınız tekliftekiyle aynı maaşı vermek isteyebilirler. Mazin’e göre bu her zaman böyle olmuyor. O yüzden de geri tepecek bir plan yapmayın. İstifa kozunu kullanmadan önce bu yeni işi çok istediğinizden ve bunun için mevcut işinizden rahatlıkla ayrılabileceğinizden iyice emin olun. Mazin, “Eğer bunu yapayı kafaya koyduysanız doğru nedenlerle yapın” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahoo! HotJobs&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6096968428165979921?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6096968428165979921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6096968428165979921&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6096968428165979921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6096968428165979921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/03/iyi-maas-zamm-almann-5-temel-yolu.html' title='İyi maaş zammı almanın 5 temel yolu'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4891611261267313261</id><published>2009-01-14T10:37:00.001+02:00</published><updated>2009-01-14T10:42:02.919+02:00</updated><title type='text'>İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız. . .</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_G05SS-bwiXI/SW2lTU63MhI/AAAAAAAAAAM/pR5AYCTko4g/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 120px; height: 120px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_G05SS-bwiXI/SW2lTU63MhI/AAAAAAAAAAM/pR5AYCTko4g/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291066888681894418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her gün yüzlerce özgeçmiş şirketlere yağıyor. Özensiz, düzensiz hazırlanmış pek çok özgeçmiş… Sonrasında ise adayların gerçekten iş arayıp aramadıklarını düşünüyorsunuz. Adaylar da dertleniyor ve neden kimsenin onları arayıp sormadıklarını düşünüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir özgeçmiş, işvereni sizinle görüşmeye ikna etmeli. Özgeçmiş yazmanın temel hedefi budur. Sizi tanıtan en önemli dokümanınız özgeçmişinizdir. Bunu profesyonelce hazırlamak ciddi bir zaman ve çaba gerektirir. Bu çabayı göstermekte zorlananların aşağıdaki üç konuya göz atmasında fayda var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Boş özgeçmiş örnekleri var mı? &lt;br /&gt;Boş özgeçmiş örneği, sizi sadece diğer adaylarla aynı kefeye koyar. Şablonlara bilgi doldurmak onu etkin yapmaz, sadece birbirine benzeyen özgeçmiş havuzuna sizi atar. Hepsi bu. Özgeçmiş yazmayı maalesef okullarda da öğrenmiyoruz. Üstelik bunu yazmak farklı yetenekler gerektiriyor. Bu yüzden özgeçmiş yazmakta zorlananlar mutlaka profesyonel destek almalılar. Eğer bir özgeçmiş yazmak için profesyonel hizmete gerekmez diyorsanız, bu düşünceniz doğrultusunda da bir ilerleme kaydetmeniz elbette olası. En azından profesyonel hayatın içinde olan dostlarınızdan, tanıdıklarınızdan destek alarak, onların bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak daha etkin bir metin hazırlamanızı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. En can alıcı noktası neresi?&lt;br /&gt;Bir özgeçmişin en can alıcı noktası sayfanın ilk üst yarısıdır. İnsan gözü ilk önce bu kısma bakıyor. Dolayısıyla buraya yazmanız gereken bilgiler sizin güçlü olduğunuz yanlarınızı bir bakışta anlamayı sağlayacak nitelikte olursa, özgeçmişinizin çöpe gitme olasılığını da azaltmış olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgeçmiş hazırlamak neden özen ister? Çünkü başarılı bir tanıtım insanın kendi kariyer hikâyesini bulmasıyla ve onu önce yazılı sonra da sözlü ifade edebilmesiyle mümkün. Bunu yaparken de iş tanımınızdan ziyade, başarılarınızı öne çıkartmanız vurucu bir özgeçmiş yaratmanızı sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kaç sayfa olmalı? &lt;br /&gt;Yeni mezunların ve fazla tecrübesi olmayanların hazırlayacağı özgeçmiş mutlaka bir sayfa olmalı. İki-üç sayfa özgeçmiş okumaya yöneticilerin zamanı olmadığı gibi, bir sayfaya sığacak bilgileri 2-3 sayfada anlatmak kişinin kendini ifade etme güçlüğü olduğu izlenimini de yaratıyor. İki sayfa olanlar daha deneyimli profesyoneller için uygundur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş başvurusu yapanların özgeçmişlerini hazırlarken formata hiç önem vermediklerini sıklıkla görüyoruz. Her adayın yaratıcı bir özgeçmiş hazırlamasına gerek yok; ama her iş başvurusunda bulunan kişinin bilgiyi derli toplu bir şekilde organize edebilmesi şart. Teknolojinin hayatımızı bu kadar hızlandırdığı, hepimizin iş hacminin yüksek olduğu, zamanımızın kısıtlı olduğu bu yüzyılda hiçbir yönetici 10 saniyeden fazla bakmayacaktır, özgeçmişinizde istenen nitelikler var mı diye... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş bulmak zor bir süreç. Zaman ve sabır gerektiriyor. Kendimizi tanımayı ve tanıtabilmeyi gerektiriyor. Biraz da şansımızın yaver gitmesini... En önemlisi, yapabileceğimizin en iyisini yapıp, çabamızın sonuç göstermesi için azimle hedefimize doğru ilerleme kararlılığına sahip olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda sıkıntı çekenler ya da kafasına soru takılan arkadaşlar, özgeçmişlerini 23 Ocak 2009’a kadar fatmanur@kariyeryolculugu.com adresine yollayabilir. İlk 5 kişinin özgeçmişinin düzenlenmesinde yardımcı olacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatmanur Erdoğan www.kariyeryolculugu.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4891611261267313261?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4891611261267313261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4891611261267313261&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4891611261267313261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4891611261267313261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2009/01/i-grmesine-arlmyorsanz.html' title='İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız. . .'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_G05SS-bwiXI/SW2lTU63MhI/AAAAAAAAAAM/pR5AYCTko4g/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4875777425504511738</id><published>2008-11-29T08:48:00.000+02:00</published><updated>2008-11-29T08:49:42.411+02:00</updated><title type='text'>Sevdiğin Kadar Sevilirsin</title><content type='html'>Yerin seni çektiği kadar ağırsın&lt;br /&gt;Kanatların çırpındığı kadar hafif..&lt;br /&gt;Kalbinin attığı kadar canlısın&lt;br /&gt;Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...&lt;br /&gt;Sevdiklerin kadar iyisin&lt;br /&gt;Nefret ettiklerin kadar kötü..&lt;br /&gt;Ne renk olursa olsun kaşın gözün&lt;br /&gt;Karşındakinin gördüğüdür rengin..&lt;br /&gt;Yaşadıklarını kar sayma:&lt;br /&gt;Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar yaşarsan yaşa, &lt;br /&gt;Sevdiğin kadardır ömrün..&lt;br /&gt;Gülebildiğin kadar mutlusun&lt;br /&gt;Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin&lt;br /&gt;Sakın bitti sanma her şeyi, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevileceksin.&lt;br /&gt;Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer&lt;br /&gt;Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın&lt;br /&gt;Bir gün yalan söyleyeceksen eğer&lt;br /&gt;Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.&lt;br /&gt;Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret&lt;br /&gt;Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın&lt;br /&gt;Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın&lt;br /&gt;Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.&lt;br /&gt;Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın&lt;br /&gt;Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.&lt;br /&gt;Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte budur hayat!&lt;br /&gt;İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın&lt;br /&gt;Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün&lt;br /&gt;Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun&lt;br /&gt;Çiçek sulandığı kadar güzeldir&lt;br /&gt;Kuşlar ötebildiği kadar sevimli&lt;br /&gt;Bebek ağladığı kadar bebektir&lt;br /&gt;Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, &lt;br /&gt;Sevdiğin kadar sevilirsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıntı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4875777425504511738?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4875777425504511738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4875777425504511738&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4875777425504511738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4875777425504511738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/11/sevdiin-kadar-sevilirsin.html' title='Sevdiğin Kadar Sevilirsin'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6011003672630746</id><published>2008-11-26T11:39:00.000+02:00</published><updated>2008-11-26T11:40:21.970+02:00</updated><title type='text'>SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER</title><content type='html'>SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi istersen onu seç, ama&lt;br /&gt;önce kendini seç.&lt;br /&gt;Kendin için yaşa,&lt;br /&gt;Kendin için sev, kendin için aşık ol.&lt;br /&gt;Kendini beğen ve kendini dinle her zaman.&lt;br /&gt;Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü.&lt;br /&gt;Düşün ki çok seviyorsun dans etmeyi.&lt;br /&gt;Ruhunu doyuruyorsun ve hayatının vazgeçilmezleri arasında.&lt;br /&gt;Öyleyse dans et, durma.&lt;br /&gt;Kimsenin seni engellemesine izin verme.&lt;br /&gt;Sırf başkaları mutlu olacak diye oturma sandalyeye.&lt;br /&gt;Kalk ve ilerle pistin ortasına.&lt;br /&gt;Sonra yorulana dek dans et.”Ne derler”diye düşünme.&lt;br /&gt;Bırak konuşsunlar.&lt;br /&gt;Sen mutlu olacaksın ya gerisinin önemi yok! Kendini yollara mı vurmak istiyorsun, bin ilk otobüse.&lt;br /&gt;Nereye gittiğine bile bakma.&lt;br /&gt;Çık yola.&lt;br /&gt;Bir haber ver yeter.&lt;br /&gt;Nereye gittiğini soranlara “kendime gidiyorum”de.&lt;br /&gt;Kes dünyayla iletişimini, n’olur?&lt;br /&gt;Bir mola yerinde pilav üstü kuru yerken alacağın tadı düşün.&lt;br /&gt;Kayboluşlar insana kendini buldurur bazen.&lt;br /&gt;Geride kalanları unutma elbette ama onlar da beklemeyi bilsinler.Çok mu beğendin vitrindeki giysiyi, al o zaman.&lt;br /&gt;Çok mini, çok frapan çok renkli, çok sakil mi diyecekler bırak desinler.&lt;br /&gt;Sen kendine yakıştırıyorsun ya, bu yeter.&lt;br /&gt;“Bu da nereden çıktı diyenlere “kendim için, kendime aldım” deyiver gitsin.&lt;br /&gt;başla şarkı söylemeye.&lt;br /&gt;Bağıra, çağıra söyle hem de.&lt;br /&gt;Sen eğleniyorsun ya ..&lt;br /&gt;Kendi besteni kendin yap.&lt;br /&gt;Kendi sözünü kendin yaz, söyle.&lt;br /&gt;“Bu şarkı da nereden çıktı ” diyenlere “kendime yazdım”de.&lt;br /&gt;“Kendim için söylüyorum”de.. &lt;br /&gt;Ne yaparsan, kendin için yap, kendini eğlendir önce.&lt;br /&gt;Sen mutlu ol ki; senin mutluluğun başkalarını da mutlu etsin.&lt;br /&gt;Mutsuzken kimseyi mutlu edemezsin, unutma!&lt;br /&gt;Ve sakın herkesi birden mutlu etmeye çalışma.&lt;br /&gt;Çünkü olmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6011003672630746?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6011003672630746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6011003672630746&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6011003672630746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6011003672630746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/11/sen-mutluysan-bu-herkese-yeter.html' title='SEN MUTLUYSAN BU HERKESE YETER'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4592154623481808396</id><published>2008-11-05T11:41:00.000+02:00</published><updated>2008-11-05T11:42:43.847+02:00</updated><title type='text'>Sen Özelsin...</title><content type='html'>Kendimi ne zaman işe yaramaz ve aciz hissetsem, aynı duyguları &lt;br /&gt;hissettiğim bir anda, eski bir dostun uzun zaman önce söyledikleri gelir aklıma. Yüzümü kocaman bir gülümseme sarar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana; "Kendini her aciz ve işe yaramaz hissettiğinde, parmağının ucuna bak" &lt;br /&gt;demişti. &lt;br /&gt;O sıra o kadar üzgün ve duygularımın içinde o denli kaybolmuştum ki, kendi &lt;br /&gt;sesimi bile tanıyamaz bir halde çok kısık bir ses tonu ile Neden,"demiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çünkü o parmak izlerinden bu yeryüzünde başka hiç kimsede yok" demiş ve &lt;br /&gt;eklemişti, "Sen özelsin. İnanmazsan parmaklarının ucuna bak." &lt;br /&gt;Birden sanki dirilmiştim. Evet, ben özeldim. &lt;br /&gt;Herkes aslında özeldir. Ama beni o günden sonra diğerlerinden ayıran tek &lt;br /&gt;ayırt edici özelliğim kendimin özel olduğumun farkında olmamdı. &lt;br /&gt;Hala karamsarlığa düştüğümde, bazen umutsuzluklarla boğuştuğumda o dostumu &lt;br /&gt;hatırlar ve parmağımın ucuna, yüzümde büyük bir gülümseme ile bakar ve kendi kendime "Sen özelsin. Bunların hepsini atlatırsın." derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı dostum bir karar aşamasında olduğum bir gün bana; "Önce ne &lt;br /&gt;istediğini iyi belirle" demişti ve eklemişti, "Sonra o istediğine &lt;br /&gt;ulaşmak için ne gerekiyorsa yap!" &lt;br /&gt;Sonra da elini tam üç kez gözlerimin önünde çırpmış ve bana "Ne oldu şimdi?" diye sormuştu. &lt;br /&gt;Ben de anlamsız bakışlar ile yanıt vermiştim. "Ne oldu?" &lt;br /&gt;"Üç saniye hayatından uçtu gitti ve hiçbir şey o üç saniyeyi geri &lt;br /&gt;getiremez" demişti... Ve eklemişti; &lt;br /&gt;"Hayatı, istediklerine ulaşmak için harca, bir gün arkana dönüp baktığında &lt;br /&gt;uçup giden o saniyelerin bomboş bir ömür haline geldiğini görmek &lt;br /&gt;istemiyorsan tabii!" &lt;br /&gt;Farkındasınız değil mi? Hayatlarımız saniye, dakika, saat dilimlerine &lt;br /&gt;bölünmüş, akıp gidiyor. Ve biz akan bir saliseyi bile geri dönüp tekrar &lt;br /&gt;yaşayamıyoruz. Onları geri getiremiyoruz. Aynaya baktığımızda her gün yeni &lt;br /&gt;bir beyaz saç telini ve yüzümüzde acımasızca akıp giden dakikaların izini, &lt;br /&gt;birer kırışıklık olarak seyrediyoruz. &lt;br /&gt;Peki biz hayattan ne bekliyoruz? Beklentilerimiz için varımız yoğumuz ile &lt;br /&gt;savaşıyor muyuz zaman denen acımasız düşmanla? Oysa parmaklarınızın ucuna &lt;br /&gt;bakın bir kez. &lt;br /&gt;Sonra da parmaklarınızı üç kez şıklatın. Orada gördüğünüz parmak izleri &lt;br /&gt;sizden başka kimsede yok ve parmaklarınızın ucundan çıkan o ses &lt;br /&gt;hayatınızın bomboş geçmiş üç saniyesi oldu, geçti gitti işte... &lt;br /&gt;Siz özelsiniz, siz yeryüzünde teksiniz... O zaman hayattan &lt;br /&gt;beklediklerimiz de bize layık olmalı, özel olmalı, ulaşılması için savaşa değer olmalı. &lt;br /&gt;Zaman denen canavar galip gelmeden, biz hayattan beklentilerimize &lt;br /&gt;ulaşmalıyız ki, geçip giden zamana rağmen, geriye dönüp baktığımızda kucak &lt;br /&gt;dolusu mutluluk ve beklentilere ulaşmanın hazzı ile zaman zaman yüzümüzde &lt;br /&gt;kocaman bir gülümse ile nanik yapabilelim... &lt;br /&gt;Ellerinizi üç kez çırpın, hayattan üç saniyeniz silinip gitti işte... &lt;br /&gt;Bugün özel bir insan olan kendiniz için ne yaptınız? Beklentileriniz için &lt;br /&gt;bir uğraş, savaş verdiniz mi? Yoksa zamanın sizi yenmesine seyirci mi &lt;br /&gt;kaldınız? Mesela özel eski bir dostu aradınız mı bugün? &lt;br /&gt;Bu kısa ama çok anlamlı hayat derslerini veren dostumu kaç zamandır &lt;br /&gt;aramadığımı düşündüm tüm bunları yazarken... Yerimden kalktım, &lt;br /&gt;Internet'ten çıktım ve telefon ile o dostumu aradım. &lt;br /&gt;Çok mutlu oldu... &lt;br /&gt;"Ne zamandır sesini duymamıştım, hangi dağda kurt öldü?" dedi. &lt;br /&gt;Ben de "Özel birini aramak istedim, aklıma sen geldin" dedim ve sonra &lt;br /&gt;ekledim: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ve ellerimi üç kez çırptım, geçen zamanı geri getiremediğimi görünce belki &lt;br /&gt;de seni arayacak başka bir üç saniyem olmayacak, şu anda aramazsam deyip, &lt;br /&gt;yazdığım yazıyı yarıda bırakıp seni aradım" dedim. &lt;br /&gt;Çok mutlu oldu. Bir dostun mutluluğu ile ben de mutlu oldum. &lt;br /&gt;Dostumla telefon konuşmamı bitirip klavyenin önüne oturduğumda yüzümde &lt;br /&gt;kocaman bir gülümseme vardı. &lt;br /&gt;Özel birini arayıp, dakikaları geri getiremeyeceğim bir hayat içinde &lt;br /&gt;istediğim bir şeyi yapmanın huzuru ile yani mutlu bir yürekle tekrar yazmaya başladım. Ve zaman denen sinsi düşmana bir nanik yaptım. &lt;br /&gt;"Acımasızca akıp gidiyorsun ama ben seni hissediyorum, istediğim hiçbir şeyi ertelemiyorum ve istediklerimi elde etmek için hayatla savaşıyorum" der gibi mutlu idim. &lt;br /&gt;Siz hala ne duruyorsunuz? &lt;br /&gt;Koşun telefona, bir dostunuzu arayın. Birine e-posta gönderin. Onu &lt;br /&gt;sevdiğinizi hissettirin. Onun mutluluğu ile mutlu olun. &lt;br /&gt;Ellerinizi üç kez çırpın ve düşünün hayatınızdan üç saniye, boş bir sayfa &lt;br /&gt;gibi koptu gitti işte. &lt;br /&gt;Oysa siz özelsiniz ve size layık bir hayatı hak ediyorsunuz. Size layık &lt;br /&gt;mutlulukları hak ettiğiniz gibi. &lt;br /&gt;Bana inanmazsanız parmaklarınızın ucuna bakın ...&lt;br /&gt;Alıntıdır...Nadir ÇAM'a teşekkürlerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4592154623481808396?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4592154623481808396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4592154623481808396&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4592154623481808396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4592154623481808396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/11/sen-zelsin.html' title='Sen Özelsin...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-6599691783350871560</id><published>2008-10-18T10:07:00.000+03:00</published><updated>2008-10-18T10:08:54.523+03:00</updated><title type='text'>Krizde Bireysel Olarak Yapılması Gerekenler</title><content type='html'>İşte dikkat edilmesi gereken 41 ALTIN kural... ALTIN KURAL; ALTIN KİMDEYSE, KURALI O BELİRLER... Bu sözün sahibi; Robert T. KİYOSAKİ - Ekonomist ve Yazar. "ZENGİN BABA YOKSUL BABA" Kitabının yazarı...) Eminiz ki; bir çok dostumuz 41 ALTIN KURAL'a uymakta zorlanabilecek veya uygularken tepki de gösterebilir... Ancak, en azından YIL BAŞINA kadar tedbirli olunmasını samimiyetle öneriyor ve tavsiye ediyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Miktarı ne kadar olursa olsun bankadaki nakit paranızı likit fon ya da kısa vadeli mevduatta değerlendirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Kredi kartıyla zorunlu kalmadıkça alışveriş yapmayın. Özellikle de uzun vadeli taksitli kampanyalara katılmak için acele etmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- İnternet, telefon gibi sabit giderlerinizi minimuma indirecek çözümler üretin. Yakında abone kapma yarışına girecek telefon şirketlerinin kampanyalarını yakından takip edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Çok zorunlu olmadıkça dayanıklı tüketim malzemelerini yenilemeyin, evinizle ilgili tadilat yapmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Kredi kartınızın asgari miktarını bile ödeyemiyorsanız, hemen bir bankaya gidip bireysel kredi alarak borcunuzu kapatın ve borcunuz bitene kadar kartınızı kullanmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Bankadan kredi alarak araba ya da ev almayın, bu ihtiyaçlarını piyasalardaki dalga bitene kadar erteleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Her ay başında bir bütçe yaparak gelecek ayın harcama planını çıkarın, bunu yaparken de eğlence masraflarınızı kısın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Yeni cep telefonu almak için bir süre daha bekleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Kış öncesi evinizin cam ve kapılarının izolasyonunu yaptırın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Sıradan bir televizyon çalışırken ortalama 100 Watt elektrik tüketir. Televizyonu kapatıp da prizden çekmezseniz, tüketim 2 Watt düşer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Cep telefonları ya da MP3 ses cihazlarının ve diğer şarj adaptörü kanalı ile şarj edilen aletlerinin de kullanılmadıklarında fişten çekin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Çamaşır makinelerini tam doluyken çalıştırın. Çamaşırları yıkarken sıcak su yerine ılık su kullanarak çamaşırlarınızı daha düşük ısıda yıkayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Küçük alışverişler için büyük marketlere gitmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Evin diğer fertlerine de olası krize karşı hazırlıklı olunması gerektiğini anlatın ve harcamalarını kısmalarını talep edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- Eğer varsa tasarruflarınızı yönlendirdiğiniz yatırım araçlarını yeniden gözden geçerin. Banka ya da aracı kurumlardan bu konuda uzman portföy yöneticilerinden destek alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16- Kullanmadığınız kredi kartları varsa hemen iptal edin. Kredi kartı sayınızı minimuma indirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17- Bankacılık işlemlerinde internet ve ATM'leri kullanın. Bu sayede havale ve EFT gibi işlemlerde önemli miktarlarda tasarruf sağlamış olursunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18- Alışverişe çıktığınızda sadece ihtiyacınız olanları alın. Özellikle de evde bir liste yaparak markete gidin. Raflarda her gördüğünüzü sepete atmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19- Marketlerde alışveriş yaparken kredi kartınızı kullanmayın, çünkü cebinizden anında nakit çıkmadığı için gereksiz bir çok ürün alabilirsiniz. Markette nakit parayla yapacağınız alışveriş masraflarınızın azalmasında etkili olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20- Zorunlu dayanıklı tüketim ihtiyaçlarınızda ise kredi kartına uygulanan uzun vadeli kampanyaları tercih edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21- Mağazalardaki yeni sezon ürünlerini almak yerine birkaç ay sonra başlayacak indirimli kampanyaları bekleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22- İndirim yapılıyor diye bir ürün almayın, bu dönemde sadece zorunlu ihtiyaçlarınız için alışveriş yapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23- Aracınıza benzin alırken, kredi kartı kampanyalarından yararlanın. Aynı firmadan üst üste yapılan alışveriş sayesinde önemli oranlarda para puan kazanabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24- Kredi kartlarından elde ettiğiniz para puanları da alışverişte kullanmayın. Birçok banka uçak bileti alımlarında para puanları iki ya da dörtle çarpıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25- Bireysel emeklilik sistemine üyeyseniz, tasarruflarınızın değerlendirildiği enstrümanları bir kez daha gözden geçirin. Eğer siz uyarmazsanız, birçok şirket yatırım planında değişiklik yapmaz. Bu dönemde fonlarınızın daha defansif yatırım araçlarına yönlendirilmesini sağlayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26- Tüm harcamalardan vazgeçin ama aracınızın kaskosu ve sağlık sigortanızdan vazgeçmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27- Çok zorunlu olmadıkça dışarıda yemek yemeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28- Hemen bir servis çağırarak kış gelmeden kombinizin bakımını yaptırın. Çok soğuk günlerde kombinizi kapatmak yerine düşük ayarda sürekli çalıştırın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29- Sebze ve meyveleri musluktan akan suda değil, bir kabın içerisinde suda bekeleterek yıkayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30- Varsa sigara ve alkol kullanım miktarını azaltın. Eğer bırakamıyorsanız fiyatı daha ucuz sigaraları tercih edin. En azından kriz dönemi atlatılana kadar kullanacağınız daha ucuz sigaralar bütçenize önemli katkı sağlayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31- Otopark masrafları da dikkate alındığında kendi aracınız yerine toplu ulaşım araçlarını tercih edin ve özellikle de büyük şehirlerde 'akbil' gibi belediyelerin daha ucuza sağladığı ulaşım imkanlarını kullanın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32- Eğer kirada oturuyorsanız, konut fiyatlarındaki düşüşü de değerlendirerek çevrenizde daha az kira ödeyebileceğiniz alternatifleri araştırın. Ancak depozito ve taşınma masraflarını da hesaplayın. Özelikle kriz dönemlerinde insanların nakde daha fazla ihtiyacınız olacağını unutmayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33- Kısa vadede tatile çıkmayı planlıyorsanız iptal edin. Hem kafanız rahat olmayacağı için tatilden bir zevk almazsınız, hem de yapacağınız masraf kriz döneminde çok önemli ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35- Birikmiş paranızla geçmişten gelen düşük faizli borçlandığınız taksitleri kapatmaya kalkmayın. Çünkü kriz dönemlerinde faizler daha fazla yükseldiği için mevcut paranızı daha yüksek bir fiyattan satma fırsatı yakalayabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36- Sadece evde değil yaşadığınız apartmanda tasarruflu ampullerden tutun da asansör kullanımına kadar birçok alanda tasarruf yapılması için çevrenizdekileri uyarın. Bu sayede apartmanı ortak giderleri azalır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37- Yemek pişirirken düdüklü tencere kullanın, büyük bir ateşin üzerine küçük kap koymayın. Yemekleriniz ağzı açık kaplarda pişirmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38- Market alışverişlerinizde özellikle hafta içi ve hafta sonunda indirim yapılan günleri tercih edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39- Kış gelmeden önce aracınızı bakıma sokun ve yakıt masraflarını azaltacak tedbirler alın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40- Çok zorunlu olmadıkça 'kara gün' için biriktirilen altın benzeri yastık altı tasarruflarınızı bozdurmayın. Bozdurmanız gerekirse de sadece ihtiyacınız olan miktarını elden çıkarın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41- Tasarruflu ampul kullanmaya dikkat edin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-6599691783350871560?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/6599691783350871560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=6599691783350871560&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6599691783350871560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/6599691783350871560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/10/krizde-bireysel-olarak-yaplmas.html' title='Krizde Bireysel Olarak Yapılması Gerekenler'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-1782404644595058360</id><published>2008-10-16T17:55:00.001+03:00</published><updated>2008-10-16T17:56:52.971+03:00</updated><title type='text'>Ford ve Chrysler'ın efsane yöneticisi Lee Iacocca'nın kriz yönetimi için önerdiği 13 temel ilke(*):</title><content type='html'>Ford ve Chrysler'ın efsane yöneticisi Lee Iacocca'nın kriz yönetimi için önerdiği 13 temel ilke(*):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Krizi teşhis ettiğin anda harekete geç. Yavaşlık ve sessizlik krizin saldırganlaşmasına yol açar. &lt;br /&gt;2. "Aman yavaş" diyenler korkaklardır! Kriz zamanı gücün varsa sakın araziye uyma! &lt;br /&gt;3. Kriz, akıllıları büyük işlere yöneltir. Herkesin sindiği ortamda tüm inisiyatifi ele geçirmeye çalış. Böylesine fırsat çok zor ele geçer!&lt;br /&gt;4. Krizle savaşırsan kazanırsın! Krizin saldırısına karşı sessiz kalanlar bir kılıç darbesiyle ölür giderler!&lt;br /&gt;5. Her konuda liderliğe soyun! En kolay liderlikler kriz zamanında ele geçer.&lt;br /&gt;6. İki ayrıntılı planın olsun: Kısa ve orta vadeli planlar... Kısa vadeli planlarında orta kademe yöneticilerine yeni roller ver. Orta vadede ise müşterilerine!&lt;br /&gt;7. Stratejik yol haritasını çeyrek dilimlere (quarter) ayır. Her bir dilimde ekibinin performansını ölç ve ilan et! &lt;br /&gt;8. Kendini "farklılıkla" terbiye et! Her alanda farklılaşmak krizin panzehiridir!&lt;br /&gt;9. Şirketinde çalışan yöneticilerin bir iddia (aspiration) düzeyi olsun. İddiası olmayan yöneticiyle çalışmak krizin daha fazla hissedilmesine neden olur.&lt;br /&gt;10. Krizi yenme faaliyetinin adını koy. Bunu en iyi yapacak olanlar orta kademe yöneticileridir. Onları teşvik et. Bulunacak her sloganın ayrı bir strateji olduğunu göreceksin!&lt;br /&gt;11. Peşin hükümleri yok edecek önlemleri al. Krizde peşin hükümler "teşhis edilmiş sonuçların" kılığına girer. Dikkat et! &lt;br /&gt;12. Krizi asla tek bir nedene oturtup stratejileri bunun üzerine inşa etme. Her krizin birden fazla nedeni vardır!&lt;br /&gt;13. Ve şu temel kuralı not et ve hep cüzdanında taşı: Her krizin bir galibi bir de mağlubu vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) Önyargıların anlamsızlığını göstermek için ilkeler 13 rakamına bağlanmış. 13 sayısı Hıristiyanlıkta genellikle uğursuz kabul edilir.&lt;br /&gt;Nur Demirok&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-1782404644595058360?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/1782404644595058360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=1782404644595058360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1782404644595058360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1782404644595058360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/10/ford-ve-chryslern-efsane-yneticisi-lee.html' title='Ford ve Chrysler&apos;ın efsane yöneticisi Lee Iacocca&apos;nın kriz yönetimi için önerdiği 13 temel ilke(*):'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-1823172079192338880</id><published>2008-08-19T18:12:00.000+03:00</published><updated>2008-08-19T18:14:33.936+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yöनेतिम'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='कुराल्लर'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iş hayatı'/><title type='text'>İşte yönetimde 32 altın kural ;</title><content type='html'>İşte yönetimde 32 altın kural ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İş Hayatında Nasıl Daha Başarılı Olursunuz?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL &lt;br /&gt;Yazar : Richard R. CONORROE&lt;br /&gt;Yayınevi : İlgi&lt;br /&gt;Baskı : İstanbul / 1989 / 198 shf. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ey iş hayatının cesur şövalyesi!..&lt;br /&gt;Görevlerini&lt;br /&gt;Ve atılımlarını&lt;br /&gt;Dürüstçe&lt;br /&gt;Zeka ve şerefle&lt;br /&gt;Yapacaksın.&lt;br /&gt;Bu prensipler, senin zırhın olsun…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Başarınızı en fazla etkileyebilecek kişileri seçin; onlarla doğrudan, kişisel olarak ve sürekli irtibat halinde bulunun.&lt;br /&gt;2. Şu andaki durumunuzun, yarın hatta bugün değişmeyeceğini sanmayın.&lt;br /&gt;3. Mesleğiniz ne olursa olsun, kendinizi bir satıcı olarak görün.&lt;br /&gt;4. Yapıp söylediklerinizin gelecekteki sonuçlarını daima düşünün.&lt;br /&gt;5. İş hayatında mevki her şey değildir (fakat kısme).&lt;br /&gt;6. Başkalarından daha iyi yaptığınız işleri keşfedin ve yapın.&lt;br /&gt;7. Kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyleri arkasından söylemeyin.&lt;br /&gt;8. Her felakette zaferin tohumlarını ve her zaferde felaketin tohumlarını arayın.&lt;br /&gt;9. Yalan söylemeyin. Doğruyu söyleyemiyorsanız susun. Yalan söylemeye başladığınız anda yok olmaya mahkum olursunuz.&lt;br /&gt;10. Kimseden sır saklamasını beklemeyin. Sır diye bir şey yoktur.&lt;br /&gt;11. İnsanlar üzerine bahse girin, ama kaybetmeye hazırlıklı olun.&lt;br /&gt;12. Çözülmesi imkansız gibi görünen sorunlar günlük işlerinizi alt üst etmez; onlar günlük işlerin ta kendisidir.&lt;br /&gt;13. Mümkün olduğu kadar az hata yapın. Bir tek hatanın bile felaketiniz olabileceğini düşünün.&lt;br /&gt;14. Kişisel çıkarın yaygın gücünü asla unutmayın.&lt;br /&gt;15. Herkesin amacı farklıdır. İş yaptığınız kişilerin amacını öğrenin.&lt;br /&gt;16. Hedeflerinizin ne olduğunu iyi bilin.&lt;br /&gt;17. Sürpriz çok gçlü bir takdiktir. Onu dikkatli kullanın, felakete neden olabilir.&lt;br /&gt;18. İntikam tatlıdır ama bu yetki size değil Tanrıya aittir.&lt;br /&gt;19. Düşmanlar hayatın gerçeğidir. Ama birkaçı bile gereğinden fazladır.&lt;br /&gt;20. Mecbur oluncaya kadar karar vermeyin.&lt;br /&gt;21. Önsezilerinize kulak verin. Onlar da herkesin mantığı kadar doğrudur.&lt;br /&gt;22. Kazandığınız da, kaybettiğinizde de gülümseyerek, çevrenize yenilmez olarak ün yapın.&lt;br /&gt;23. Verdiğiniz veya verdiğiniz sanılan bir sözü tutun.&lt;br /&gt;24. Asla, başkalarının da sizin kurallarınıza göre davrandığını düşünmeyin.&lt;br /&gt;25. İş denen oyunu, varınızla yoğunuzla oynayın, ama hayatınız ona bağlıymış gibi değil.&lt;br /&gt;26. Kaybınızdan birinin kazanç sağlayacağı durumlara göz yummayın.&lt;br /&gt;27. İki numaralı adamın güvünü asla küçümsemeyin.&lt;br /&gt;28. Teşekkürlerinizi belirtin, bol bol iltifat edin ama siz istismar etmelerine izin vermeyin.&lt;br /&gt;29. İnsanı, çözmekten hoşlandığı sorunların boyutuna göre tartabilirsiniz.&lt;br /&gt;30. Hangi görevde olursanız olun, görenizi kendi seviyenizdeki biriyle rekabet ediyormuş gibi yapın.&lt;br /&gt;31. Başarı için çok şey gereklidir, ama bunların en önemlisi kendine güvendir.&lt;br /&gt;32. Çok çabuk kazanmayın. İş oyununun en zevkli yanından mahrum kalırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazan: ROJDA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-1823172079192338880?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/1823172079192338880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=1823172079192338880&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1823172079192338880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/1823172079192338880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/08/ite-ynetimde-32-altn-kural.html' title='İşte yönetimde 32 altın kural ;'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2353318258255601747</id><published>2008-08-08T12:40:00.002+03:00</published><updated>2008-08-08T12:41:20.159+03:00</updated><title type='text'>Gözünüzü Kapanan Kapılara Değil Açılanlara डीकिन...</title><content type='html'>Gözünüzü Kapanan Kapılara Değil Açılanlara Dikin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir birey ancak gelecekten umutlu olduğunda, kendisine ve ülkesine güvendiğinde kendini geliştirebilir. Yere sağlam basan, özgüveni yüksek ve iyimser kişiler öğrenme, yeni beceriler elde etme ve yenilikleri deneme konularında daha istekli olur. Şirket sahip ve yöneticileri ise üretimlerini artıracak yatırımları ancak ekonominin geleceğinden umutlu olduklarında başlatır. Türkiye gibi hızla değişen ve değişimin yarattığı belirsizlik ve endişe ortamının baskın olduğu bir ülkede ise "umut etmek" epey zor bir iştir. Egemen duygu olan umutsuzluğun ardından çaresizlik ve atalet geldiğinde işler iyice sarpa sarar. Çaresizlik ortamında kişi kendini sorunlarla dört koldan kuşatılmış hisseder, olumsuzlukların dalga dalga gelmesi gelecek korkusunu iyice yaygınlaştırır. Kişi başvurduğu her kapının yüzüne kapandığını düşünür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişim dönemlerinde girişimcilerin ve yöneticilerin durumu da çıkış yolu arayan bireyden farksızdır. Teknolojideki, pazar haritasındaki ve tüketici talebindeki değişim süreci, doğal olarak bazı nişleri ortadan kaldırır, belirli alanlardaki kazancı azaltır. Girişimci nereye el atsa iş fırsatının kuruduğu düşüncesine kapılır. Azalan satışlar, Çin şirketlerinin rekabeti, düşük seyreden kurlar gibi sayısız sorundan bunalan girişimci, tüm aksiliklerin bir araya geldiğini düşünür. Sanki her şey girişimciyi başarısız kılmak için birleşmiş gibidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hayatın, ekonominin ve dünyanın bireyi veya bir girişimciyi başarısızlığa veya zarara mahkûm etmek gibi bir amacı yoktur. Ekonomide bazı iş alanlarındaki kazançlar azalırken, bir diğerinde yeni fırsatlar ortaya çıkar. Bazı nişler kaybolurken yeni pazar boşlukları ortaya çıkar. Zevk ve tercihleri değişen tüketici, bir ürün yerine başkasını satın almaya başlar. Telefonun mucidi Alexander Graham Bell’in bir zamanlar vurguladığı gibi "Hayatta bir kapı kapandığında diğer bir kapı açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun süre ve pişmanlıkla baktığımız için açılan kapıyı göremeyiz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şok Tedavisi&lt;br /&gt;Girişimciler iş hayatı dışında da dünyayı olumsuz bir şekilde algılamaktan kurtulamaz. Sivil toplum kuruluşlarının (STK) tanıtım ve kampanya için hazırladıkları malzemelerde çoğunlukla halkı şoke edici bilgiler ve görüntüler kullanılır. TV kanallarında sık sık "Ormanlarımız yok oluyor" ve "Türkiye göçüyor" benzeri ilanlar, görüntüler izleriz. Siyasetteki çıkmazlar, gazetelerin üçüncü sayfalarındaki olaylar ve küresel ısınma ile ilgili haberler girişimcinin iyice moralini bozar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalefetteki politikacılar konumları gereği hep kara tablolar çizer. İktidardakiler ise reformları kamuoyuna kabul ettirmek için, mevcut durumu olduğundan kötü gösterme eğilimindedir. Sayıları 1500’e yaklaşan köşe yazarları da her gün duygulu ve çarpıcı cümlelerle aksaklıklara ve olumsuzluklara dikkat çeker. Bu yapılanların amacı kitleleri uyarmak, bilinçlendirmek ve olumlu amaçlar için mücadeleye zorlamaktır. İnsanların çoğunluğu iyileşmenin en iyi yolunun şok tedavisi olduğunu düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri Tepen Uyarılar&lt;br /&gt;Tüm bu çabalara rağmen bu uyarılar halk kitleleri üzerinde pek etkili olmaz. İnsanlar, bu tür haberleri, uyarıları arka arkaya okuyup izleyince eyleme geçmek yerine derin bir endişeye kapılır. Kötü haberler ve şoke edici sloganlar, bir süre sonra kanıksanır ve insanları sarsma ve harekete geçirme potansiyelini kaybeder. Zaten karamsar bir tabiata sahip olan insanımız iyice hüzünlenir ve kabuğuna çekilir. Zihinlerde arta kalan "Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" duygusudur. Olay, yalnız Türkiye’ye özgü değil. NASA’nın iklimbilim uzmanlarından James Henson da aynı tepkiden daha doğrusu şok sonrası tepkisizlikten şöyle yakınıyor: "Küresel ısınma ile ilgili açıklamaların insanları bir şeyler yapmaya yöneltmek yerine depresyona soktuğunu görünce şaşırıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekiz Temel Duygu&lt;br /&gt;Esasında umut, insanları harekete geçirmek için şoktan ve endişeden daha etkili olabilir. Kamuoyuna, her şeye rağmen bir şeyler yapmanın mümkün olduğu anlatıldığında, hayırlı amaçlar için daha fazla destek sağlanabilir. Başlangıç noktası endişe ve korku olan ve hüzünlü bir havada devam eden kampanyalar ise çoğu kez beklenen sonuçları veremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkı etkileyip bir şeyler yapmaya yöneltmek isteyenlerin önce insan psikolojisini ve temel duygularımızı iyi incelemesi gerekiyor. ABD’li nörolog Robert Plutchik sekiz temel duyguyu şöyle sıralıyor: Umut, öfke, somurtkanlık, sevinç, kabul, korku, şaşırma, mutsuzluk. Bunların dördü olumsuz, ikisi nötral duygularken olumlu duyguların sayısı ikide kalıyor. Bu nedenle zihnimiz zaten olumsuz duyguları üretmeye yatkın oluyor. Bu ortamda bir de dışarıdan olumsuz bilgi ve uyarılar sağanağı başladığında insanların moralleri tam anlamıyla bozuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozulan moraller ise insanı çaresizliğe ve atalete itiyor. Geçim sıkıntısı ile boğuşan kişi, bir de mavi gezegenin ve ülkemizin geleceği ile ilgili olumsuz haberleri okuyunca kendini iyice köşeye sıkışmış gibi hissediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umudun Psikolojisi&lt;br /&gt;Geçen yüzyılın sonlarına kadar, psikoloji ve sosyal bilim dünyasında hep olumsuzluklar büyüteç altına alındı. Sayısız sendromlar, fobiler ve rahatsızlıklar bulundu. Bu bulgularla ilgili haber ve kitapları okuyanlar, kendilerinin de bazı ruhsal sorunlar yaşadığını düşündü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyinleri, paranoyalar ve komplo teorileri işgal etti. Psikologlar, umut, neşe ve sevinç gibi temel duyguları adeta defterden sildi. 90’lı yıllardan sonra durum biraz değişir gibi oldu. Bilim adamları, bu kez insanın hangi koşullarda umutlu olabileceğini incelemeye başladı. Köpeklerle yaptığı bir deneyle "öğrenilmiş çaresizlik" kavramını psikolojiye kazandıran Martin Seligman, son yıllarda araştırmalarının yönünü 180 derece değiştirdi, yeni bir enerji ile umutlu olmanın koşullarını araştırdı. Ünlü psikoloğun "Umudun Psikolojisi" adlı son kitabı, bu alanda yeni bir çığır açtı. Psikoloji dünyasında karamsarlık ve benzeri patolojik durumlar yerine, olumlu ruh halinin ve beklentilerin de büyüteç altına alınması eğilimi son yıllarda iyice güçlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de veya dünyada umutsuzluk ve çaresizlik için çok sayıda neden ve bahane var esasında. Gerçek hayatlarımızda yaşadığımız sıkıntıların üstüne bir de gelecek ile ilgili endişeli mesajlar geldiğinde insanlar iyice paniğe kapılıyor. Bu ortamda ne yapıp yapıp umutlu olmaya gayret etmeliyiz. Ünlü Fransız yazarı Albert Camus’nün vurguladığı gibi, "Eğer umut yoksa bile biz yine de bir umut yaratmak zorundayız." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozitif Bakış Bakış İçin Öneriler&lt;br /&gt;Türkiye’nin gündemini hep belirsizliklerin ve risklerin ortaya çıkardığı acil sorunlar işgal etti. Geleceğimize orta ve uzun vadeli perspektiflerin ufkundan bakamadık. Gelecekten hep korktuk ama korkunun yoksulluğa faydası olmadı. 1955 yılında refah düzeyimiz ABD’nin yüzde 20’si kadardı. 2007’de ise bu oran yine aynı düzeylerde kaldı. Gözlerimizi hep kapanan kapılara diktik, açılan kapıları, yeni fırsatları ve ortaya çıkan yeni pazar boşluklarını bir türlü göremedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer siz açılan kapıları ve fırsatları görmek istiyorsanız aşağıdaki öneriler sizin için yararlı olabilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Değişime karşı direnmek yerine değişimin tabiatını kavramaya çalışın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Trendleri araştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Başkalarının ürettiği ikinci el düşünceler yerine olayları ve olguları kendi başınıza analiz etmeye gayret edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bilginizin kaynağı yalnız raporlar ve kitaplar değil, aynı zamanda gözlemleriniz ve insanlardan dinlediğiniz sözler olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Olayları algılarken gerçekçi hatta kötümser olun ama çare ararken sonuna kadar pozitif düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Ben demiştim" sözünü hiç ağzınıza almayın ama "Neden olmasın?" ve "Neyimiz eksik ki?" sorularına cevap arayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her şeyi eleştiren ama "nasıl" sorusunu sormayıp çözüm yolu üretmeyen insanlardan uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hayata, ekonomiye, hatta kendinize bir de dışarıdan ve bir yabancının gözüyle bakmayı deneyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsanların kişiliğinin ve toplumların kültürünün kolay kolay değişmeyeceğini dikkate alarak, bazı iyileşmeler için sabırlı olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Günün sorunları kadar, ekonomiyi orta ve uzun vadede etkileyecek trendlere ve beklentilere de kafa yorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bugüne kadar yaptıklarınızı yapmayın, yapmadıklarınızı yapın. Sonuç belki de daha iyi olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* En kötü koşullarda bile yapılacak bir şey bulunduğunu unutmayın. Beyin tembelliği, ruh yorgunluğu ve atalet için mazeret üretmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin çok daha zor koşullardan bir şekilde sıyrılmayı başardığını hatırlayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Referans Gazetesi, Faruk TÜRKOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2353318258255601747?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2353318258255601747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2353318258255601747&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2353318258255601747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2353318258255601747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/08/gznz-kapanan-kaplara-deil-alanlara.html' title='Gözünüzü Kapanan Kapılara Değil Açılanlara डीकिन...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4373992932468618510</id><published>2008-08-01T17:49:00.001+03:00</published><updated>2008-08-01T17:51:03.653+03:00</updated><title type='text'>Zamansızlık Probleminizden Sonsuza Kadar Kurtulun</title><content type='html'>Zamansızlık Probleminizden Sonsuza Kadar Kurtulun&lt;br /&gt;“yapacak o kadar çok işim var ki…” &lt;br /&gt;“yapılacaklar listem doldu taştı” &lt;br /&gt;“hayatın akışını takip edemez oldum” &lt;br /&gt;“Bana 24 saat yetmiyor” &lt;br /&gt;Bu sözler size yabancı gelmiyorsa eminim bu yazı işinize yarayacak  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar oldukça yoğun bir süreçte olduğumu bilen bilir. Bu süreçte yaptığım en verimli işlerden biri iş bitirme (GTD) sanatı üzerine David Allen’ın “Getting Things Done” adlı eseri bitirmek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek Nedir “İş Bitirmek”?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş bitirmek (getting things done) yapmamız gereken işleri en az zihinsel çabayla, ve yapılması gereken en kısa zamanda, bitirmemizi sağlayan sistematik bir yöntemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş Bitirme Metodolojisi, aslında pek çoğumuzun bilinçsiz olarak yaptığı “doğal düzenleme süreci”nin belirli bir platforma oturtulması ve derlenmesinden ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de bir “iş bitirici” olmak istiyorsanız;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Zihninizden hiçbir şey tutmayın. Zihniniz su kadar durgun olsun. &lt;br /&gt;2. Şu an olması gereken durumda olmayan, olması gerektiğinden farklı olan her türlü düşünceyi ve kavramı “gelen kutu”nuzda biriktirin. &lt;br /&gt;3. Gelen kutunuzu düzenli olarak gözden geçirin. &lt;br /&gt;4. Derhal yapın, delege edin, referans olarak saklayın, ya da çöpe atın. &lt;br /&gt;5. Tüm sürecinizi düzenli olarak gözden geçirin. &lt;br /&gt;Bu maddeleri uzun uzadıya tek bir blog iletisinde yazmam olanaksız. Aslında her ortamda %100 işe yarayacak tek bir “iş bitirme” çözümü sunmak da olanaksız. Herkes kendine en uygun yöntemi kendisi geliştirecektir. Ben de elimden geldiğince, kendi “iş bitirme” yaklaşımımı paylaşmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki maddeleri biraz açalım isterseniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su Gibi Durgun Bir Zihin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[1] Henüz tamamlamadığınız ve yapmak zorunda olduğunuz bir iş sürekli zihninizi kurcalıyorsa, bu işe ya olması gerekenden daha az önem verirsiniz; ya da olması gerekenden çok daha fazla önem verirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her iki durumda da “işi bitirmek” adına pek bir mesafe katetmez, sade zihninizi yormakla yetinirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacağınız iş gözünüzde büyümeye devam eder. Çekinir, korkarsınız. Haliyle aklınızı kurcalayan başka bir işi yapmayı düşünürsünüz. Yapmak zorunda olduğunuz bu sıradaki iş sürekli zihninizi kurcalar… Ve [1]‘e geri dönersiniz  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle devam edince ne mi olur? Hiçbir şeyi yapmayıp, her şeyi zihninizde tartarak yapacak onca işiniz olduğunu fark eder, paniğe kapılır; nereden başlayacağınıza karar veremezsiniz. Bu durum, üzerinizde stres ve yorgunluk oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda hiç bir iş yapmadığınız halde düşündüğünüz işlerin tümünü yapmış kadar yorulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El fenerinizin yeni bir pile ihtiyacı olduğunu ancak elektrikler kesildiği an hatırlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin hatırlamak konusunda pek de yetenekli değildir. Akşam önemli bir toplantıda olmanız gerektiğini, toplantı başladığı zaman evde pijamalarınızla televizyonun karşısına kurulmuşken hatırlıyorsanız; arkadaşınıza vereceğiniz hediyeyi evde unuttuğunuzu yarı yolu katettiğinizde fark ediyorsanız insan zihninin “hatırlamak ve zamanında hatırlatmak” konusunda o kadar da iyi olmadığını kabul edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış anlaşılmasın; zihin gerçekten büyülü bir mekanizma. Sadece biraz tımar edilmesi gerekli.&lt;br /&gt;O nedenle zihninizde hiçbir şey tutmayın. aklınıza gelen her şeyi “gelen kutu”nuza ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma gelenleri saklamak için kullandığım birkaç gelen kutusu var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Bildiğiniz kağıt kalem: Doğru kullanıldığında bu kadar sade bir aracın ne kadar etkili olduğunu hayret edeceksiniz. &lt;br /&gt;2. incollector: Rastgele bilgi derlemek için harika bir program. İşte ve evde iki ayrı versiyonunu kullanıyorum. Böylelikle iş ortamında yapacaklarım ile, ev ortamında yapacaklarım birbirine karışmıyor. &lt;br /&gt;rememberthemilk, nozbe gibi pek çok web tabanlı yapılacaklar listesi uygulaması var. Bu uygulamaların hemen hemen hepsini denedim. Bununla birlikte internet bağlantısı gerektirmeyen bir aracın benim için daha verimli olduğunu düşünüyorum. Özellikle incollector’daki “arama klasörleri” (search folders) özelliği çok işime yarıyor. &lt;br /&gt;3. todoist.com (bilgisayar başındaysam, incollector’a erişimim yoksa ya da ev ve iş ortamlarını senkronize etmem gerekiyorsa todoist.com hesabımı kullanıyorum. &lt;br /&gt;4. Cep telefonu: Yolda giderken aklıma bir şey gelirse ve yanımda kağıt kalem yoksa, cep telefonumda (cep bilgisayarı desem daha doğru aslında) yeni bir belge oluşturup kaydediyorum. &lt;br /&gt;5. View Your Mind: linux ortamında “zihin haritası” yapabileceğiniz bir uygulama. windows için “freemind” benzer bir alternatif olabilir. &lt;br /&gt;Gelen Kutusu’nu Gözden Geçirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer buraya kadar söylediklerimi uygular; ve evcil hayvanınıza yem almaktan, çiçekleri sulamaya, kitap okumaktan akvaryumunuzu temizlemeye, üzerinde çalıştığınız projeyi tamamlamaktan elektronik postalarınızı kontrol etmeye… “yapılmak üzere” aklınıza gelen her şeyi “gelen kutu”nuza kaydederseniz bir hafta içinde inanamayacağınız bir “işlenecekler liste”niz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu listeyi kontrolden çıkmaması için düzenli olarak (örneğin haftada bir) gözden geçirmeniz gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer listenizi uzun süre gözardı ederseniz, listeniz dahilinde varolan rastgele maddeler “acil durum”, “kriz” vb. olarak karşınıza çıkar ve bir liste tutmanızın hiçbir anlamı kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli olan, acil durum çanları çalmadan gerekli eylem kararını alabilmenizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yap, Delege Et, Sakla ya da Çöpe At &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen kutunuzdaki her madde için aşağıdaki kontrolleri yapın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. “2 ile 10 dakika” arasında tamamlayabiliyorsanız o anda yapın. &lt;br /&gt;2. Eğer daha uzun sürecekse “Sonraki Eylemler” listenize kaydedin. Bu listedeki maddeleri ilk fırsat bulduğunuz anda yapacaksınız. &lt;br /&gt;3. Eğer söz konusu işi sizden daha iyi yapacak, ya da bu işe an itibariyle sizden daha uygun düşen biri varsa, işi ona delege edin. &lt;br /&gt;4. Eğer işi şu an ya da bulunduğunuz ortamda yapamayacak durumdaysanız ilerde yapılmak üzere takviminizde işaretleyin. &lt;br /&gt;Peki ya ilgili madde herhangi bir “sonraki eylem”i gerektirmiyorsa. O zaman:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ya ileride yararlanmak üzere referans olarak saklayın, &lt;br /&gt;6. ya “gelecekte bir zaman yapılacak“lar listenize ekleyin ve şu an için bu maddeyi unutun, &lt;br /&gt;7. ya da bu maddeyi “çöpe atın” ve bir daha gözden geçirmeyin. &lt;br /&gt;Zihnimizin “hatırlamak ve hatırlatmak” konusunda yeteneksizliğini gördük. O nedenle madde 4 için zihninizin dışında bir hatırlatma mekanizması gerekli. Gerektiği zaman size hatırlatması için bir hatırlatıcı kurun. Bu işlem için linux ortamında “kalarm“ programını kullanıyorum. Windows’taki MS Outlook’un hatırlatmaları ile benzer işlevi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi hatırlatma yöntemini kullanacağınız size kalmış: Evolution ya da thunderbird’ün takvim özelliğini de kullanabilirsiniz, saatinizin alarmını kurabilirsiniz, (varsa) asistanınıza size belirli bir gün ve saatte hatırlatması için talimat verebilirsiniz, Sandy gibi sanal bir asistan kullanabilirsiniz. Yapmamanız gereken tek şey: zihninize güvenmek. Zihninize güvenmeyin ve bir hatırlatıcı kurduğunuzdan emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Hangi “Sonraki Eylem”i Önce Yapacağım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer tüm “sonraki eylem”lerinizi belirlediyseniz elinizde hemen şu anda yapılmayı bekleyen en az elli eylem birikmiş demektir. İşe bu eylemlerden hangisinden başlayacağınız pek çok parametreye bağlı. Bu değişkenlerin tamamını siyah/beyaz netliğinde bir formüle dökmenin imkânı yok. O nedenle en iyisi “sezgilerinize güvenmek”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte aşağıdaki kriterler sıradaki yapılacak eylemi seçiminizde yardımcı olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam:(context)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı işleri yapmak için doğru ortamda olmanız gerekir. Örneğin bir arkadaşınızı aramak için elinizin altında telefon olması gerekir.&lt;br /&gt;Ya da e-postalarınızı kontrol etmek için internet bağlantılı bir bilgisayarınız olması gerekir.&lt;br /&gt;Yapmanız gereken işin bulunduğunuz ortama uygun olup olmadığını düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman:(time available)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir sonraki toplantıya yetişmek için 15 dakikanız varsa bu süre içinde bitireceğiniz işlerden başlamanız; uzun vakit alıcı ve yarım kalabilecek blok işleri yapmamanız daha uygun olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji:(energy available)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi ne kadar zinde hissediyorsunuz? Listedeki işi yapabilecek zihin/beden gücünde misiniz, yoksa sizi daha az yoracak bir sonraki eylemi mi yapmayı tercih edersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelik:(priority)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu işi şu an yapmazsanız dünyanın sonu gelir mi?&lt;br /&gt;Yapacağınız iş ne kadar acil? Eğer ertelerseniz ne gibi sonuçlar ortaya çıkacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epey hızlı bir özet oldu  Aslında süreç bundan biraz daha detaylı;  “iş bitirme” felsefesi ve “iş bitirme” sürecinin tüm ayrıntıları için David Allen‘ı okumak için iki gününüzü ayırın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Benim bu işe ayıracak iki günüm yok” diyorsanız, gerçekten bu kitabı okumaya ihtiyacınız var demektir  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz ne düşünüyorsunuz?&lt;br /&gt;Uyguladığınız bir “iş bitirme” yöntemi; günün yoğunluğuyla başa çıkma ipuçlarınız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: &lt;br /&gt;http://www.fikribol.com/donkisot/?p=98&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4373992932468618510?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4373992932468618510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4373992932468618510&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4373992932468618510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4373992932468618510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/08/zamanszlk-probleminizden-sonsuza-kadar.html' title='Zamansızlık Probleminizden Sonsuza Kadar Kurtulun'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7195638049880376053</id><published>2008-07-08T17:12:00.002+03:00</published><updated>2008-07-08T17:13:57.075+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişइसेल gelişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='जेका'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='जेकी'/><title type='text'>Aslında üstün zekalısınız</title><content type='html'>Aslında üstün zekalısınız&lt;br /&gt;Michael J. Gelb, Leonardo Da Vinci Gibi Düşünmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:   Beyaz Yayınları&lt;br /&gt;Michael J. Gelb, Leonardo Da Vinci Gibi Düşünmek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bilimsel araştırmalara göre, bireylerin büyük bölümü yeteneklerini küçümsüyor. Aslında sınırsız bir öğrenme ve yaratıcılık yeteneğine sahipsiniz. İnsan beyninin bilinen yeteneklerinin yüzde 95'i son 20 yıl içinde öğrenildi. İşte çağdaş zeka ve beynin doğası üzerine yapılan araştırmalardan çarpıcı sonuçlar.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğumuz geleneksel IQ (Zeka düzeyi) testine dayalı bir zeka konseptiyle büyüdük. IQ testi, Alfred Binet (1857-1911) tarafından bulundu. Binet'in psikolojiye aşırı ilgisi vardı. Özellikle, çocukların akademik potansiyelinin değerlendirilmesinde kültür ve sınıf önyargılarının üstesinden gelmek istiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel IQ konsepti o dönem için devrim sayıldı. Ancak günümüzün araştırmaları bu testin iki önemli zafiyetini ortaya çıkardı. Birincisi, zekanın doğuşda belirlendiği ve değişmez olduğu. Buzan, Machado, Wenger gibi araştırmacılar, eğitimle IQ'nun yükselebileceğini gösterdiler. Nature Dergisi yaptığı bir araştırmada genlerin IQ'ya yüzde 48'den fazla etkili olmadığı sonucuna vardı. Yüzde 52'si doğum öncesinin, çevrenin ve eğitimin bir fonksiyonuydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Howard Gardner her birimizin en az yedi ölçülebilir zekaya sahip olduğumuzu belirten çoklu zeka teorisini ortaya koydu. Yedi zeka ve her biri için bazı dahi örnekleri şöyle: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Mantık-Matematik: Stephan Hawking, Isaac Newton, Marie Curie &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Sözel-Edebi: William Shakespeare, Emily Dickinson, Jorge Luis Borges &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Mekanik: Michelangelo, Georgia O'Keeffe, Buckminster Fuller &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Müzik: Mozart, George Gerswin, Ella Fitzgerald &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Beden-Kinestetik: Morihei Ueshiba, Muhammed Ali, F. M. Alexander &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. İnsanlar arası-Sosyal: Nelson Mandela, Mahatma Gandhi, Kraliçe I. Elizabeth &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. İç dünyası (kendini bilme): Viktor Frankl, Thich Nhat Hanh, Rahibe Teresa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş psikolojik araştırmalar beyninizin sandığınızdan çok daha iyi olduğunu ortaya çıkardı. Beyniniz, herhangi bir süper bilgisayardan daha esnek ve daha boyutlu. Hayatınız boyunca, her saniye, saniyede yedi şeyi öğrenebilir ve beyninizde daha çok öğrenecek yeterli yeri bulabilirsiniz. Beyninizi doğru şekilde kullanırsanız yaşlandıkça gelişir. Sınırsız sayıda kromozom bağlantısı yapma kabiliyetine, yani düşünce durumu potansiyeline sahip. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavru ördekler hayatta kalmayı annelerini taklit ederek öğrenirler. En iyi modelleri seçmek bizi potansiyelimizin gerçekleşmesine doğru götürür. Örneğin iyi bir lider olmak istiyorsanız Winston Churchill, Abraham Lincoln ya da Kraliçe Elizabeth'i inceleyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Book of Genius'ta (Dahinin Kitabı) Tony Buzan ve Raymond Keene tarihin en büyük dahilerini sıraladılar. Kriterleri şunlardı: Özgünlük, beceriklilik, konusuna hakimiyet, vizyonun evrenselliği, güç ve enerji. Liste şöyle sıralanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.       Leonardo Da Vinci &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.       William Shakespeare &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.       Mısır piramitlerini inşa edenler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.       Johann Wolfgang von Goethe &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.       Michelangelo &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.       Sir Isaac Newton &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.       Thomas Jefferson &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.       Büyük İskender &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.       Phidias (Atina'nın mimarı) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.   Albert Einstein&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sn.Osman BEDEL'e teşekkürlerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7195638049880376053?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7195638049880376053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7195638049880376053&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7195638049880376053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7195638049880376053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/07/aslnda-stn-zekalsnz.html' title='Aslında üstün zekalısınız'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2391785592269717025</id><published>2008-06-24T18:37:00.000+03:00</published><updated>2008-06-24T18:39:33.961+03:00</updated><title type='text'>USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU</title><content type='html'>USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezatçı, hırpalanmış ve çizilmiş olan eski keman için harcayacağı zamana pek değmeyeceğini &lt;br /&gt;düşünüyor; yine de onu izleyenlere gösterirken gülümsüyordu. &lt;br /&gt;"Bu ne eder, arkadaşlar?" diye bağırdı. &lt;br /&gt;"Açık arttırmayı kim başlatacak?" "Bir dolar, bir dolar" ardından iki dolar. &lt;br /&gt;"sadece iki dolar mı?" İki dolar, iki dolar...Kim üçe çıkaracak?" &lt;br /&gt;"Yok mu arttıran? Evet üç dolar, üç dolar, üç dolara satıyorum..." &lt;br /&gt;ama olamaz en arka sıralardan, kır saçlı bir adamöne geldi, eski kemanı aldı, üzerindeki tozu sildi, &lt;br /&gt;gevşek yaylarını gererek akort etti v e kusursuz ve hoş bir melodi çaldı. &lt;br /&gt;Müzik soına erdi ve mezatçı alçak bir sesle, &lt;br /&gt;"Keman için ne kada veriyorsunuz?" dedi. &lt;br /&gt;Sonra onu coşkuyla havaya kaldırdı. &lt;br /&gt;"Bin dolar. Peki, kim ikibin diyecek? İkibin... &lt;br /&gt;evet, üçbin ... Satıyorum, satıyorum, sattım!" &lt;br /&gt;İnsanlar coşkuyla alkışlıyorlardı. &lt;br /&gt;ama bazıları ağlıyordu:"Ne oldu da değeri değişti, anlamadık!" &lt;br /&gt;Hemen yanıt geldi: &lt;br /&gt;"Bir Ustanın Eli değdi" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada uyumsuz, hırpalanmış ve yaralanmış bir yaşam süren bir çok kişi, tıpkı bu keman gibi, &lt;br /&gt;düşüncesiz bir kalabalığa ucuza satılma durumuyla karşılaşır. Bir kase çorba, bir bardak şarap, bir &lt;br /&gt;oyun... &lt;br /&gt;Ve biriyle sürüklenip giderler. Satılmasına az kaldı, satılıyor, neredeyse satıldı! &lt;br /&gt;ama usta duruma el koyar ve beyinsiz kalabalık, ne ilhamın anlamını ne de bir Usta nın dokunuşunun &lt;br /&gt;yarattığı değişimi tam olarak anlayabilir. &lt;br /&gt;MYRA B.WELCH &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;F Handan Senan'dan alıntıdır...Teşekkürlerimle....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2391785592269717025?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2391785592269717025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2391785592269717025&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2391785592269717025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2391785592269717025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/06/ustanin-elinin-dokunuu.html' title='USTANIN ELİNİN DOKUNUŞU'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7946627898605413087</id><published>2008-05-06T14:12:00.000+03:00</published><updated>2008-05-06T14:14:58.274+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='यामा'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='अप्तालिबिल्गी'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişसेल gelişim'/><title type='text'>Aptallıक वे बिल्गिसिज्लिक यामा तुत्माज़...</title><content type='html'>Bir adam hileyle, kuşun birini tuzağa düşürerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakaladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kuş dile geldi, yalvardı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Ey ulu insan, sen koyunları, öküzleri yedin, bir çok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deveyi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurban ettin. Bu dünyada onlarla bile doymadın, benimle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doyacaksın? Eğer beni bırakırsan ben sana üç öğüt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vereceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara uyarsan her müşkülün hallolur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisini, elindeyken vereyim, eğer beğenirsen beni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; bırakırsın. İkincisini şu dama konarken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncüsünü de şu ulu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağaçta söylerim,'' dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Adam kuşu sıkı sıkıya tutarak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Haydi söyle bakalım, eğer beğenirsem seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bırakırım,'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kuşçağız ilk öğüdünü söyledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''Olmayacak sözü kim söylerse söylesin, inanma'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam öğüdünü beğenerek kuşu bıraktı. Kuş uçarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;damın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; saçağına kondu. İkinci öğüdünü söyledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''Geçmiş gitmiş şeylere, kaçmış fırsatlara ah vah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etme.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; dedi. Sonra biraz geriye çekilerek orada bulunana ulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağaca &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; kondu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Benim karnımda on bir dirhem ağırlığında paha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biçilmez bir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; inci vardı. Eğer beni kaçırmasaydın o şimdi senin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olacaktı.'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;| | dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bunu duyan adam ağlayıp inlemeye, saçını başını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolmaya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; başladı. Bunu gören kuş seslendi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ''Ben sana geçmiş gitmiş fırsatlar için ah vah edip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülme &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; demedim mi? Madem fırsatı kaçırdın, neden üzülüp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duruyorsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ya öğüdümü dinlemedin yahut da sağırsın. Ayrıca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; olmayacak şeye inanma demedim mi? Benim bütün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; dirhem, karnımda nasıl on bir dirhem ağırlığında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inci bulunabilir?'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bunun üzerine adam kendi kendine: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Şimdi söylediklerini daha iyi anladım. Haydi şimdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;de &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncü öğüdünü söyle bakayım'' dedi. Kuş: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Allah için o iki öğüdü güzelce tuttun da benden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncüsünü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; mü istiyorsun? Uykuya dalmış bilgisiz kişiye öğüt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vermek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çorak toprağa tohum atmak gibidir. Aptallık ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilgisizlik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; yırtığı, yama tutmaz.'' diyerek uçup gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 'Mevlana'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7946627898605413087?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7946627898605413087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7946627898605413087&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7946627898605413087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7946627898605413087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/05/aptall.html' title='Aptallıक वे बिल्गिसिज्लिक यामा तुत्माज़...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2075035222709445544</id><published>2008-04-17T15:06:00.001+03:00</published><updated>2008-04-17T15:06:40.257+03:00</updated><title type='text'>Düşüncelerin esiri olmak</title><content type='html'>Düşüncelerin esiri olmak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğruları bulma çabası insan hayatı var oldukça devam edeceğe benziyor. Birçoğumuz herhangi bir konuda karar verirken çoğu kez hayata bakış açımızın esiri oluyoruz. Hayata bakış açımızın esiri olmak ta ne demek diyebilirsiniz. Bugün bütün toplumsal çatışmaların yaşanmasının tek nedeni olduğunu düşündüğüm hayata bakış açımız, bizi birçok kez yanlış kararlar vermeye itiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanı niçin severiz sorusunun cevabı da aynı zamanda hayata bakış açımızın esiri olma arasında ortak bir nokta var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şirketin üst düzey yöneticisi iken personel alımında bir elemanın niteliklerinden çok sizinle aynı bakış açısını paylaşmasını kıstas alıyorsanız yeni bir dünyayı tanımayı da kaçırmış oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bir üniversite yüksek lisans için öğrenci seçiminde bulunacaksınız, istiyorsunuz ki seçtiğiniz öğrenciler sizin gibi düşünsün, hayata sizin baktığınız gözlerle baksın. Böyle bir beyin yapısına sahip bir yönetici, bir hoca nasıl başarı elde edebilir. Bütün başarıların altında yatan nedenlerin farklı farklı düşüncelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını bildiğiniz halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata bilgi gözüyle bakmak yerine ideoloji gözüyle bakanlar hep bazı korkuların da esiri olurlar. Yeniliklerin ortaya çıkmasından tereddüt ederler. İsterler ki her yeni şey kendi düşünceleri çerçevesine uygun olsun. Onların ideolojilerine uygun olmayan bir düşünceyi değerlendirmek zaman kaybıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gibi düşünmeyen birisiyle iletişim kurduğumuzda verdiğimiz ilk tepki kişinin nasıl olurda bizim gibi düşünebileceğini sağlamak. İstiyoruz ki herkes bizim gibi düşünsün insanlar bizim gibi düşünüce ideolojimizin doğruluğu pekişmiş oluyor. Bu da bizi mutlu kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu da en çok öğrendiklerini inanç haline getiren insanlar yapıyor. Bu insanlar yeni bir adım atma konusunda oldukça zorlanıyorlar. Kendi inandıklarının dışında bir durum ile karşılaşınca hemen inançları devreye giriyor. Böylece yeni bir fırsatı da tepmiş oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnaçların çok zor değiştiğini hepimiz biliyoruz. Hayata ideolojik gözlüklerle bakmayı engellemenin sadece bir yolu var. O da öğrendiklerini inanç haline getirmekten vazgeçmek. Her yeni bir günde hiçbir şeyin öncekine benzemediğine kendini inandırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnandıklarının bir gün değişebileceği ihtimalini göz önünde bulundurmak. Bütün bunları yapınca insan herkesi, her şeyi önyargısızca sevebiliyor. Sevince de ondaki güzellerliklerin farkına varıyor. Sizin gibi düşünmeyen ama milyonlarca güzellik barındıran bu farklı insanları keşfetmenin fırsatını kaçırmayın. Kaçırmayın ki insanlarla çatışma içine girmeyin. Çatışmanın olmadığı bir dünyada insanlar birbirini daha iyi anlayacaktır. Bir gün düşüncesi ne olursa olsun insanları sevebilmeyi hayal edin. Çünkü insan sevince yaşadığının farkına varıyor. Nefret edince değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(9/4/2008) &lt;br /&gt;yalçın arı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2075035222709445544?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2075035222709445544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2075035222709445544&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2075035222709445544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2075035222709445544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/04/dncelerin-esiri-olmak.html' title='Düşüncelerin esiri olmak'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4974958366875208898</id><published>2008-03-24T19:24:00.000+02:00</published><updated>2008-03-24T19:24:03.441+02:00</updated><title type='text'>m o z s a r a c---- MehmetSalih: SONUCU D�Ş�NEN KAHRAMANLAR!#links#links#links#links</title><content type='html'>&lt;a href="http://mozsarac.blogspot.com/2008/03/sonucu-dnen-kahramanlar.html#links"&gt;m o z s a r a c---- MehmetSalih: SONUCU D�Ş�NEN KAHRAMANLAR!#links#links#links#links&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4974958366875208898?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/03/sonucu-dnen-kahramanlar.html#links' title='m o z s a r a c---- MehmetSalih: SONUCU D�Ş�NEN KAHRAMANLAR!#links#links#links#links'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4974958366875208898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4974958366875208898&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4974958366875208898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4974958366875208898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/03/m-o-z-s-r-c-mehmetsalih-sonucu-dnen.html' title='m o z s a r a c---- MehmetSalih: SONUCU D�Ş�NEN KAHRAMANLAR!#links#links#links#links'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7135680291626501413</id><published>2008-03-24T19:20:00.000+02:00</published><updated>2008-03-24T19:21:47.927+02:00</updated><title type='text'>SONUCU DÜŞÜNEN KAHRAMANLAR!</title><content type='html'>SONUCU DÜŞÜNEN KAHRAMANLAR! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkenin birinde fakir adamın biri kralın kızına âşık olur. Ümitsizdir ancak yine de kraldan kızını istemeye karar verir. Kralın huzuruna çıkarak, kızını çok sevdiğini, eğer izni olursa onunla evlenmek istediğini söyler. İyi yürekli kral bu durum karşısında ne yapacağını şaşırır. &lt;br /&gt;Kızını vermek istemeyen kral, adamı da kırmamak için şu çözümü bulur: Kral, adamla birlikte bir sandala biner. Denizin orta yerine vardıkları zaman parmağındaki yüzüğü çıkararak adamın şaşkın bakışları altında suya bırakır. Adama döner, eğer der, “bu yüzüğü bana getirirsen kızımı sana veririm, yoksa unut.” Fakir ve bir o kadar da saf olan adam bunu kabul eder. Kıyıya varınca adam eline bir tas alır ve deniz suyunu boşaltmaya başlar. Bu şekilde günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları izler. Adamın suya daldırdığı tas’ın taşlara teması sonucu çıkan sesten denizdeki canlılar rahatsız olmaya başlar. Durumu araştıran denizdeki canlılar, adamın yüzüğü aradığını öğrenir. Bu sesten kurtulmak isteyen bir balık yüzüğü alarak adamın bulunduğu bölgeye gider. Yüzüğü, adamın tas’ı daldırdığı yere bırakır. O esnada adam yüzüğü bulur ve sevinç içinde kralın huzuruna koşar. Adam yüzüğü gösterince kral ne yapacağını şaşırır. &lt;br /&gt;Fakir adamın bu inanılmaz azmi insanın bir eylemde bulunmadan önce hangi düşünce yapısına büründükleri konusunda beni düşünmeye sevk etti. Bu konuyla ilgili bazı araştırmalar yaptım. Newyork Üniversitesi’nde 86 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre herhangi bir durum karşısında harekete geçmeden önce hangi koşulları göz önünde bulundurursunuz sorusuna, araştırmacıların yüzde 80’i olayın olumsuz yönünü diğer bölümüyse pozitif yönü üzerinde duracağını söylemiş. Daha sonra ankete tabii tutulan bu kişiler takibe alınmış. Olayın olumlu yönü üzerinde duranların iş hayatında diğer kişilere nazaran daha başarılı oldukları ortaya çıkmış. Bu araştırmanın bir benzeri de girişimciler üzerinde yapılmış. Girişimde bulunmadan önce kaybedeceklerinize mi yoksa kazanacaklarınıza mı odaklanırsınız sorusuna, deneklerin yüzde 70’lik gibi büyük bir kısmı kaybedecekleri üzerine odaklanacaklarını söylemiş. Bu araştırmalardan da anlaşılıyor ki insanlar daha harekete geçmeden o eylemin sonuçlarını kafasında belirliyor. Sonucu pozitif olarak bitirenler gerçekte de pozitif bitirme şansına daha fazla sahip oluyor. Bu da bize eylem öncesi uzun uzun düşünmek ya da başarı durumunun hesaplamak çoğu kez hüsranla karşılaşmamıza neden olabiliyor. Düşünme tarzımız başarılarımızı, başarılarımız hayatımızı, hayatımız mutluluğumuzu etkiliyor. Sonuçlardan çok süreçlere odaklanan insanlar çoğu kez başarıya ulaşıyor. Hadi hep birlikte kısa bir süreliğine de olsa süreçleri yaşayalım. Bakalım kahraman olabilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalçın arı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7135680291626501413?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=100142' title='SONUCU DÜŞÜNEN KAHRAMANLAR!'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7135680291626501413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7135680291626501413&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7135680291626501413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7135680291626501413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/03/sonucu-dnen-kahramanlar.html' title='SONUCU DÜŞÜNEN KAHRAMANLAR!'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2702977107730421706</id><published>2008-02-01T10:38:00.000+02:00</published><updated>2008-02-01T10:39:45.568+02:00</updated><title type='text'>Başarı वे Denge</title><content type='html'>Başarı Ve Denge...&lt;br /&gt;HAluk İlhan....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen akşam Kevin Costner’ın bir filmini seyrettim. “The Guardian”, hani hepimizin heyecanla &lt;br /&gt;seyrettiği fırtınalı denizlerde yardım isteyen gemicilere yardım eden cankurtaranların hayatını anlatıyor. &lt;br /&gt;Rekor sayıda insan kurtaran bir cankurtaranı canlandırıyor Kevin Costner. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi seyrederken evine ilk dönüş yaptığı sahnede içimden dedim ki, bu adamın eşi ile mutlaka &lt;br /&gt;sorunu çıkacak filmde ama filmin sonunda her şey düzelecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahne aynen tahmin ettiğim gibi oldu, eve geldiğinde eşi evi terk etmek üzereydi, nedeni ise canını &lt;br /&gt;kurtarmaya çalıştığı insanlara ayırdığı zamanı kendisine ayırmamasıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmle ilgim alakam bu noktada bitiyor. Gelişmeleri ve sonunu merak ediyorsanız, filmi seyredersiniz. &lt;br /&gt;Benim konuşmak istediğim konu BAŞARI. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinizde başarılı olmak için ne yapmalısınız? Bunu kendi kendinize sorduğunuzda çalıştığınız sektör, &lt;br /&gt;pozisyon, işveren gibi faktörlere göre değişebilen bir şey, ancak kendi işiniz de olsa, bir başkasının &lt;br /&gt;yanında ücretli de çalışıyor olsanız, tek bir ortak nokta var, o da ÇALIŞMAK. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmadığınız sürece başarılı olamazsınız. Kendi işinizse bir gün bile ihmal edemezseniz, boş ver &lt;br /&gt;diyemezsiniz, sizin sorumsuzluğunuz direk olarak sonuca, o sonuçta sizin için çalışan insanları etkiler. &lt;br /&gt;Bugün çok çalıştım, birkaç gün işleri ihmal edebilirim gibi bir düşünceye sahip olma lüksünüz yok. &lt;br /&gt;Çalışmak ve büyümek için çok daha fazla çalışmak zorundasınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, özel sektörde fark var mı? Tabi, çalışanını değerlendirebilen, yaptığınız çalışmanın sonuçlarını &lt;br /&gt;alabileceğiniz şirketlerden bahsediyorum. Yoksa, çok çalışıp hakkı yenen veya çalışan ile &lt;br /&gt;çalışmayanın bir tutulduğu şirketlerden bahsetmiyorum. Özel sektör çok zordur, işinizi birkaç kez iyi &lt;br /&gt;yapmanız yeterli değildir, hep iyi olmak zorundasınız, çünkü siz yapmazsanız, yapmak için sıra &lt;br /&gt;bekleyen bir sürü kariyer sahibi rakipleriniz vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman tek şey çalışmak, buraya kadar aynı düşüncede olduğumuzu düşünelim, ancak madalyonun &lt;br /&gt;bir de öbür yüzüne bakalım. Özel hayatınız, sevgiliniz, aileniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız?? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar çok çalışan insan, özel hayatına ne kadar zaman ayırabilir? İkisini dengelemek mümkün &lt;br /&gt;değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence insan olarak zorlandığımız yer burası, ne Amerikalı, ne Avrupalı, ne Türk ne de bir başka ülke &lt;br /&gt;vatandaşı. Bu konuyu çözemiyoruz ve özel yaşamımız da bu bizi en çok zorlayan nedenlerden bir &lt;br /&gt;tanesi. Özel hayatı ve iş hayatı mükemmel demeyeceğim, normal seviyede giden ilişki çevrenize &lt;br /&gt;baktığınız da kaç tane. Görebildiklerimiz de bize yansıtılan, içinin nasıl olduğunu bilmiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle, diyeceğim, iş yaşamımızla, özel yaşamımızı dengeleyebildiğimiz zaman bir çok şeyi &lt;br /&gt;aşabileceğimize yürekten inanıyorum. Henüz bu dengeyi kurabilen insan sayısının çok olmadığını &lt;br /&gt;düşünüyorum ama bu artacak. En azından artması en çok dilediğim şeylerden birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Haluk İlhan'a teşekkürlerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2702977107730421706?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2702977107730421706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2702977107730421706&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2702977107730421706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2702977107730421706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/02/baar-denge.html' title='Başarı वे Denge'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-8664999366166682727</id><published>2008-01-31T11:01:00.000+02:00</published><updated>2008-01-31T11:03:06.019+02:00</updated><title type='text'>Büyüklere Bir Masal...</title><content type='html'>Büyüklere Bir Masal... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyi de yaşarmış. Köpekleri ve &lt;br /&gt;atları, otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider, futbol oynar, güzel kızlara bayılırmış... Bir gün &lt;br /&gt;Tanrı'ya &lt;br /&gt;"Büyüdüğüm zaman neler istediğimi buldum, uzun uzun düşünüp" demiş... &lt;br /&gt;"Neler"... Demiş Tanrı... &lt;br /&gt;"Bir büyük evde yaşamak isterim. Ön kapısında heykeller olsun. Arka kapıda iki St. Bernard köpeği... &lt;br /&gt;Uçsuz bucaksız bir bahçe içinde... Uzun, çok güzel ve çok müşfik bir kadınla evlenmek isterim. Siyah &lt;br /&gt;saçlı, mavi gözlü, gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyleyen... Üç güçlü oğlum olsun isterim ki, onlarla &lt;br /&gt;futbol oynayabileyim. Büyüdüklerinde birisi büyük bir bilim adamı, öteki senatör, üçüncüsü de milli &lt;br /&gt;santrafor olsun. Ben bir seyyah olayım... Okyanuslara yelken açayım, dağların zirvelerine tırmanayım, &lt;br /&gt;insanları kurtarayım. Bir Ferrari kullanayım, yollarda..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne güzel bir hayal bu" demiş, Tanrı... "Mutlu olmanı dilerim..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün oğlan futbol oynarken ayağını incitmiş. Ondan sonra değil dağlara, ağaçlara bile tırmanamaz &lt;br /&gt;olmuş. Okyanuslara yelken açmak da hayal olmuş tabii... Bunun üzerine pazarlama okuyup, tıbbi &lt;br /&gt;malzemeler dağıtan bir şirket kurmuş. Bir kızla evlenmiş, çok güzel ve çok müşfik. Ama uzun değil &lt;br /&gt;kısaymış. Saçları siyahmış ama gözleri mavi değil, ela imiş. Gitar çalamaz, şarkı söyleyemezmiş ama &lt;br /&gt;harika yemek pişirir, olağanüstü güzel kuş resimleri yaparmış. İşi dolayısı ile kent dışında bir villada &lt;br /&gt;değil, kentte bir apartmanın teras katında oturmak zorunda kalmış, ama evinin deniz manzarası gene &lt;br /&gt;harikaymış. İki St. Bernard besleyecek bahçesi yokmuş ama evinde harika tüylü bir Ankara kedisi &lt;br /&gt;varmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç kızı olmuş. En küçükleri tekerlekli sandalyede yaşamak zorundaymış, ama en güzelleriymiş. Üç kız &lt;br /&gt;da babalarını çok severlermiş. Onunla futbol oynayamazlarmış ama birlikte denize, parklara &lt;br /&gt;giderlermiş. Uçurtma uçurdukları da olurmuş, bazen. En küçükleri hariç tabii. O gölgede bir ağacın &lt;br /&gt;altında oturur, gitarı ile şarkılar söylermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi para kazanmış ama öyle kırmızı bir Ferrari’si olmamış. Bir sabah uykudan üzüntü içinde uyanmış ve &lt;br /&gt;en iyi arkadaşına koşmuş... &lt;br /&gt;"Ben" demiş "Hiç mutlu değilim..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden"... Demiş, arkadaşı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocukken siyah saçlı, uzun boylu, mavi gözlü, gitar çalıp şarkı söyleyen bir kızla evlenmek isterdim. &lt;br /&gt;Oysa karım uzun değil, ela gözlü, gitar da çalamıyor." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karın çok güzel" demiş, arkadaşı... "Harika resimler yapıyor, enfes yemekler pişiriyor üstelik." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam dinlememiş bile onu... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün karısına "Hiç mutlu değilim" diye dökmüş içini... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden" demiş, karısı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çünkü büyük bir bahçe içinde bir villada yaşamayı düşlerdim, iki St. Bernard'ın yaşayacağı bir bahçem &lt;br /&gt;olsun isterdim, hani nerede..." &lt;br /&gt;"Konforlu bir apartmanda yaşıyoruz" demiş, karısı... "Oturduğumuz yerden okyanus görünüyor. Gülüyor, &lt;br /&gt;eğleniyor, birbirimizi seviyoruz. Kedimizi okşuyor, güzel kuşların resimlerini yapıyoruz. Üç de harika &lt;br /&gt;çocuğumuz var." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam dinlemiyormuş bile... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruh doktoruna koşmuş bir gün... "Ben mutlu değilim" diye... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Niye" demiş, doktor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çünkü ben bir gezginci olmak, okyanuslara açılmak, dağlara tırmanmak, insanları kurtarmak isterdim. &lt;br /&gt;Oysa masa başı işim ve sakat bir dizim var şimdi..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ama sattığın tıbbi malzemeler yığınla hayat kurtarıyor" demiş, doktor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam dinlememiş bile. Doktor da ona 100 $ vizite yazıp yollamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün muhasebecisine "Ben çok mutsuzum" demiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden" demiş, muhasebeci... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kırmızı Ferrari’m olsun isterdim hep... Ve dünya umurumda olmasın. Oysa işe metro ile gidip &lt;br /&gt;geliyorum. Bir yığın da sorunlarım var." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi giyiniyor, en iyi restoranlara gidiyorsun. Bütün Avrupa ve Amerika'yı gezdin" demiş, muhasebeci. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama adam dinlemiyormuş bile. Muhasebeci adama 100 $ danışma ücreti fatura edip yollamış. Onun &lt;br /&gt;da hayalinde kırmızı Ferrari varmış çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, rahibe "Çok mutsuzum" demiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden" demiş, rahip... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üç oğlum olsun isterdim. Biri politikacı, biri bilim adamı, biri sporcu. Oysa üç kızım oldu. Birisi &lt;br /&gt;yürüyemiyor bile..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ama çok güzel ve çok zeki üç kızın var" demiş, rahip... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni çok seviyorlar. Başarılı da oldular. Biri hemşire, biri sanatçı, biri de müzik hocası..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama adam dinlemiyormuş bile... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle mutsuzmuş ki hasta olmuş sonunda. Bir beyaz hastane odasında, etrafı beyaz giyinmiş &lt;br /&gt;hemşirelerle dolu yatıyormuş. Vücuduna bağlı teller hastaneye kendi sattığı kalp cihazına gidiyor, &lt;br /&gt;kollarına bağlı serumlarla besleniyormuş. Fena halde mutsuzmuş adam şimdi. Ailesi, dostları ve &lt;br /&gt;rahibi yatağının başına toplanmışlar. Onlar da üzüntü içindeymiş. Mutlu olanlar sadece ruh doktoru ile &lt;br /&gt;muhasebecisi imiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gece adam hastane odasında Tanrı ile yalnız kaldığında "Tanrım" demiş... "Hatırlar mısın, &lt;br /&gt;çocukken sana yalvarmış ve istediklerimi sıralamıştım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hatırladım" demiş, Tanrı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güzel bir hayaldi." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki, niye onların hiçbirini vermedin bana" demiş, adam... "Verebilirdim" demiş, Tanrı... "Ama sana &lt;br /&gt;istemediğin şeyleri vererek bir sürpriz yapmak istedim. Bak neler verdim sana... Bir güzel, sevecen eş; &lt;br /&gt;iyi bir iş, yaşanacak güzel bir ev. Üç tatlı kız evlat... Bir araya getirdiğim en güzel yaşam paketlerinden &lt;br /&gt;biriydi bu." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet" demiş, adam... "Ama bana benim gerçekten istediklerimi vereceksin sandım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben de senin, benim gerçekten istediğimi vereceğini sandım" demiş, Tanrı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen ne istedin ki" demiş, adam hayretle... Tanrı'nın da bazı şeyler isteyeceğini hiç düşünmemişmiş &lt;br /&gt;hayatında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sana verdiklerimle mutlu olmanı istemiştim" demiş, Tanrı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam karanlık odasında sabaha kadar düşünmüş. Sonunda yeni bir hayal kurmaya karar vermiş. &lt;br /&gt;Yıllar önce kurduğu hayalin yerine "Keşke bunu hayal etseydim" dediği bir hayal... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defaki hayalinde, zaten sahip olduğu şeyler varmış hep. Adam kısa zamanda iyileşmiş, 47. kattaki &lt;br /&gt;dairesinde çok mutlu yaşamış. Kızların şen şakrak sesleri, eşinin derin ela gözleri ve harika kuş &lt;br /&gt;resimleri arasında mutlu olduğunu hissedermiş bütün gün... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceleri de okyanusa yansıyan kentin ışıklarının dalgalar üzerinde oynaşmasına bakar, &lt;br /&gt;gülümsermiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınır tanımadan büyük düşünmek... Hayal gücünü sonuna kadar zorlamak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama elde ettikleriyle de mutlu olmayı bilebilmek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı'nın insana verebileceği en büyük iki nimet bu olmalı! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bakalım, size neler vermiş Tanrı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lauren Seibold &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALINTIDIR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNÜN SÖZÜ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-8664999366166682727?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/8664999366166682727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=8664999366166682727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8664999366166682727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8664999366166682727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/01/byklere-bir-masal.html' title='Büyüklere Bir Masal...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7659574174954448067</id><published>2008-01-21T10:08:00.000+02:00</published><updated>2008-01-21T10:11:40.039+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel gelişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başlamak'/><title type='text'>Bugün Kendim Olmak İstiyorum ….Özge Bayram</title><content type='html'>Bugün Kendim Olmak İstiyorum ….Özge Bayram &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum.... &lt;br /&gt;En sevdiğim müzikle güne başlamak, &lt;br /&gt;En sevdiğim insanlarla kahvaltımı yapmak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum.... &lt;br /&gt;Dert etmeden alttaki komşunun kulaklarını &lt;br /&gt;Ona inat bağıra bağıra şarkı söylemek isitorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu akşam en sevdiğim tabaklarla ikram etmek istiyorum yemeğimi dostlarıma, &lt;br /&gt;Kaçı kırılacak, kaçının yaldızları silinecek diye dert etmeden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum... &lt;br /&gt;Sevdiklerimi aramak, onları ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabii ki çimlerde yalın ayak yürümek, &lt;br /&gt;Otobüs şöförüne kocaman bir tebessümle “Günaydııın!” demek &lt;br /&gt;Hatalarıma sadece gülümsemek istiyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum... &lt;br /&gt;Yüzümdeki maskeden sıyrılmak, &lt;br /&gt;Sevdiklerime doyasıya sarılmak &lt;br /&gt;Ve diğerlerinden sıyrılmak istiyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum... &lt;br /&gt;Herşeyden herkesten çok... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama korkuyorum &lt;br /&gt;Beni böyle de sever misiniz?... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzümdeki maskeden arındırdığımda kendimi &lt;br /&gt;Beni böyle görmek ister misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sadece kendim olmak istiyorum &lt;br /&gt;Çünkü biliyorum, &lt;br /&gt;Çünkü hissediyorum, &lt;br /&gt;Çünkü ancak o zaman YAŞIYORUM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özge BAYRAM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7659574174954448067?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7659574174954448067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7659574174954448067&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7659574174954448067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7659574174954448067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/01/bugn-kendim-olmak-istiyorum-zge-bayram.html' title='Bugün Kendim Olmak İstiyorum ….Özge Bayram'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7353361902008022083</id><published>2008-01-07T14:50:00.000+02:00</published><updated>2008-01-07T14:55:54.252+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ग्ेक्'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel gelişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='हयल'/><title type='text'>görmek</title><content type='html'>Gormek,hayal etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Görme, insan hayatının vazgeçilmez işlevleri arasında yerini alırken, gören ile görmeyen arasın da da bazı farklılıklar var. İnsan daha önce görmediği ama hakkında fikir sahibi olduğu bir nesneyi ne kadar algılayabilir ya da hayal edebilir. Görme o kadar önemli ki insan, daha önce görmediği bir şeyi çoğu kez hayal bile edemiyor.Yeni doğmuş bir bebeğin hayal dünyası neredeyse sıfıra yakınken, zamanla birlikte hayal dünyasında gelişme gerçekleşiyor. Bu gelişmenin nedeni ise görme eyleminin gerçekleşmeye başlaması. Amerika’daki bir grup yerli, daha önce bir gemi görmedikleri için, kıyılarına gemi yaklaşmasına rağmen, ilk etapta göremiyorlar. Gemiler ancak bir kaç kez kıyıya yaklaştıktan sonra gemilerin farkına varıyorlar. Çünkü daha önce ne hayallerinde ne de algılarında gemi gibi bir nesne yer edinmemiş. Böylece gemiyi ancak ikinci ya da uçuncu kıyıya yaklaşma sırasında fark edebiliyorlar.Yine hayatın her karesi görme ile birlikte gerçekleşiyor. İnsan hiç görmediği birisini ne sevebiliyor, ne de ona ilgi gösterebiliyor. Bütün alışkanlıklar görme gerçekleştikten sonra gerçekleşiyor. Hayatında uyuşturucu kullanmayan birisi, onun hakkında bilgi sahibi olsa bile onunla ilgili bir eyleme geçme teşebbüsünde bulunamıyor. Ancak uyuşturucu kullanan birisini gördükten sonra uyuşturucu ile ilgili karar verme ya da bir eyleme geçme durumu ile karşı karşıya kalıyor.Ülkemizde her yıl milyonlarca öğrenci üniversite sınavına hazırlanıyor. Bunlardan birçoğu daha önce hayatlarında bir üniversiteyi ziyaret etmiş değiller. Ya da kafalarında çok net bir üniversite yaşamı yok. Böyle bir yaşam olmayınca da üniversiteyi algılamak, görmeden tam anlamıyla gerçekleşmiyor. Hatta gidip üniversiteleri gezen öğrenciler, daha ustun bir performans sergileyerek daha başarılı oluyorlar. Çünkü görmek aynı zamanda eyleme geçmek için de ateşleyici bir neden.Sevmekte görmek ile ilgili bir durum, daha önce hiç doktor görmeyen ya da böyle bir hayali olmayan birisi, doktorluk hayatını görünce bu konudaki sevgisi ya da ilgisi değişecek,onunla ilgili kararını verecektir.Bir gazetenin tasarımını daha önce hayal etmemiştim.Ya da herkes gibi o TV lerden izlediğim boy boy gazetelerin baskısını görmüştüm. Bu o kadar da ilgili çekmemişti. Ama bir gün gazetenin baskısından dizaynına kadar ki sureci görme fırsatım olunca, aslında bu işin ne kadar da zevkli olduğuna karar verdim. Oturdum kendi başıma bir gazete tasarladım. Beni harekete geçiren şey bu süreci görmem oldu.Hani aileler çocuklarının kötü şeyler izlemesine engel olmak için caba sarf ediyorlar ya bu çabalarının nedeni çocukların zihinlerinin bulanmaması. Bu caba gerçekten de kayda değer, çünkü zihinlerinde kotu şeyleri kayıt eden çocuklar, büyüdüklerinde bunları gerçekleştirmek için bir nedene sahip oluyorlar. Gördükleri şeyleri deneme ya da onları bir başkasıyla paylaşma, çoğu kez gençlerin kötü eylemlerde bulunmalarının nedeni sayılıyor.Küçük bir fanusun içinde büyütülen bir çocuk, büyüyünce her ne kadar insanlarla iletişim konusunda zorluk çekse de kotu alışkanlıklar edinme açısından avantajlı olacaktır. Bu nedenle, sevdikleriniz görme eylemlerini gerçekleştirirken daha dikkatli olmalı. Çünkü ne kadar çok iyi görme biçimi varsa o kadar çok ta hayal dünyasında güzel şeyler olacaktır. Kötü görme biçimleri yine kotu alışkanlıkların oluşmasına neden olacaktır.Görme her şeyin başlangıcıdır. İyiyi görmek te kötüyü görmek te sizin elinizde.Görmelerinizi seçerek, hayal dünyanızı kirlerden arındırabilirsiniz... (3/1/2008) yalçın arı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7353361902008022083?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7353361902008022083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7353361902008022083&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7353361902008022083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7353361902008022083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2008/01/grmek.html' title='görmek'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-944579512549108103</id><published>2007-12-26T11:18:00.000+02:00</published><updated>2007-12-26T11:23:23.130+02:00</updated><title type='text'>ALIŞKANLIKLAR DÜNYASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://mozsarac.blogcu.com/4866980/" rel="bookmark"&gt;ALIŞKANLIKLAR DÜNYASI &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ALIŞKANLIKLAR DÜNYASI İnsan hayatını etkileyen onun hayatında hangi duygunun belirgin olacağına karar veren şey, alışkanlıklarıdır। Alışkanlıklar bir insanı inanılmaz derecede ileriye götürebilirken aynı zamanda aşağı da çekebilir. Bütün inişli çıkışlı dönemler hep bu yüzden yaşanır insan hayatında. Alkol kullanma alışkanlığı bir aileyi parçalayabilirken, geride hayata negatif bakan çocuklar bırakıyor. Kendi ruhsal gelişiminde çöküntü yaşayan bu çocuklar, geleceğin kaygılı birer bireyi oluyorlar. Bu alışkanlık zincir şekilde belki de bir suru insanın geleceğinde etkili oluyor. Bu nedenle alışkanlığın çeşidi, sadece kendisini değil çevresindeki bir çok insanı da etkiliyor. Bir başka örnek, sigara için de verilebilir. Sigara içen bir ebeveyn, çocuklarına, model olurken, belki de ailesi için sigaranın bir davranış haline gelmesinde tetikler. Davranışların çevremizi etkilemesi, bir kelebek etkisi yaratıyor. Hiç tahmin etmediğimiz sonuçlar, yıllar öncesinde temeli atılan alışkanlıklarımızdan kaynaklanıyor. Gelişmiş toplumların temelinde yatan özellik, pozitif alışkanlıklara sahip olan ebeveynleri. Watson, "bana bir düzine sağlıklı çocuk verin, gelişigüzel seçtiğim her bir çocuğu kendi seçtiğim herhangi bir alanda - doktor, sanatçı, hakim- uzman yapacağıma garanti ederim. Hatta dilenci ve hırsız bile yaparım, yetenekleri ve becerileri ne olursa olsun" demiş. Bu söz alışkanlıkların insanlara kazandırıldığını göstermesi acısından önemlidir. Yine bir bıçak, bir doktorun elinde şifa dağıtırken bir katilin elinde ölüm saçabiliyor. Alışkanlıkların bırakılması zor olduğu için, iyi alışkanlıklara sahip olan aileler, çoğu kez iyi bireyler de yetiştiriyor. Sağlıksız bir ailede başarılı olmuş nice insana olabilir. Ama bu kötü alışkanlıkların pozitif sonuçlar dağıttığını göstermez. İnsanlar çoğu kez iyi yaşadıkları ortama ayak uydurarak yapının etkisinde kalırlar. Alışkanlıklar da insanin çevreleyen bir yaşam alanı sağlar. Kötü alışkanlıklarla dolu bir dünya kötü alışkanlıkların kazanılmasına neden olacaktır. &lt;******&gt;Yine işlerinin çoğunu, son anda yapan birisi, çoğu kez zaman konusunda sıkıntı yasar. Bu sıkıntılı yaşam onun stresli bir şekilde çalışmasına neden olur. Bu alışkanlığı hayatındaki diğer çalışmaları da etkileyerek onu belki de panik bir birey haline getirecek. Bir alışkanlık beraberinde başka bir alışkanlıkta oluşturabilir.&lt;br /&gt;Bir deneyimde bulunmamış bir birey, herhangi bir konuda karar vermek zorunda olduğunda, psikolojik sorunlar yaşaması, kendini ciddi bir biçimde sıkması, aynı zamanda bir psikolojik bunalımlı dönem geçirmesine neden olacaktır।&lt;br /&gt;Bu kelebek etkisi bütün insanların hayatında bir zincir gibi kendini gerçekleştirir। İyi davranışlar beraberinde başka diğer iyi davranışları getirir. Zamanında yapılan bir iş, yeni öğrenmeler için zaman bırakırken, yeni bir öğrenme insanın zihninin berraklaşmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;İnsanın nasıl bir hayat yaşayacağı ve yaşatacağı alışkanlıklarının niteliğinde yatıyor। Alışkanlıklar ailemizi, kişiliğimizi belirleyen en önemli etkendir.Bu nedenle sigarayı içen sadece kendine zarar vermez, beraberinde bir yaşam alanı yaratır. Yine ders çalışmayı sevmeyen bir öğrenci, kendisini izleyen diğer kardeşleri için bir yaşam alanı yarattığını unutmamalı.&lt;br /&gt;Alışkanlıklarımızı gözden geçirelim. İnsanin en zor değiştirebildiği davranışları belki alışkanlıklarıdır. Ya alışkanlıklarımız iyi olsun.Ya da onları iyileriyle değiştirelim.Bu değişim sadece sizin değişiminiz olmayacaktır. Sevdiklerinizin hayatini pozitif yönde değiştirmek için yeni bir alışkanlık yaratacaktır ; Yine işlerinin çoğunu, son anda yapan birisi, çoğu kez zaman konusunda sıkıntı yasar। Bu sıkıntılı yaşam onun stresli bir şekilde çalışmasına neden olur। Bu alışkanlığı hayatındaki diğer çalışmaları da etkileyerek onu belki de panik bir birey haline getirecekBir alışkanlık beraberinde başka bir alışkanlıkta oluşturabilir. Bir deneyimde bulunmamış bir birey, herhangi bir konuda karar vermek zorunda olduğunda, psikolojik sorunlar yaşaması, kendini ciddi bir biçimde sıkması, aynı zamanda bir psikolojik bunalımlı dönem geçirmesine neden olacaktır. Bu kelebek etkisi bütün insanların hayatında bir zincir gibi kendini gerçekleştirir. İyi davranışlar beraberinde başka diğer iyi davranışları getirir. Zamanında yapılan bir iş, yeni öğrenmeler için zaman bırakırken, yeni bir öğrenme insanın zihninin berraklaşmasını sağlayacaktır. İnsanın nasıl bir hayat yaşayacağı ve yaşatacağı alışkanlıklarının niteliğinde yatıyor. Alışkanlıklar ailemizi, kişiliğimizi belirleyen en önemli etkendir. Bu nedenle sigarayı içen sadece kendine zarar vermez, beraberinde bir yaşam alanı yaratır. Yine ders çalışmayı sevmeyen bir öğrenci, kendisini izleyen diğer kardeşleri için bir yaşam alanı yarattığını unutmamalı. Alışkanlıklarımızı gözden geçirelim. İnsanin en zor değiştirebildiği davranışları belki alışkanlıklarıdır. Ya alışkanlıklarımız iyi olsun.Ya da onları iyileriyle değiştirelim.Bu değişim sadece sizin değişiminiz olmayacaktır. Sevdiklerinizin hayatini pozitif yönde değiştirmek için yeni bir alışkanlık yaratacaktır (18/12/2007) yalçın arı &lt;******&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-944579512549108103?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/944579512549108103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=944579512549108103&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/944579512549108103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/944579512549108103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2007/12/alikanliklar-dnyasi_26.html' title='ALIŞKANLIKLAR DÜNYASI'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-2532921642802665464</id><published>2007-12-10T17:01:00.000+02:00</published><updated>2007-12-10T17:02:17.462+02:00</updated><title type='text'>Gülümseten Şiir...</title><content type='html'>&lt;a href="http://mozsarac.blogcu.com/4747434/" rel="bookmark"&gt;Gülümseten Şiir...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;GÜLÜMSETEN ŞİİR Hey dostum, sana söylüyorum; gülümse! Tatlı bir kahkaha ile kalk yatağından Aynada gördüğün yüze, bir öpücük at Aç perdelerini sonuna kadar Çek içine uyanan günü Çıplak ayak ile dolaş bir kere Belki de bilmediğin bir evdesin Belki de “evim” dediğin yerde, sadece “misafirsin” ! Dokun sana ait olan her ne varsa Bırakma hiçi bir düşü yarınlara Yıkarken yüzünü, suya iyi bak Unutma, okyanuslar gizlidir o bir tek damlada Yeter ki , yüreğinde tutuşsun bulutlar Hey, dostum ! Hiçbir ölü, ödeyemedi borcunu, Hiçbir ölü doğurmadı, bir çocuğu, Hiçbir çölde yetişmedi, düşen bir tohum, Yaşamın içindeysen içinde ol ! Yaşıyorsan eğer, adam gibi yaşa, Kitaplarda yazan gibi değil Veya “o dedi”, “bu demiş” gibi değil El için değil, âlem için değil Kendin için, doya doya… Hey dostum, sana söylüyorum gülümse! Bak Güneş ve Ay, hiç beklemedi seni, Her gün ne olacaksa oluyor, Ve her gün, ya senle ya da sensiz doğuyor O zaman, doldur ciğerini ve haykır “Ben diriyim” diye Yaşam benim ve bana ait, özgürüm diye Bırak “mışlar” ve “mişler”, Korkular ve endişeler kaybolsun Sen yeter ki, yeşert düşlerini… İsterse saksıda bir tek ot olsun, Senin olsun ! Ama, istediğin olsun… Pişmanlıklara değil, umutlara aç Seni dimdik tutan kalbini ! Kullanılmadık hiçbir eşyanı bırakma Söylenmemiş bir sözde Seninle yürüyenler olacaktır, önüne dikilenler olduğu kadar Onlara sıkı sarıl Çünkü hiçbir el boşlukta, asılıp kalmamalıdır! Bir hayatı kucaklamak ne güzel Ne güzel,bir hayale sahip olmak Hey dostum,sana söylüyorum Kafesinin içinde çırpınan, serçe değil Küllerinden dirilen “Zümrüt-ü Anka” ol Yaşamın kıyısında dolanma, Taa içinde ol Hadi dostum, gülümse ! NE OLMAK İÇİN DOĞDUNSA ONU OL !&lt;br /&gt; ERGUN ACEHAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-2532921642802665464?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://mozsarac.blogcu.com' title='Gülümseten Şiir...'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/2532921642802665464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=2532921642802665464&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2532921642802665464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/2532921642802665464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2007/12/glmseten-iir.html' title='Gülümseten Şiir...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-8754844377286773186</id><published>2007-08-25T15:21:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T15:22:02.362+03:00</updated><title type='text'>İyi ve Kötü</title><content type='html'>İyi ve Kötü Leonardo da Vinci 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı...İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı... Resmi yarım bırakıp bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı....Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı. Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek &lt;a id="linkzHighlighted_68" style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(255,0,0); LINE-HEIGHT: 1.7; BORDER-BOTTOM: rgb(255,0,0) 3px double" href="http://linkzcluster.reklamz.com/ztxt/ct?p=29&amp;amp;ka=68" target="blank"&gt;zamanı&lt;/a&gt; kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu... Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 'Ben bu resmi daha önce gördüm... ''Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. 'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...' İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır... Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır... Paulo Coelho&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-8754844377286773186?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/8754844377286773186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=8754844377286773186&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8754844377286773186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8754844377286773186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2007/08/iyi-ve-kt.html' title='İyi ve Kötü'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-8901175112553013091</id><published>2007-07-20T17:52:00.001+03:00</published><updated>2007-07-20T17:53:31.473+03:00</updated><title type='text'>Bugün Kendim Olmak istiyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cember.net/pr/ozge_bayram/30"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.cember.net/pr/ozge_bayram/30"&gt;Özge Bayram &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="643644"&gt;&lt;/a&gt;Bugün kendim olmak istiyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendim olmak istiyorum.... Bugün kendim olmak istiyorum.... En sevdiğim müzikle güne başlamak, En sevdiğim insanlarla kahvaltımı yapmak istiyorum. Bugün kendim olmak istiyorum.... Dert etmeden alttaki komşunun kulaklarını Ona inat bağıra bağıra şarkı söylemek isitorum. Ve bu akşam en sevdiğim tabaklarla ikram etmek istiyorum yemeğimi dostlarıma, Kaçı kırılacak, kaçının yaldızları silinecek diye dert etmeden... Bugün kendim olmak istiyorum. Sevdiklerimi aramak, onları ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum... Ve tabii ki çimlerde yalın ayak yürümek, Otobüs şöförüne kocaman bir tebessümle “Günaydııın!” demek Hatalarıma sadece gülümsemek istiyorum... Bugün kendim olmak istiyorum... Yüzümdeki maskeden sıyrılmak, Sevdiklerime doyasıya sarılmak Ve diğerlerinden sıyrılmak istiyorum... Bugün kendim olmak istiyorum... Herşeyden herkesten çok... Ama korkuyorum beni böyle de sever misiniz?... Yüzümdeki maskeden arındırdığımda kendimi Beni böyle görmek ister misiniz? Ben sadece kendim olmak istiyorum Çünkü biliyorum, Çünkü hissediyorum, Çünkü ancak o zaman YAŞIYORUM... Özge BAYRAM&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-8901175112553013091?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/8901175112553013091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=8901175112553013091&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8901175112553013091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/8901175112553013091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2007/07/bugn-kendim-olmak-istiyorum_5879.html' title='Bugün Kendim Olmak istiyorum'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-276721824708016669</id><published>2007-01-04T17:17:00.000+02:00</published><updated>2007-01-04T17:18:40.895+02:00</updated><title type='text'>başarı kültürü üzerine!</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Bir Amerikalı ile bir Rus işadamı ormanın içinde bulunan bir otelin çevresinde dolaşmaktadır. Aniden aç bir aslan üzerlerine doğru saldırmaya başlar. Her ikisi de korkup aynı anda ormanın içine doğru kaçarlar. Bu sırada Amerikalı oturarak çantasından spor ayakkabılarını çıkarıp giymeye başlar. Rus, bir yandan kaçarken bir yandan da şaşkınlık içinde sorar:-Sen o spor ayakkabılarını giyerek, aç bir aslandan daha hızlı koşabileceğini mi sanıyorsun?Amerikalı, spor ayakkabılarını giydiği gibi hızla koşmaya başlar. Önce Rus´u yakalar, sonra da geçer. Çünkü biri iş ayakkabılarıyla, diğeri spor ayakkabılarıyla koşmaktadır. Rus´u geçen Amerikalı dönüp cevap verir:- Ben o spor ayakkabılarını giyerek aç bir aslandan daha hızlı koşarım demedim, senden daha hızlı koşarım dedim!İş adamlarına yönelik düzenlenen "etkili yönetim ve liderlik becerileri" seminerlerinde sık sık anlatılan bu hikâyeden çıkarılabilecek üç ders vardır:1. Uzun vadede farklı sonuçlar almak için bugünden rakiplerin düşünmediği farklı bir şey yapmak gerekir.2. Amerikalılar ile Ruslar fıkralarda bile soğuk savaş yaparlar.3. Ormanda gezinirken, bir Amerikalının "yoldaşlığına" asla güvenmemek gerekir!Bu makalenin konusu Şark ile Garp´ın başarıya bakışının karşılaştırmalı analizidir.Hukuk mezunu bir kişisel gelişim uzmanı olduğum için başarı kültürü ile kişisel başarı süreci arasındaki ilişki hep ilgimi çekmiştir. Bu makale de şu temelde düşüldü: Işık Doğudan yükselirken, neden ve nasıl göz kamaştıran başarılar Batıdan yükseliyor?Başarı ve kültürün başarıya etkisiBaşarı, seçilmiş bir hedefin elde edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu seçilmiş hedefin elde edilme sürecinde yapılması ve yapılmaması gerekenler vardır. Bunları geçmiş deneyimlere ve mevcut gerçeklere göre yorumlayan kitaplara "başarı kılavuzu" denilmektedir. Bu tür kitapların temel varsayımı, başarının "öğrenilebilir" bir sonuç olduğudur.Ulusal başarı kültürü, bireysel başarı sürecini ciddi oranda etkilemektedir. Bu ilişki balıklar ile okyanus arasındaki ilişki gibidir. Balıklar nasıl ki içinde yaşadıkları okyanusun kaderine ve iç şartlarına tâbi ise, insanlar da içinde yaşadıkları kültürün "başarı töresine" tâbidir. Burada cevabı düşünülmesi gereken sorulardan biri şudur: Stephen Hawking, Malezya´nın bir kasabasında dünyaya gelse idi yine de ünlü bir fizikçi olabilir miydi?Başarı kültürlerini karşılaştırırken 7 soruya cevap aranmalıdır:1. Proaktif başarı kültürü mü yoksa reaktif başarı kültürü mü?2. Bireysel başarı mı, grup halinde gerçekleştirilen başarı mı üstün tutuluyor?3. Kadercilik anlayışı mı, kontrolcülük anlayışı mı baskın?4. Yeteneğe mi yoksa ilişkilere mi daha çok değer veriliyor?5. İç disiplin mi yoksa dış disiplin mi tercih ediliyor?6. Negatif düşünme mi yoksa pozitif düşünme mi üstün tutuluyor?7. Kanaatkârlık mı yoksa talepkârlık mı tercih ediliyor?Her iki başarı kültürünü değerlendirdiğimizde Doğu kültürünün reaktif davranış tarzını, grup halinde gerçekleştirilen başarıyı, kadercilik anlayışını, ilişkilerin ve dış disiplinin üstünlüğünü tercih ettiği, genelde hüzünlü ve negatif düşünmeyi seçtiği, kanaatkârlığı talepkârlığa tercih ettiğini düşünebiliriz. Batı kültürü ise bunların tersini yüceltmeyi tercih etmektedir."Avrupalı" başarı kültürüAvrupa ve Amerika toplumlarının oluşturduğu bu başarı kültürü son yıllarda hızla "Amerikan usulü"nün etkisi altına girmektedir. Amerikan usulü başarının temeli metodik ilerlemedir. Amerikalı akademisyenler ve işletmeciler yönetimin ve başarının kişilere göre değişmeyen, bilimsel, kontrol edilebilir yollarını arayıp durmaktadır. Amerikan başarı kültüründe risk alma ve rekabet etme özendirilmektedir. Bireysellik ve konformist eğilimler tercih edilmektedir. Toplum için değil, kendisi için başarma, en dipten en üste çıkmak teşvik edilmektedir.Yeni bir başarı kültürünün "olması gereken" temel kabulleri şöyle özetlenebilir:1. İnsanlar kendi kaderini seçebilir, değiştirebilir ve kontrol edebilir.2. Başarılı olmak öğrenilebilir ve öğretilebilir.3. Bir insanın hayatta başarılı olup olmayacağını belirleyen şey karşılaştığı olaylar değil, olaylar karşısında ne yaptığıdır.4. Her işi yapmanın daha iyi bir yolu vardır.5. Her zaman daha fazlasına, daha iyisine, daha çoğuna sahip olmak için çalışılmalıdır.6. Her insan başarılı olmak için gerekli iç kaynaklara sahiptir.7. Başarının ölçüsü, kişinin kendi isteklerini gerçekleştirme düzeyidir.8. Kişilerin neleri başarabilecekleri hakkındaki inançları, neleri başarabileceklerini de belirler.9. Dış başarının temeli iç başarıdır.10. Kişinin yapabileceklerinin limitini yetenek ve eğitim seviyesi, yaptıklarının limitini ise moral ve motivasyon seviyesi belirler.&lt;br /&gt;Mümin SEKMAN&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-276721824708016669?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/276721824708016669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=276721824708016669&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/276721824708016669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/276721824708016669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2007/01/baar-kltr-zerine.html' title='başarı kültürü üzerine!'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-4871880685898206659</id><published>2006-12-27T18:24:00.000+02:00</published><updated>2006-12-27T18:26:31.419+02:00</updated><title type='text'>. Nasıl İş Bulabilirim?.....Can Turanlı...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Sevgili Can Turanlı (farketing)'ın kendi sitesinde iş bulmakla ilgili izlenimlerini anlattığı güzel yazı dizisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; I. İyi eğitim almış bir sürü insan işsiz. Yapılan araştırmalara göre de, çok büyük bir grup da çalışırken iş arıyor. Firmalar, neden daha tecrübeli birisi varken, tecrübesiz birisini alayım diyor. Talep çok, arz az. İşe giriş çabası çok yüksek. Bu noktada, iş ararken nasıl fark yaratabilirsiniz diye düşünmek lazım. Niye benden daha iyi bir özgeçmişi olan değil ben? 5 yıl kadar önce, iş değiştirmeye karar verdim. Arkadaşlarım bir çok firmaya başvurup, hiçbir yerle görüşemezken ben içlerinde J&amp;J, Ezcacibasi, Nike olan bir çok iyi firmayla çeşitli pazarlama pozisyonları için görüştüm. Yaptığım şey büyük değil ama farklıydı. Sizce en azından istediğiniz firmalarla görüşebilmek için ne yapmak gerek? 5 yıl kadar önce ne yaptığımı ve aklıma gelen başka fikirleri gelecek hafta içerisinde sizlerle paylaşmaya çalışacağım. II. İşte, benim iş görüşmelerine çağrılmak için yaptıklarım. Bunlar iş görüşmesini tabi ki garantilemez ama şansınızı kesinlikle artıracağına inaniyorum. İyi tasarlanmis bir özgeçmiş Özgeçmişiniz bilgisayarda ve kağıt üzerinde ne kadar iyi görünüyor, ne kadar farklı duruyor? Bunun önemli olduğuna ne kadar inandıysanız, bunu 2 ile çarpın. Özgeçmişinizde fotoğrafınız olsun Düzgün bir fotoğrafınız muhakkak, özgeçmişinizde olsun. Sahibinden.com'daki istatistiklere bakın. Evet, araba satmıyorsunuz ama görmek çok önemli. İçeriğiniz inandırıcı olsun Yanlış bir varsayım: Özgeçmişinizi gönderdiğiniz firmaların sizin çalıştığınız firmaları ve yaptığınız işi yakından tanıdığını, bildiğini varsaymaktır. Özgeçmişimden bir örnek: "ACNielsen, world leader in marketing research." Devam edecek. Bu arada, bir önceki yazımda bahsettiğim firmalarlarla bir kaç kez görüşmeme rağmen, işe giren ben olmadım. III. İş hayatına yeni girmişken eksik olan ve iş aramada belkli en değerli şey, insanın kontaklarının olmasıdır. Eğer aileniz ya da yakınlarınızdan dolayı bağlantılarınız yoksa, lige 1-0 başlamışsınızdır. Başlangıç noktası, tanıdıklarınıza ulaşmaktır. Babam uzun bir süre, Dupontsa'da İnsan Kaynakları Müdürü (O'nun deyişiyle 'Personel Müdürü) olarak çalıştı. Her zaman şunu söylerdi, "Eşitler arasında tanıdığımın yakınını seçerim." Ben torpili sevmem demeyin, bunun torpille alakası yok. Özgeçmişimizde referansımızın olmasının nedeni de güvenilir olduğumuzu göstermek değil midir? Kime güvenirsiniz, yakınınıza mı, yoksa tanımadığınız bir isme mi? IV. Söylenene göre, özgeçmişinizle etkilemek için sadece 3-5 saniyeniz var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Tasarımınız ve içeriğiniz ne kadar iyi olursa olsun, şansınız yine de çok az. Eğer kontağınız yoksa, yapılabilecek tek şey, IK departmanına başvurmak gibi görünüyor. Benim yaptığım ve beni başarıya götüren yöntem. Doğru kişiyle, direkt kontakt - Capital Dergisi'nden, pazarlama müdürlerinin ismini bul. - Yeni terfi etmiş ya da şirkete girenleri işaretle, öncelikle onlara ulaşmaya çalış. Yeni olan değişiklik yapmak ister. - Bunlara mektupla kim olduğunu ve neden açılabilecek pozisyonlar için uygun olduğunu anlat. Muhtemel sonuç: pazarlama müdürünün özgeçmişinizi IK departmanına göndermesi. Gönderirken bu kişiyle görüşelim demese bile şansınız yüksek. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Sizce, pazarlama müdüründen gelen özgeçmişin mi, yoksa her ay gelen 1000 sıradan özgeçmişten birisinin mi şansı daha yüksek? 5 yıl önce aldığım sonuç, 20 başvurudan 5'i görüşmeyle tamamlandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a class="loginLink" href="http://www.farketing.com/fikirler/2005/03/nasl_i_bulabili.html" target="_new"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;http:&amp;shy;/&amp;shy;/www&amp;shy;.farketing&amp;shy;.com&amp;shy;/fikirler&amp;shy;/2005&amp;shy;/03&amp;shy;/nasl_i_bulabili&amp;shy;.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a class="loginLink" href="http://www.farketing.com/fikirler/2005/03/nasl_i_bulabili_1.html" target="_new"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;http:&amp;shy;/&amp;shy;/www&amp;shy;.farketing&amp;shy;.com&amp;shy;/fikirler&amp;shy;/2005&amp;shy;/03&amp;shy;/nasl_i_bulabili_1&amp;shy;.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a class="loginLink" href="http://www.farketing.com/fikirler/2005/03/nasl_i_bulabili_2.html" target="_new"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;http:&amp;shy;/&amp;shy;/www&amp;shy;.farketing&amp;shy;.com&amp;shy;/fikirler&amp;shy;/2005&amp;shy;/03&amp;shy;/nasl_i_bulabili_2&amp;shy;.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a class="loginLink" href="http://www.farketing.com/fikirler/2005/03/nasl_i_bulurum_.html" target="_new"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;http:&amp;shy;/&amp;shy;/www&amp;shy;.farketing&amp;shy;.com&amp;shy;/fikirler&amp;shy;/2005&amp;shy;/03&amp;shy;/nasl_i_bulurum_&amp;shy;.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-4871880685898206659?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/4871880685898206659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=4871880685898206659&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4871880685898206659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/4871880685898206659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/12/nasl-i-bulabilirimcan-turanl.html' title='. Nasıl İş Bulabilirim?.....Can Turanlı...'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-3324107389517351152</id><published>2006-12-27T18:18:00.000+02:00</published><updated>2006-12-27T18:19:32.379+02:00</updated><title type='text'>Kusura Bakmayın Bizim İçin Çok Fazlasınız</title><content type='html'>K&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;usura Bakmayın Bizim İçin Çok Fazlasınız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; Çalışma hayatınızda iddialı görevlerde bulundunuz. Kabarık ve içeriği zengin bir özgeçmişiniz var. Kendinizi yetiştirmişsiniz. Birçok mesleki kurs ve seminere katılmışsınız. Çok akıcı İngilizceniz var, hatta biraz Almanca ve Fransızcanız bile var. İşsizsiniz, iş arıyorsunuz veya çalışıyorsunuz, iş değiştirmek istiyorsunuz. Veya büyük bir gururla yüksek lisans veya doktoranızı tamamladınız. Çalışma hayatına yeni atılacaksınız. Bu gibi durumlarda birçok defa şu sözlerle karşılaşıyorsunuz: - Kusura bakmayın ama sizin nitelikleriniz söz konusu pozisyon için çok fazla. - No thanks, you are overqualified. Canınız sıkılıyor. Hem o görevi istiyorsunuz ve hak ettiğinizi düşünüyorsunuz ama karşınızdaki bunu kabul etmesine rağmen, fazla hak ettiğinizi düşünüyor ve size şans tanımıyor. Bu gibi durumlarda yapılması ve yapılmaması gereken şeylerin özeti aşağıda. - Randevu alma - Gelişigüzel cv göndermeyin. Özgeçmişinizde yer alan bilgiler gizlidir, önemlidir. Siz önemli birisiniz. Şirketlerin İnsan Kaynakları Departmanları genellikle belirli bir pozisyon için değerlendirme yaparlar ve o pozisyonun kriterlerine uymayan başvuruları ayıklarlar. Başvuru yaparken bu kriterlere uygunluğunuzu dikkatle kontrol edin. Kalan başvurular çok değerli de olsa arşive alınır. Bir sonraki değerlendirmede ise "eksiden başlar". İnsan Kaynakları uzmanlarının hafızası gelişmiştir ve önceki başvurunuzun pozisyonun gereklerine uymadığını hatırlarlar. - Sizin profilinizdeki kişiler için "danışmanlık firmaları" biçilmiş kaftandır. Ancak bu konuda da mümkün olduğunca seçici olmanız gerekmekte. Bu nedenle iyi bir araştırma yapıp en iyi olduğunu saptadığınız birkaç danışmanlık firmasına başvurmanızı tavsiye ederiz. Yazacağınız kapak sayfasını, o firmanın üst düzey yetkilisine hitaben yazmanız başvurunuzun sahiplenilmesinde olumlu bir etki yaratacaktır. Ayrıca kapak sayfasında, neden bu danışmanlık firmasını tercih ettiğinizi belirtmeniz, standart bir yazı yollamadığınızı gösterecek, böylece o firmayı özel kılacaktır. Özgeçmişinizi yolladıktan birkaç gün sonra, yetkili kişiyi arayıp randevu talebinde bulunabilirsiniz. - Eğer doğrudan bir işyerine başvuracaksanız; işyeri sahibinden (patron'dan) başlayıp aşağı doğru inerek en yetkili kişiye mümkünse telefonla ulaşıp randevu almaya çalışın. Telefonla ulaşamıyorsanız, elektronik posta göndererek bir randevu almayı deneyin, mailde özgeçmişinizi göndermeyin. Asla cep telefonundan aramayın. Zaman uygunsuz olabilir ve görüşme şansınızı kaybedebilirsiniz. - Telefonda, belirli bir pozisyon varsa bu pozisyona ne kadar uygun olduğunuzu, abartmadan anlatın. Genel bir başvuru yapacaksanız, özgeçmişinizi özetleyin ve o şirkete hangi konularda faydalı olabileceğinizi anlatın. Uzmanlık konularınızı belirtin. Görüşme yapmak için randevu isteyin. Telefonla görüşme süresi yaklaşık 3 dakika olmalıdır. Ancak karşı taraf kendi isteğiyle görüşmeyi uzatırsa, kesinlikle görüşmeyi bitiren taraf siz olmayın. Bırakın istediği kadar sorsun. Bunun için de ilk aramayı yapmadan önce özgeçmişiniz ve gerekli olabilecek notlarınız yanınızda olsun. Bu aşamayı geçip randevu aldıysanız, görüşme ile ilgili önerilerimiz aşağıda: Görüşme öncesi : - Bir gün önceden görüşme yapılacak yeri belirleyin. Ulaşım kanallarını, hangi ulaşım aracı ile ne kadar zamanda gidileceğini araştırın. - Giyim kuşamınıza dikkat edin. Erkekler için takım elbise, bayanlar için tayyör uygun olabilir. Mevsim yaz ve hava sıcaksa kısa kollu gömlekle yetinilebilir. Genel inanışın aksine Avrupalılar ve Amerikalılar da bu konuda bizden daha hoşgörülü değildir. Erkek adayların traş olması ve sürdüğü losyonun dozajını abartmaması uygun olur. Bayan adayların ise abartılı makyaj ve aksesuardan kaçınması gerekmektedir. Giysiler ütülü, ayakkabılar boyalı olmalıdır. Yanınızda mutlaka not alabileceğiniz bir ajanda ve de kalem bulunsun. - Yanınızda götüreceğiniz cv 'niz okunaklı yazılmış olsun. Fotokopi olmasın. Mutlaka renkli fotoğrafınız yapıştırılmış olsun. Bilgisayardan çıktı alıyorsanız fotoğrafınız gene renkli ve vesikalık kalitesinde olsun. Özgeçmiş hazırlamak için basılı kaynaklardan ve firmamızın internet sitesinden faydalanabilirsiniz. Özgeçmişiniz mükemmel hazırlanmış olmalı. Hedefiniz kısmını sakın atlamayın. Burada iş başvurusunu yaparken hedefinizi açıkça belirtin. - Eğer yabancı dil biliyorsanız, o dilde hazırlanmış bir özgeçmişi de yanınızda bulundurun. Kimbilir, belki de insan kaynakları yetkilisi ile yapacağınız görüşme çok olumlu geçerse, sizi hemen bir yabancı yönetici ile tanıştırmak isteyebilir. Mülakatın verimli olması için, bu kişinin önünde size ait veriler olması önemli… - Görüşmeden önce alkol, sigara, yatıştırıcı kullanmayın. Uykunuzu iyi alın. - Görüşmeye tam zamanında gidin. "Tam zamanı" olayını istediğiniz kadar abartabilirsiniz. Önceden saatinizi ayarlayın. Asansör veya merdiven çıkış süresini de dikkate alarak saniyesi saniyesine firmada olabilirsiniz. Bu sizin elinizde. Bunun karşı tarafta ne kadar olumlu etki yaratacağını tahmin edemezsiniz. Bir adım önde başlamış olursunuz. Erken gitmek 'olumsuz', geç gitmek 'çok olumsuz' etki yapar. Ayrıca yetkili kişinin o saatte programlanmış başka bir işi varsa görüşme şansınızı tamamen yitirebilirsiniz. - Sizi karşılayan kişi sizi bir süre bekletebilir, sizden form doldurmanızı isteyebilir. Bunları olumlu bir tavırla karşılayın. Düşünün ki bugün Genel Müdür koltuğunda oturan kişilerin çoğu o makama gelmeden önce form doldurmuşlardır. - Kabul edilebilir bekleme süresi 45 dakikadır. Bir mazeret göstermeden sizi daha fazla bekletirlerse nazikçe önemli bir işiniz olduğunu söyleyin, bir form doldurup teslim etmişseniz onu geri isteyin ve o iş yerini bir daha dönmemek üzere terk edin. Oradan size hayır gelmez. Onların zamanı nasıl önemliyse sizin ki de önemli. - Görüşme - Görüşmeye sessiz başlayın. İlk eylemin karşı taraftan gelmesini bekleyin. Nazikçe "Nasılsınız?" diye sorabilirsiniz. Ancak hava durumundan, dün geceki maçtan vs. bahsedip, fıkra anlatmaya başlamadan önce bunun görüşmeyi yaptığınız yetkili tarafından nasıl karşılanacağını bir tartmanız gerekir. - Sorulara kısa ve net yanıtlar verin. Sizden ayrıntı istendiğinde ayrıntı verin. Göz temasını koruyun. Bu yazıda genel mülakat tekniklerini anlatmayacağız. Çünkü konumuz "fazla" olma durumu. - Görüşmenin yaklaşık üçte biri kadar süresinin geçtiğini tahmin ettiğinizde (10 - 15 dakika içinde) özgeçmişinizi takdim edin. Bunu yapmadan önce söz ve davranışlarınızla karşınızdakinin önce "merak etmesini" sağlamaya çalışın. Cv'niz naylon koruyucu veya dosya içinde olsun. - Görüşme esnasında sizin niteliklerinizin işin gereğinden fazla olması konusu bir şekilde gündeme gelecektir veya hissedilecektir. Bu durumda yapmanız gereken şey: - İnkar etmeyin, o özelliğinizi küçük görmeyin. Konuşmayı mümkün olduğu kadar sizin niteliklerinizin ne olduğu konusundan, bu niteliklerin kullanılması ile o şirkete ne fayda sağlanabileceği konusuna çekmeye çalışın. Bir örnekle açıklamaya çalışayım. Diyelim ki İşletme Bölümü mezunusunuz ve İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine Yüksek Lisans yaptınız. Başvuru yaptığınız pozisyon ise Finans Sorumlusu. Yetkili kişi "Evet bu iş için İngilizce bilen eleman istiyoruz, ama çat pat olsa da yeter" derse, sizin yanıtınız "Zaten ben öylesine Master yapmıştım, aslında İngilizcem harikadır diyemem" şeklinde olmamalı. Onun yerine "Siz büyük/önemli bir şirketsiniz, literatür kullanırken iyi bir İngilizcenin çok faydası vardır, şirket olarak da mutlaka yabancılarla temaslarınız vardır, veya yoksa da bu küreselleşme sürecinde ileride mutlaka olacaktır. Ben de İngilizcem sayesinde, işimle ilgili literatürü çok yakından ve severek takip ederim. Yabancılarla konuşurken hata yapmam ve hatta yabancılar ile çok iyi iletişim kurarak şirkete farklı katkılar da sağlayabilirim. Bu sebeplerle şirketinize artı değer yaratacağımı ve faydalı olacağımı düşünüyorum" şeklinde bir yanıt çok daha olumlu etki yaratacaktır. Yani özet olarak konuşmanın "sizin fazla olan nitelikleriniz" kısmının ağırlık kazanmaya başladığını fark ettiğiniz zamanlarda konuşmayı derhal "benim niteliklerim sizin önemli şirketinize fayda getirir" ana fikriyle yönlendirmeniz uygun olacaktır. - Görüşme esnasında görüştüğünüz kişinin size yönlendirebileceği aşağıdaki sorulara hazırlıklı olun, size sormasa bile bu soru sorulmuş gibi yanıt vermeye çalışın - Bu iş sizi sıkar - Maaş sizi tatmin etmez - Daha iyisini bulup bu işi kısa sürede bırakırsınız - İş arkadaşlarınızla geçinemezsiniz Bu gibi sorulara önceden ne kadar hazırlıklı olursanız kısa devre yapılarak adaylığınızın düşmesine de o kadar engel olursunuz. Son olarak da sizin kendinize bile sormaya çekinebileceğiniz bir soru: - Başkalarının sizin niteliklerinizin altında bir işi kabullenmiş olduğunuzu düşünmeleri sizin için onur kırıcı olmaz mı ? - Bu soruyu genellikle önceden takınmış olduğunuz pozitif tutumu işaret ederek yanıtlayabilirsiniz. Her işin onur duyulacak bir iş olduğunu düşünen bir kişi olduğunuz imajını vermeye çalışın. Unutmayın iş bulmak zordur. Uygun işi bulmak ve uygun zamanda bulmak daha zordur. Yukarıda yazılanlar genellikle fazla deneyimli ve/veya nitelikleri fazla olduğu için iş bulma şansının azaldığını düşünen adaylar için geçerlidir. Ancak mülakata dair bazı konuların genele uygun olduğu unutulmamalıdır. İş arayış sürecinizde kolaylıklar dileriz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="loginLink" href="http://www.insankaynaklari.com.tr/bu_ise_fazlasiniz.asp" target="_new"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;http:&amp;shy;/&amp;shy;/www&amp;shy;.insankaynaklari&amp;shy;.com&amp;shy;.tr&amp;shy;/bu_ise_fazlasiniz&amp;shy;.asp&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-3324107389517351152?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/3324107389517351152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=3324107389517351152&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3324107389517351152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/3324107389517351152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/12/kusura-bakmayn-bizim-iin-ok-fazlasnz.html' title='Kusura Bakmayın Bizim İçin Çok Fazlasınız'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-7334618061435747245</id><published>2006-12-27T18:12:00.000+02:00</published><updated>2006-12-27T18:15:55.883+02:00</updated><title type='text'>Kendi işinizi nasıl kurarsınız?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Kendi işinizi nasıl kurarsınız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; Büyük paralar kazanma hayalinize adım adım yaklaşmak için adımlar atmaya başlamak için elinizde bir yol haritası olsun ister misiniz? O zaman aşağıdaki 5 öğüdü gözardı etmeyin: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;1) Kararlı Davranın. Bir işe girmeden önce nasıl bir iş yapacağınıza karar verin. Bunun anlamı şu: Nasıl bir marka üreteceğinize karar verin, markanızın servis olanaklarını sağlayın, satış yetkinizi çoğaltın. En iyisini yapmak&lt;/span&gt; için &lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;başkalarıyla beyin fırtınası yapın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;2) Dosya Hazırlayın. İş dünyasına girdiğinizde, markanızı yaratırken internet aracılığıyla imalatçılarla iletişim kurmaya çalışın. İmalatçılarla tanışmadan önce düşüncelerinizde kararlı olduğunuzu gösterin. Ticari markanızda ve pa tentinizde herhangi bir sorun olmadığını göstermeye çalışın. Franchise verip vermeyeceğinize karar verin. Bu konuda size yardımcı olabilecek internet adreslerinden yararlanın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;3) Piyasa Araştırması Yapın. Dosyanızı güvendiğiniz başka insanlara gösterin, beğenip beğenmediklerini, daha iyi olup olamayacağını sorun. Görüntünüze önem verin. Potansiyel müşterilerinizi gösteren bir araştırmayı ürününüzle birlikte sunun. Bunun için marka çalışması yapan firmalardan destek alabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; 4) Sermaye Çalışmalarına Başlayın. Ne kadar para ile başladığınız hiç önemli değil ama mutlaka bir şirket kurmak için çok paraya ihtiyacınız olacaktır. Bunun için kredi almayı düşünebilirsiniz. Banka müdürleriyle konuşarak hangi koşullarda kredi alabileceğinizi öğrenin. Düşünceleriniz için size kaynak sağlayacak sponsorlar bile bulabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt; 5) Kendinize Hedef Koyun. Gerekli çalışmaları tamamladıktan sonra kendinize haftalık, aylık ve yıllık hedefler koyun ve onlara göre hareket edin. Başarınızın kesintiye uğramaması için ulaşabileceğiniz hedeflere göre hareket etmeniz çok önemli. Böylece hiçbir zaman motivasyonunuzu kaybetmemiş olursunuz. cosmopolitan &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-7334618061435747245?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mozsarac.blogspot.com/feeds/7334618061435747245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20266296&amp;postID=7334618061435747245&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7334618061435747245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/7334618061435747245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/12/kendi-iinizi-nasl-kurarsnz.html' title='Kendi işinizi nasıl kurarsınız?'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113827164963515943</id><published>2006-01-26T12:32:00.000+02:00</published><updated>2006-01-26T12:34:09.650+02:00</updated><title type='text'>GENÇ BİR İŞADAMINA İLK KAYNAK...Emre Yılmaz</title><content type='html'>"Genç işadamı; başarı grafiğin, dört büyük engeli aşmakla doğru orantılıdır.&lt;br /&gt; 1. Allah 2. Kanunlar. 3. Başkaları 4. Vicdanın. Allah Allah'ı aşmak bugün hemen herkesin becerebildiği bir marifettir. Seni bir çift gözün hep takip ettiğine, her yaptığını görüp yargıladığına ve ölünce seni cezalandırabileceğine içtenlikle inanıyorsan, derhal ya bir tekkeye ya da bir manastra kapan. Dua et. Aşkla çoş... Kanunlar bu engeli aşmak biraz daha zordur. Kanunları kim koymuş? Anadolu'nun Azizleri, Yunuslar mı? Hayır senin benim gibi akıllı işadamları. Niye koymuşlar? Bizi deli azizlerden korumak için. Mülkiyet Hakkı Allah'ın bir karış toprağına "benim" diyebilme hakkı. O topraktan kurdu, kuşu, çalı-çırpısıyla tüm doğayı ve insanları söküp atabilme hakkı. Mülkiyet hakkı. Bundan büyük saçmalık olur mu? Başkaları Sıradaki üçüncü engelimiz için Sartre "cehennem başkalarıdır" demiş. Her büyüyen işadamı için "O hırsızdır" derler. "Bu kadar para alınteri ile kazanılır mı?" derler. Pazardan alışveriş eden teyzeler, taksi şoförleri, kütüphane memurları, edebiyat öğretmenleri, o halim selim saflar haklıdırlar. Birgün o aptalca ve basma kalıp sözlerinin doğru, yüksek ve felsefi olduğunu anlarlarsa ortalık karışır. "Ayıp ayıp" Başkaları hep böyle der. Vicdan Vicdan; bütün bu engelleri geçeceğini bilen filozofların senin önüne koyacakları en büyük manidir. Okyanusları aşar gelirsin, buna takılırsın. Psikiyatristlere "düşersin". Hint felsefelerine sarılırsın. Uzak yerlere seyahat edersin. Okullar, hastaneler, camiler yaptırırsın. Olmaz. Olmaz. Olmaz. Ama Korkma, sebat et. Zamanla vicdanını da, vatan-millet için çalışan hayırlı bir evlat olduğun masalı ile kandırırsın. "Bu kadar adam çalıştırıyorum. Hepsi benden ekmek yiyor. İhracat yapıyorum. Memlekette araba lastiği yoktu, şimdi taa Amerikalara kadar satıyorum." İşadamının ağzından bu nakaratlar düşmez. Aslında ikna etmeye çalıştığı kendi vicdanıdır. Vicdan. O başkalarının göremediğini gören, yüreğindeki bir çift göz. O lanet olası gözler. Sadık bir köpek gibi sana yumuşak yumuşak bakan gözler. Ruhunu sattığın gün vicdanını da sattığını zannetme. Ruh satılır. Vicdanını ise yavaş yavaş boğmalısın. Bir köpek yavrusunu boğar gibi. Boğulur da it oğlu it merak etme. "Benim vicdanım rahat." Öyle mi ? Tamam genç dostum; artık senin için yapılacak bir şey yok. Gel yolumuza devam edelim." EMRE YILMAZ "Genç Bir İşadamına" İlkkaynak Yay. Haziran 2001. KATILANLAR İÇİN DEĞİŞİK BİR BAKIŞ AÇISI OLUR DİLEKLERİMLE...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113827164963515943?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113827164963515943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113827164963515943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gen-bir-iadamina-ilk-kaynakemre-ylmaz.html' title='GENÇ BİR İŞADAMINA İLK KAYNAK...Emre Yılmaz'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113783802238015970</id><published>2006-01-21T12:04:00.000+02:00</published><updated>2006-01-21T12:07:02.400+02:00</updated><title type='text'>NIETZSCHE'den MEKTUP</title><content type='html'>Nietzsche'den mektup&lt;br /&gt; Oyle bir hayat yasiyorum ki,&lt;br /&gt; Cenneti de gordum, cehennemi de&lt;br /&gt;Oyle bir ask yasadim ki&lt;br /&gt;Tutkuyu da gordum, pes etmeyi de&lt;br /&gt; Bazilari seyrederken hayati en onden&lt;br /&gt;Kendime bir sahne buldum oynadim&lt;br /&gt;Oyle bir rol vermisler ki&lt;br /&gt; Okudum okudum anlamadim.&lt;br /&gt; Kendi kendime konustum bazen evimde&lt;br /&gt; Hem kizdim hem guldum halime&lt;br /&gt; Sonra dedim ki "soz ver kendine"&lt;br /&gt; Denizleri seviyorsan, dalgalari da seveceksin&lt;br /&gt; Sevilmek istiyorsan, once sevmeyi bileceksin&lt;br /&gt;Ucmayi seviyorsan, dusmeyi de bileceksin&lt;br /&gt; Korkarak yasiyorsan, yalnizca hayati seyredersin&lt;br /&gt; Oyle bir hayat yasadim ki, son yolculuklari erken tanidim&lt;br /&gt; Oyle cok degerliymis ki zaman&lt;br /&gt;Hep acele etmem bundandi&lt;br /&gt; Anladim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113783802238015970?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113783802238015970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113783802238015970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/nietzscheden-mektup.html' title='NIETZSCHE&apos;den MEKTUP'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113749910971829758</id><published>2006-01-17T13:57:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T13:58:29.723+02:00</updated><title type='text'>Babam,ben ve kardeşim</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/babamveo%3F%3Fullar%3F%3F.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/babamveo%3F%3Fullar%3F%3F.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113749910971829758?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113749910971829758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113749910971829758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/babamben-ve-kardeim.html' title='Babam,ben ve kardeşim'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681772346706457</id><published>2006-01-09T16:41:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:42:03.466+02:00</updated><title type='text'>İŞTE BEN....</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/ben.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/ben.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681772346706457?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681772346706457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681772346706457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/ite-ben.html' title='İŞTE BEN....'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681765156252142</id><published>2006-01-09T16:40:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:40:51.563+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gaziantep bakır elişi ürünleri ve şark köşesi&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27009.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681765156252142?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681765156252142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681765156252142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gaziantep-bakr-elii-rnleri-ve-ark-kesi.html' title=''/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681756045062282</id><published>2006-01-09T16:37:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:39:20.450+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27005.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27005.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  Gaziantep Kalesi&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681756045062282?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681756045062282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681756045062282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gaziantep-kalesi.html' title=''/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681745136400374</id><published>2006-01-09T16:36:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:37:31.370+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Zeugma 'dan bir mozaik örneği&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27003.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27003.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681745136400374?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681745136400374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681745136400374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/zeugma-dan-bir-mozaik-rnei.html' title=''/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681680121283167</id><published>2006-01-09T16:25:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:26:41.213+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gaziantep Cumhuriyet alanı ve anıtı&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27002.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681680121283167?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681680121283167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681680121283167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gaziantep-cumhuriyet-alan-ve-ant.html' title=''/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113681670004432918</id><published>2006-01-09T16:23:00.000+02:00</published><updated>2006-01-09T16:25:00.050+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gaziantep  Kavaklık  Mesire ve Yürüyüş Alanı&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27001.0.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27001.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113681670004432918?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681670004432918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113681670004432918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gaziantep-kavaklk-mesire-ve-yry-alan.html' title=''/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20266296.post-113629979235674633</id><published>2006-01-03T16:48:00.000+02:00</published><updated>2006-01-03T16:49:52.360+02:00</updated><title type='text'>Gaziantep</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/640/27001.jpg"&gt;&lt;img style="CLEAR: all; FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5045/2026/320/27001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&lt;a href='http://picasa.google.com/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20266296-113629979235674633?l=mozsarac.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113629979235674633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20266296/posts/default/113629979235674633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mozsarac.blogspot.com/2006/01/gaziantep.html' title='Gaziantep'/><author><name>MOZSARAC</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
